Home / Genel / 5 Yıldız: Online Demokrasi mi, Online Otoriterlik mi?

5 Yıldız: Online Demokrasi mi, Online Otoriterlik mi?

İnternetin gençler ve beyaz yakalılar arasında ana medya olması, toplumsal yapıları değiştiriyor, karmaşıklaştırıyor. Hong Kong’dan Mısır’a, Gezi’den Brezilya’ya, Bulgaristan’dan, İtalya’ya “Facebook kuşağı” sahneye çıkıyor. Mevcut parlamenter sistem ve medya yapısı, bu yeni postmodern kuşakla ilişkisiz kalıyor, adeta toplumun bir kesimi ana gövdeden kopuyor, İnternet etrafında kendi dünyasını yaratıyor.

İnternet’in herkesi anlık iletişime katışı, yepyeni bir demokrasi modelinin doğum sancılarını da beraberinde getiriyor doğal olarak. Ancak, İnternet yepyeni bir dünya yaratırken, kendi karanlıklarını da üretebilme potansiyelini taşıyor. Örneğin, geçtiğimiz aylarda İnternet üzerinden gerçekleştirilen her türlü iletişimin kayıt altına alındığı şoku, ABD’yi ve Batı dünyasını hala sarsıyor.

İnternet şimdi bir medya olmanın ötesinde global mutsuzlara yeni bir demokrasi imkanı vaat ediyor. İtalya’da 5 Yıldız Hareketi online sivil hareketin en gözde örneği olarak karşımızda duruyor. Şeffaf, katılımcı, demokratik-alternatif bir online siyasi model olmanın yanı sıra, otoriter liderlik, ucu açık bir popülizmle faşizmin dijital bir versiyonuna kadar uzanabileceğinin de ipuçlarını vererek mercek altına alınmasını hak ediyor.

Siyasete küfür ile başladı

5 Yıldız Hareketi (M5S), İtalya’nın en popüler komedyenlerinden Beppe Grillo tarafından 1999’da kuruldu. Hareket ilk kitlesel başarısını 2007’de, Grillo’nun yozlaşmış politikacılara ve devlet adamlarına karşı düzenlediği V-Day (V= ‘Fuck you’) festivaliyle kazandı. İnternet üzerinden de yayınlanan miting bir anda kitleselleşti. Sisteme inancını yitirmiş kızgın göstericileri arkasına alarak Grillo tam 12’den vurmuştu. Hemen arkasından online tartışma gruplarını bir sosyal platformda bir araya getirip, ana akım medyayı pas geçerek, sınırsız ifade özgürlüğünü kutsayarak kendi ağlarını oluşturmaya başladı. Arkasından meşhur blog’u geldi. O sırada hareketin perde arkasındaki diğer lideri Casaleggio devreye girmişti bile. Casaleggio, online marketing, Web dizayn ve PR alanında uzmanlaşan bir şirket olarak hareketin dijital alt yapısını oluşturmaya başladı. Grillo hızla İtalya’nın en çok takip edilen blog yazarı haline geldi. Bu arada, iki lider M5S’i, tüm hakları kendi üzerlerinde olmak üzere, bir marka olarak tescil etmeyi de ihmal etmediler.

Hareketin parti olarak resmi kuruluşu Grillo tarafından blog’unda ilan edildi. Herhangi bir partiye ya da siyasi örgüte üye olmamak, daha önce herhangi bir suçla ilgili ceza almamak, bir dönemden daha fazla partide görev almamak, M5S’in sivil grubuna seçilmek için ön şartlardı. Ancak Grillo’nun her aday üzerinde veto hakkı vardı. Online hareketin ilk sınavı 2012’de yerel seçimlerdi. Dört kentte belediye başkanlıklarını kazanan Grillo, sadece online kampanyanın yeterli olmadığını görmüş, mitingler de yapmaya başlamıştı. Mitinglerde, hedefteki politikacıların isimlerini çarpıtarak yeni isimler yaratmaya, şakalara, suçlamalara uzanan basit ama etkili bir dil kullanıyordu.

M5S’ın programı beş amaç üzerine kuruluydu: Temiz enerji, parasız İnternet bağlantısı, kamunun kontrolüne geçen su kaynakları, temiz atık toplanması ve refah devletine dönmek. Daha sonra bu program genişletilse de ana vurgu yozlaşmış politikacıların imtiyazlarını kaldırmak, devlet monopollerinin lağvedilmesiyle kamu masraflarını kısıp borçları azaltmak ve çevresel sorunları vurgulamaktı. Ekonomi, dış politika, AB politikaları boşluktaydı.

Grillo İtalyanlar’a ilaç gibi geldi

Anti kurumsal bir hareket olarak M5S baş döndürücü bir hızla yükselmeye başlamıştı. 70’lerden bu yana politik skandallarla boğuşan ülkede, Berlusconi’yle siyasetin alenen fuhuş, rüşvet, suç batağına çekildiğini yaşayan, kirli politikacılardan gına gelmiş İtalyan halkına Grillo’nun keskin politika eleştirisi ilaç gibi geliyordu.

M5S’in gelir düzeyi yüksek kesim dahil her sınıftan oy almasının temel nedeni de online, şeffaf bir ortamla herkesin sistem içinde kendini ifade edebilme fikrinin cazipliğiydi. Ayrıca işçi haklarının korunmasını talep eden tavrı, işçi sınıfının oylarını almasına yol açıyordu.

Öte yandan, ofis adresi olarak Grillo’nun web adresi olarak gösterilen hareketle temas ancak Grillo’nun e-mail adresi üzerinden kurulabiliyordu. Grillo, TV’de elde ettiği ünü hızla politik bir yöne tahvil etti, ama bir yandan da o hala bir komedyen olduğunu iddia ediyor, politikacı sıfatından kendini uzak tutuyordu. Bu arada, İtalya’ya sığınan göçmenlerin vatandaşlık hakkını almasına karşı çıkarak, sağ bir popülizm sergiledi. Ayrıca hareketi sadece İtalyan vatandaşlarına açık tutması, milliyetçi damarını işaret ediyordu.

Aslında M5S, politikacılardan nefret, sosyal sorumluklardan kaçınmak, hiç bir konuya kendini adamayan yüzer gezer, her şeye muhalif tavrıyla, yine bir komedyen gazeteci olan Giannini’nin 40’ların sonunda kurduğu “Sıradan Adam” partisine çok benziyordu.

İlk seçimlerde beklenmeyen başarı

2013 Şubatı’nda yapılan genel seçimlerde M5S oyların yüzde 26’sını alarak şaşırtıcı bir şekilde ipi önde göğüsledi. Seçimlerden sonra hiç bir partinin çoğunluğu sağlayamaması üzerine kitlenen hükümet kurulması sürecinde, Grillo, mevcut partilerle işbirliği yapmayacağını ilan etti. Hükümeti kurma görevini üstlenen merkez sol parti PD’yi desteklemeyince, iktidar bir kez daha Berlusconi’nin partisi PDL’ye gitti. Grillo, Berlusconi’den kurtulmak istediklerini her fırsatta söylerken, bu fırsatı tepti ve iktidarı altın tepside Berlusconi’nin partisi PDL’ye sunmuş oldu.

Online despotluk

Grillo bu arada M5S üyelerinin “yoz” TV talk show’larında gözükmesini yasakladı. Ama onu dinlemeyip sol bir kanalda tartışma programına çıkan iki üyesini partiden attırınca hareket içinde Grillo’ya karşı muhalefet büyümeye başladı. Partinin Şubat’ta aldığı yüzde 26 oy oranı son kamuoyu yoklamalarına göre yüzde 18’lere gerileyince, hareketin yıldızının sönmeye başladığı yorumları yayılmaya başladı.

Çoğu gençlerden oluşan taraftarları,  hareketi geleneksel yetkilendirme ya da hiyerarşiye sırt çevirerek, eşitlikçi, katılımcı bir demokrasinin öncüsü olarak tanımlıyor. Diğer yandan İnternet’in sunduğu demokrasi imkanının, Grillo örneğinde, geleneksel, tepeden her şeye karar veren lider kültüyle tam aksi yöne gidebileceği, online despotluğa kayabileceğini de gösteriyor. Ancak, hareketin asıl stratejisti sahne arkasındaki lider Gianroberto Casaleggio. Milan bazlı web şirketi “Caseleggio Associates” partinin arkasındaki asıl güç olarak  gösteriliyor.

İçeriği boşver, kara mizaha bak

Grillo bir lider gibi davranmasına karşın sahnede hala tam bir komedyen. Aşağılamalarla, küfürlerle, “Politikacılar evinize dönün”, “Mafya pisliktir” “Yolsuzluk bitmeli” gibi popüler ama içi boş sloganlarla orta sınıfı cezbediyor. Politik tartışmalar biraz daha derine inerse, mutlaka bir kahkaha veya şakayla kesiliyor. Blogunda yaptığı yorumların politik bir duruş mu yoksa bir şaka mı olduğu pek belli değil. Kısacası M5S’in siyasi temel ilkelerinden, ciddi meselelerde duruşundan söz etmek zor. Kararlar doğaçlama verilebiliyor ya da lidere delege ediliyor. Aslında içerik olarak bu herhangi bir temelden yoksun kaotik yapısı, tam tamına da Facebook sayfalarında çoğu kez farklı düşünceden görüşlerin birbiri arkasına “post” edilmesinden farklı değil. Grillo,  sanki İnternet’in mevcut halinin somut dünyadaki yansıması olarak politikada sörf yapıyor.

Taraftarlar her kesimden

Birkaç yılda hızla taraftar kitlesi büyüyen hareketin profiline baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor: Taraftarların çoğunluğu ilk politik deneyimlerini Grillo’nun tartışma gruplarında yaşamış. Bunu dışında, hayal kırıklığına uğramış solcular ve mevcut partilerden bıkmış olanların yanı sıra daha muhafazakar, hatta yabancı düşmanı veye faşist fikirlere yakın olanlar da hareketin içinde. Grillo, hareketin bu her telden çalan profiline ilişkin olarak demokrasinin her türlü görüşü barındırdığını ileri sürerek cevap veriyor. Seçmenlerin yüzde 46’sı soldan, yüzde 39’u  sağ kanattan geliyor.

Online takipçilik

Grillo’nun Facebook sayfasını 1 milyon kişi takip ediyor. Yine Twitter’da 900 bin takipçisi var. Blog, belki de dünyada online takipçiliği politik etkiye dönüştüren en başarılı örnek. Blog’un yönetimi tamamen Grillo’ya ait. İstediği zaman yazı post ediyor ya da kimin post edeceğine karar veriyor. Postlara yapılan yorumlar gelişigüzel, rastgele. Yorumlar modere edilmediğinden hiçbir zaman kapsamlı bir tartışmaya dönüşmüyorlar. Bu da blogun demokratik bir enstrüman olma işlevini kaldırıyor. Bir anlamda, Grillo, blogger’dan çok, sanki karşısındaki pasif TV izleyici kitlesine sürekli her konuda postlarını yayınlayan bir TV yayıncısı gibi davranıyor.

Grillo ve takipçileri, İnternet’in otomatik olarak kendiliğinden özgürlüğü sağladığına güçlü bir inanç duyuyorlar. Hatta, her iyi vatandaşın ve M5S taraftarının bir Facebook sayfası olduğu varsayılıyor. Oysa bu sadece İtalya’nın yarısı için geçerli.

Dijital diktatörlüklerin işaretçisi mi?

Tamamıyla online bir demokrasiyi getirme iddasıyla yola çıkan ve ilk adımda büyük bir başarı da kazanan hareket, anti kurumsallık ile popülizm arasında gidip gelen, muğlak bir hareket olmanın zaaflarını taşıyor. Hareketin en önemli sorunu, tek lider kültü yörüngesinde dönmesi. Grillo’nun otoriter, kararları tek başına alan yönetim tarzı, online, katılımcı demokrasi fikriyle kökten bir çelişki yaratıyor. Klasik organizasyonlarda görüldüğü gibi lider, sadece kendisine sadık taraftar istiyor; karşı gelenleri de partiden atarak cezalandırmakta hiç gecikmiyor. Hareket iddia edildiği gibi yatay olarak değil, dikey “tek kişilik” bir hıyerarşi ekseninde ilerliyor. Tüm hareketin siyaset kurumuna karşı olarak anarşist temeller üzerinde başlaması ilk başta kitlelere çok sevimli gelse de, temel sorun, hareketin bir vizyonunun ve stratejisinin olmaması. Ülkenin sosyal ve ekonomik sorunları, sadece Grillo’nun anlık yorumları üzerinden gündeme geliyor. Grillo’nun itiraz kültürü, sağlıklı, kapsamlı bir politika analizine dayanmıyor. Sadece popüler duygulara seslenen bir muhalefet, boşluktaki kitleleri cezbedebiliyor, ama somut bir vaatte bulunmuyor.

21. yüzyılda online bir parti olarak M5S gerçekten incelenmeye değer bir sosyal fenomen. Online demokrasi gibi başlangıç noktası çok doğru olan bir hareket, lider sultasıyla klasik bir otoriter yapıya dönüşebiliyor. Aslında M5S, İnternet’in kaotik, popülist, basit, birbiriyle çelişen görüşleri ve profilleri bir arada tutan yapısının bir ürünü. İnternet’in tek başına her şeye yeterli olacağı, her cevabı kendiliğinden üreteceği varsayımı, hareketi bir blog olmanın ötesine götürmüyor. İtiraz kültürü, online ortamla birleşince, bir enerji yaratıyor ama, organize bir düşünsel altyapı sisteminden yoksun, tek adamlığa dayanan hareketlerin ucunun modern Mussolini’lere dayanabileceğini göstererek geleceğin dünyasında dijital diktatörlükler olasılıklarını işaret ediyor.

New York’ta yayınlanan Posta212 adlı gazetede köşe yazarı olan Ahmet Buğdaycı, sosyal, ekonomik araştırmalar ve trend analizleri üzerinde uzmanlaşmıştır.

Yazarın www.dunyalilar.org’ta yayınlanan diğer yazıları

Kimsenin Birbirine Güvenmediği Bir Ülke
Ey Gezici Arkadaş İktidara Nasıl Gelirsin 
Gezi Partileşirse Ne Kadar Oy Alir
İslam Demokrasi Mısır Türkiye ABD
Gezi Kamuoyu Aktörlerini Nasıl Teşhir Ediyor 
Gezi Direnişini Laik CHP Analiziyle Açıklamanın Tarihsel Yanlışlığı
Amerika Düşünce Kuruluşları Gelişmeler İçin Ne Diyor?
Dünyadan Türkiye Nasıl Görünüyor 
Big Brother Değil Big Data İnternet Kayit Altında
Mısır’da Sorunun Kökeni Ulusal Kimsizlik 

 

 

Rastgele Haber

Türkiye’de kadın olmak

9 Mayıs Dünya İstatistik Günü. İstatistikler kadınlar için ne gösteriyor dersiniz? Sadece rakamları paylaşalım yorum …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir