Home / Genel / AKP Kendi Paralel Devletini Kurarken

AKP Kendi Paralel Devletini Kurarken

Türkiye’deki her şey Kurtlar Vadisi’sini bile sollayacak bir dizi filme döndü. 11 yıllık dizide Ergenekon ile iktidar aynı çizgiye geldi. Avrasyacı, ulusalcı generaller ile Şangay Beşlisi’ne katılmak isteyen Erdoğan buluştu. Askeri vesayeti AKP’nin değil Cemaat’in bitirdiği ortaya çıktı. Vesayeti bitirmek için orduya kumpaslar kurulması gibi entrikalar da eksik değildi. Hatta kilit noktasını yargı oluşturan 2010 referandumunun galibinin de AKP değil aslında Cemaat olduğu anlaşılmıştı.

Gücü ortağıyla paylaşmak istemeyen Erdoğan, Cemaat’e dershanelerin kapatılması kararıyla öldürücü bir darbe vurunca, bakanlar ve oğulları, ayakkabı kutularındaki milyon dolarlar, İran’la karanlık ilişkiler ortaya döküldü.

Bir anlamda AKP “paralel devlet” tarafından “dolandırılmıştı”. Aslında temel sorun, bu paralel devlet üyesi dediklerinin kendine değil de başka birine biat etmesinden başka bir şey değildi. Yine de iktidarın Batı kontrolünden çıkarak eksen değiştirmesi, işin içinde dış güçler ihtimalini  de akla getiriyordu.

Şimdi dizide Erdoğan, paniğe girerek hukuk devletini dinamitleyecek adımlar atıyor. Öncelikle oğluna kadar uzanan, temelde yasal görevlerini yapan kurumların delillerle ortaya koyduğu yolsuzluk iddialarını temizlemek yerine, odağı komplolara çekiyor.

KENDİ PARALEL DEVLETİNİ OLUŞTURUYOR

Ama en önemlisi, paralel devlet diye ortaya “kendi paralel devleti” çıkıyor. Tüm uygar dünya tarafından anti-demokratik olarak damgalanmış, Orta Doğu ve komşuları tarafından izole edilmiş bir devlet bu.

Kendi medyalarından verdiği tüm mesajlar aslında sadece kendi seçmenlerini etkilemeye yönelik. O yüzden, “küresel vesayet, istiklal savaşı” gibi kimsenin anlamadığı mesajların tutarlı olması pek gerekmiyor. Tüm yerli yabancı siyasi yorumcular boşuna Erdoğan’ın konuşmalarını çözmeye çalışıyor. Çünkü Başbakan sadece kendi kitlesine mesaj veriyor.

AKP seçmeninin gazete okuru yerine daha çok TV seyircisi olması, paralel devletin işini ve kitlesini istediği yöne çekmesini kolaylaştırıyor, zira tüm TV’ler Erdoğan’ın elinde. Elindeki seçmen de aslında tüm seçmenlerin yüzde 40.5’i, yüzde 50’si değil. (yüzde 50 seçime katılan ve geçerli sayılan oylar üzerinden alınan oran.)

Yani AKP’nin yeni paralel devleti, hiç oyu düşmeyeceği varsayımıyla bile, yüzde 40’lık bir seçmene, medyasına, dizayn ettiği polisine, dizayn edeceği yargısına dayanıyor. Diğer yüzde 60’ın bu anlamda bir devleti yok. Eğer, Gezi’deki gibi sokağa dökülmezlerse, eleştiri yapmazlarsa, paralel devletin hizmetlerinden yararlanabilirler.

PARALEL DEVLETİN OMURGASI: İNŞAAT EKONOMİSİ

Ancak paralel devletin asıl gücü kendine bağlı bir ekonomi ve İslamcı girişimci sınıfı yaratmasından kaynaklanıyor. Bu yapının ana omurgası da dev bir inşaat-enerji ekonomisi üzerinde şekilleniyor.

AKP iktidarı süresince 200 milyar dolarlık, dünyada bu alanda en büyük, inşaat projeleri yürütüldü. İnşaat sektörü emek yoğun yapısı itibarıyla işsizliği azaltarak ekonomiyi canlandırıyor, kırsal alanda yaşayanları apartman dairelerine sokuyor, otoyollarla, AVM’lerle yoksul kitleleri modernizmle tanıştırıyordu. Batı’dan sıcak para, Körfez’den İslami sermaye oluk oluk bu sektörün finansmanına akıyor, yeni Türkiye inşaat sektörü ile büyüyordu. Erdoğan’a bizzat bağlı, yeni elit bir girişimci sınıfı ile dönen bu sektör, şeffaflıktan uzak, bulanık yapısıyla yolsuzluk batağının da simgesi oluyordu.

Yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınanlar arasında, mega projelerden  2.5 milyar dolarlık üçüncü köprü ve 14 milyarlık dolarlık yeni havaalanını inşa eden şirketlerin yöneticilerinin, Ağaoğlu gibi Türkiye’nin en büyük inşaat devlerinin bulunması da tesadüf değildi.

Aslında Türkiye’nin övündüğü bölgesel güç iddiasının yeni simgeleri, mega projeler birbiri ardına yükselirken, kapalı devre ihaleler karanlık yolsuzluk batağını besliyordu.

Ancak paralel devletin artık ekonomide büyüme hızı kesildi. Dış dünyayla bağlantılarını koparan, Batı’ya arkasına dönen politikalarla gelen istikrarsızlık, şimdi yabancı yatırımcıyı hızla kaçırıyor. Ekonomik kriz kapıda, ama inşaat projeleri hala hız kesmiyor. Tahminlere göre 100 milyar dolarlık inşaat projeleri devreye girmek üzere.

Son dönemlerde bu mega inşaatçıların medya baronları olmaya başlamalarıyla paralel devletin yapılanması yeni bir aşamaya erişti.

AKP ilk iki döneminde yüzde 5’in üzerinde bir ekonomik büyüme hızı yakaladı. Yoksul sınıfları gelirin yeniden dağıtılmasıyla orta sınıf katmanlarına doğru itti. Ulaşımda ve sağlıkda ciddi adımlar attı. Ancak dönüp dolaşılıyor, ana gelişme ekseni inşaat ve enerji üzerinde dönüyordu.

Türkiye’nin en büyük şirketlerine bakıldığında ya enerji ya inşaat sektörü karşımıza çıkıyor. İnşaat sektörü daha çok 20 yüzyılın başlarındaki bir dünyaya karşılık geliyor. Bir süre zenginlik yaratıyor, kitlelere iyi geliyor, ama sonra balonu patlıyor.

Ülke inşaatla büyümeye çalışınca, başlardaki gelişme de durağanlaşıyor, yerinde sayma başlıyor. IMF verilerine göre son 10 yılda Türkiye GSMH büyümesi açısından 67. sıradaki yerini korudu. Yani 10 yılda yerimizde saydık.

Pek çok ülkede görüldüğü gibi bir süre sonra inşaatın balonu patlayınca, ekonomik olarak tutunacak başka dal olmadığı acı bir şekilde görülecek. Ama paralel devletin bu umurunda değil. Yüzde 40’ı bir şekilde koruyacak kadar kaynağı Körfez’den bulurum diye düşünüyor herhalde. Paralel yapılara savaş açan iktidar kendi paralel devletini kuruyor, yüzde 60’ı hukuk güvencesinden mahrum, devletsiz bırakıyor.

Ahmet Buğdaycı

Dünyalılar

Rastgele Haber

Öldürmenin “Kutsallığı” Üzerine

Yine bir Kurban Bayramı yaklaşıyor. Yine her yer kan gölüne dönecek. Yine nice hayvan acemi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir