Home / Güncel / AKP’yi Ne Götürebilir? Ekonomik Kriz mi, Yoksa Yolsuzluk mu?

AKP’yi Ne Götürebilir? Ekonomik Kriz mi, Yoksa Yolsuzluk mu?

Türkiye’den sıkça soruyorlar, “Amerika’dan nasıl görünüyor son olaylar?” “Türkiye’den nasıl görünüyorsa buradan da öyle görünüyor” diyorum.

 

Amerikan medyası Türkiye’nin her geçen gün nasıl bir karanlığa gömüldüğünü keskin ama umutsuz bir dille tasvir ediyor. Şimdi Erdoğan’ın bu gözü kara, çılgın koşusunun ülkeyi nasıl bir uçuruma sürüklediği tartışılıyor. Evet, cevabını kimsenin bilmediği ürpertici bir soru bu: Türkiye nereye gidiyor? Ve nasıl bir bedel ödeyecek?

Amerikan siyasetçileri de durumdan çok endişeli, ama sanki eleştirel bir dilin tamamen kontroldan çıkmış Erdoğan’ın işine yarayacağını düşünüp soğukkanlı davranmayı tercih ediyorlar. İktidarın Amerikalılarca kavranması zor irrasyonel tepkiler vermesiyle beliren bu “anormal” siyasi belirsizlik, medyanın ve siyasetin yanıbaşındaki bir başka gücü, ya da asıl aktörü, küresel sermayeyi harekete geçiriyor. Üstelik merkezi Amerika’da olan uluslararası yatırımcıların Amerikan hükümeti gibi temkinli davranmaya niyeti de yok. Yabancı yatırımcılar şu anda tam bir panik havası içinde portföylerini boşaltıp hızla Türkiye’den kaçıyorlar.

Türkiye’nin Gezi ile başlayan 17 Aralık sonrasında zirveye çıkan çok ciddi bir istikrar krizine girdiğini söylüyorlar. Daha da kötüsü, uluslararası yatırımcılar ülkenin kendileri için en kritik konu olan hukuk devleti ve istikrardan hızla uzaklaştığını düşünüp “dibe doğru bir yolculuğun başladığını” belirtiyor.

Burada biraz duralım ve daha makro bir gelişmeye bakalım. Amerikan Merkez Bankası (FED), Türkiye’yi sarsan 17 Aralık’tan bir gün sonra tahvil satın alma miktarını indireceğini, yani piyasalara enjekte ettiği likitide miktarını azaltacağını ilan etti. FED’in bu politikasından en çok etkilenecek ülkelerin başında ise dış finansman ihtiyacının yüzde 80’ini kısa vadeli finansman kaynaklarıyla karşılayan Türkiye geliyor. Kısacası ekonomisini kısa vadeli borçlarla çevren Türkiye’nin işi çok zorlaştı. Türkiye ekonomisinin en yumuşak karnı da gelirleriyle giderleri arasında fark anlamına gelen cari açığı. 2013 sonunda yaklaşık 60 milyar dolar cari açık bekleniyor.

Şimdi, hem yıllardır süren cari açık sorununa dünyadaki likitide daralması eşlik ederken, tabloya hukuk kurallarının dışına çıkan, politik istikrarın kaybolduğu bir ülke görünümü eklendi. Kısacası derin bir ekonomik kriz zaten yapısal sorunlarıyla boğuşan Türkiye’yi vurmaya hazırlanıyor. Bundan sonra rating dereceleme kuruluşlarının Türkiye’nin notunu düşürmesi kuvvetli bir olasılık. Bu karanlık tabloyu tersine çevirebilecek tek şey hükümetin demokrasi ve hukuk alanına geri dönmesi. Oysa hükümet tam tersi bir yolda son sürat gidiyor.

O zaman geriye tek bir seçenek kalıyor: Seçimlerde halkın iktidardan AKP’yi indirmesi. Peki bu ne kadar mümkün? İki siyaset bilimcisinin Electoral Studies adlı bir dergide yayınladığı bir araştırmayla bu soruyu cevaplamaya çalışalım. Araştırmacılar, analizleri için iki ülke seçiyorlar. Biri yolsuzluğun çok yaygın olduğu Moldavya, diğeri de yolsuzluğun çok düşük düzeyde olduğu İsveç. İki ülkedeki deneklere, bir kentte belediye başkanlığı seçimi yapılacağını varsaymaları istenmiş ve bu kentteki ekononomik koşulların iyileştiği veya kötüye gittiği bilgileri verilmiş. Ayrıca mevcut belediye başkanı ile ilgili yolsuzluk iddialarının olduğu eklenmiş. İsveç’te seçmenler, ekonominin durumundan bağımsız olarak, hakkında yolsuzluk iddiaları olan belediye başkanına oy vermeyeceklerini söylemişler. Moldavyalılar ise bu belediye başkanını ancak “ekonomi de kötüye gidiyorsa” oylarıyla cezalandıracaklarını söylemişler. Ama ekonomi iyiye gidiyorsa yolsuzluğa pek aldırış etmeyecekleri, bir başka deyişle, belediye başkanı ekonomiyi iyi yönetiyorsa yolsuzluğun oy verme davranışlarını değiştirmeyeceği sonucu çıkmış. Ayrıca, İsveçliler Moldavyalılara göre yolsuzluk söylemine çok daha duyarlı, net bir tutum almışlar. Araştırmanın son bulgusu da İsveçliler oy verirken adayların temiz olmasını çok önemli bulurken , Moldavyalılar kendi deneyimleriyle bağlantılı olarak, örneğin rüşvet verme, duruma göre karar verebiliyorlar. Türkiye için buradan ne çıkarabiliriz?

2013 Uluslararası Yolsuzluk İndeksine göre 177 ülke arasında İsveç 3.’ncü, Moldavya 102.’nci. Türkiye ise 55.’nci sırada, bu iki ülkenin tam ortasında yer alıyor. Transparency International’s Global Corruption Barometer’ın 2010-11 yılları arasında Türkiye’de hanehalklarıyla yaptığı bir araştırmada ailelerin yüzde 33’ü rüşvet verdiğini kabul etmiş. Halk arasında “canım, adam çalsa da iyi bir şeyler yapıyor, ekonomi iyi gidiyor” anlayışının yaygın olduğu bir kültürü kim inkar edebilir ki… Üstelik bu kültürel tutumun AKP’den önce de var olduğunu unutmayalım. AKP, iktidarı yapısal sorunlara çözüm bulamasa da, iktidarı döneminde halkın çoğunluğu ekonominin iyiye gittiğini hissetti. Bu yüzden yolsuzluk iddialarının oy verme davranışını pek fazla değiştirmeyeceğini söyleyebiliriz. Buna bir de halkın zayıf koalisyonlardan nefret etmesi, Erdoğan’ın kitlesi üzerindeki karizması eklenince kısa vadede “AKP gidici” şeklinde düşünmenin gerçekçi olmadığı ortaya çıkıyor.

Ama bugüne kadar halkı hoşnut eden bu ekonomik yapı, şimdi küresel sermayenin Türkiye’ye yüz çevirmesiyle krize girme tehlikesiyle karşı karşıya. Halkın çoğunluğu ancak o zaman oy verme davranışını sorgulayacak. Ne yazık ki bu seçenek Türkiye için, daha uzun, daha büyük acılarla dolu bir süreç anlamına geliyor.

Ahmet Buğdaycı

Dünyalılar

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir