Home / Genel / Amerikan Düşünce Kuruluşları Gelişmeler İçin Ne Diyor?

Amerikan Düşünce Kuruluşları Gelişmeler İçin Ne Diyor?

 

Avrupa’da bir süredir, Erdoğan’ın otoriter yönetimine, medyaya baskısına yönelik eleştirilerin sesi giderek yükseliyordu. Ancak Gezi’nin imajları, geometrik bir hızla yayıldı ve Avrupayı aşarak ABD’ye uzandı. Aynı ABD, bir ay öncesine kadar Obama’nın özel törenlerle ağırladığı Erdoğan’ın şimdi Türkiye’yi nereye götürdüğünü konuşuyor.

17 UYARI MESAJI


ABD yönetimi, Gezi boyunca çeşitli yönetim kademelerinden Türkiye’ye ifade özgürlüğünün bastırılmasından duydukları kaygıları ileten 17 uyarı mesajı gönderdi. ABD’de yönetimin dış politikalarının oluşumunda Think Tank denilen düşünce kuruluşlarının etkisi büyük. Yönetimin, mesajlarını yine Think Tank’lerle bağlantılı olan medya aracılığıyla ilettiği bilinen bir gerçek.

YAKINDAN İZLİYORLAR


Ayrıca pek çok rapor, kitap, dergi yayını ve web siteleriyle zaten Think Tank’lerin kendileri medya işlevini görüyorlar, yüzmilyonlarca dolarlık araştırma bütçeleriyle tüm dünyayı ekonomiden toplumsal olayları her alanda izliyorlar. Bu düşünce kuruluşlarının Gezi sonrası Türkiye’ye ve Erdoğan’a bakış açılarının, aynı zamanda ABD yönetiminin, yakın gelecekteki Türkiye politikalarını oluşturmada bir rehber niteliği taşıdığını unutmamak lazım.

CFR: OTORİTERLİĞE TEPKİ


Başta gelen düşünce kuruluşlarından Council on Foreign Relations, gösterilerin halkın hala çoğunluğunun desteğine sahip Erdoğan’ın konumunu değiştirmeyeceğini, bir demokrasi geleneğine sahip olan Gezi’nin de Arap Baharı’yla karşılaştırılamayacağının altını çiziyor.

CFR, “Erdoğan giderse, ancak sandıkta gider” derken de, Gezi’yi şöyle yorumluyor: “Gösteriler, Türk siyasetinin otoriter bir yöne sapmasına olan tepkidir. Daha geniş çerçevede ise, çevre katliamı, polisin acımasızlığı, ahbap çavuş ilişkilerine dayalı kapitalizm ve Erdoğan’ın görüşlerine karşı olanların marijinalleştirilmesine karşı kaygıların artmasıdır.”

OBAMA’NIN BAKIŞI DEĞİŞTİ


Carnegie Endowment for International Peace ise Gezi sonrasında, Obama’nın Erdoğan ile ilişkisini sorguluyor. ABD’nin Gezi sonrasında Türkiye’ye nasıl bir tepki vermesi gerektiği sorusunu masaya yatıran Think Tank’in uzmanlarından David Rothkopf, Obama’nın Erdoğan ile ilişkilere çok önem verdiğini ancak Suriye’deki aşırı uçtaki güçleri desteklemesinden ötürü Erdoğan’ı ayıpladığını belirtiyor. Rothkopf, şimdi, Obama’nın Erdoğan ile ilişkisine baktığında, karşısında otoriter bir lider gördüğünü savunuyor. Rothkopf, bu durumun eskisinden çok farklı olduğunu da not düşüyor.

DEMOKRATİKLEŞME


School of Foreign Service’ın nüfuzlu yayın organı, Georgetown Journal of International Affairs de Gezi’nin çok çeşitli grupları Erdoğan karşıtlığında buluşturan post modern bir hareket olduğuna dikkat çekiyor. Erdoğan’ın hala ülkenin en popüler politikacısı olmasına karşın, gösterilerin örneği görülmemiş bir meydan okuma olduğunu ve Erdoğan’ın bu olayı yanlış yönetmesinin, hem Türkiye içinde hem yurtdışında kredibilitesini azalttığını söylüyor ve şu yorumu yapıyor: “Protestolar, bir kez daha itidal mesajları veren Gül ile Erdoğan arasındaki farkı gösterdi.

AKP’nin yüzde 50’lik koalisyonunu destekleyen ciddi bir bölümünün, özellikle liberallerin ve laik iş çevrelerinin, bu gösterilerden sonra erozyona uğradığı açık. Güçlü ekonomisi ve Arap ülkelerine ‘model’ teşkil edebilecek potansiyeliyle, Türkiye’nin demokratik reformlarını övenler, şimdi Erdoğan’ın Twitter’ı ve dış kaynaklı ‘faiz lobisi’ni suçlayan tavrı karşısında muhalif safa geçiyorlar. Gezi hareketi, partisinin daha önceki demokratik atılımlarına karşın, medya, polis, asker, yargı gibi kurumları kendi kontrolüne alan Erdoğan’ın uzun dönemli demokratikleşme sürecini kolaylaştırmaktan çok artık bu süreci engelleyici bir faktör haline geldiğini gösteriyor.”

EKONOMİK PERFORMANS


CNN.com, “Türkiye erimenin eşiğinde mi?” diye soruyor, Chatnam House’un Türkiye Projesi bölümünün başındaki Fadi Hakura, yanıtlıyor. Gezi protestolarının Erdoğan’ın uluslararası imajını zedelese de, Erdoğan’ın iktidarda kalmasını tayin edecek nihai gücün hükümet aleyhtarı gösteriler değil Türk ekonomisinin performansı olduğunun altını çiziyor.

YABANCI AJANLAR:


Foreign Policy dergisinde, Steven Cook, Erdoğan ile ilgili en tartışmalı yazılardan birine imza attı. CFR’nin Ortadoğu ve Türkiye uzmanı olarak da çalışan, Cook, “Erdoğan, Gül’ün Cumhurbaşkanlığını engellemeye çalışan askeri yenerken, demokratik duyarlığa, adalete, yeni bir Türkiye’ye seslendi, tüm demokratik güçlerin desteğini kazandı. Ama altı yıl sonra, Türk siyasi kültürünün en hassas yaralarını kaşıyarak, o zaman yaptığının tam tersini yapıyor. Muhaliflerini aşırı uçtaki ‘marijinaller’ ya da yabancı ‘ajanlar’ olarak damgalıyor ve laik/dindar bölünmüşlüğünü keskinleştiriyor.

Bu strateji, siyasi başarıyı getiren geniş kitlelere erişme yeteneğinin kaybedildiği bir dönüm noktasını temsil ediyor. Evet, Erdoğan hala güçlü, ama çok ağır bir bedel ödediği de unutmamalı. Erdoğan’ın seçimleri kaybetme riski olmayabilir, ama toplumdaki fayları öylesine büyüttü ki, şimdi onun şahsında somutlaşan artık iki Türkiye var: Biri Erdoğan’ı şeytan olarak görürken, diğeri onu kendilerinin koruyucusu olarak görüyor. Ancak, geniş yığınları kendi safında tutmak için otoriter adımlara başvurmak zorunda kalacak. Twitter’ı bir bela olarak gören anlayışa bakın. Erdoğan’ın bu tavrı Facebook’u, blogları ve SMS mesajlarını yasaklamaya kalkışan Mübarek’in başarısızlıkla sonuçlanan kampanyasına ne kadar benziyor.”

Erdoğan’ın daha önceki demokratikleşme çabalarını desteklemiş olan Cook, Türkiye’nin ilginç, ama çok riskli bir döneme girdiğini söylüyor ve güçlü adamın en zayıf anında olduğuna işaret ederek, “otoriterliğe hayır, demokrasiye evet” diyen yeni hareketin, bir kenarda bir şeyler olmasını bekleyen politik aktivistlere yeni bir fırsat verdiğini ekliyor.

İKİ YOL VAR


Diğer bir Think Tank kuruluşu, Brookings ise Başbakan Erdoğan’ın otoriter tavrını bırakıp demokrasi işaretleri mi vereceği, yoksa eski ataerkil, otoriter söylemini sürdüreceği mi ikileminin, Türkiye’nin önündeki iki yolu belirleyeceğini belirtiyor. Ama sonuçları ne olursa olsun Gezi hareketi gençlerinin Türkiye’yi farklı bir demokrasi düzeyine çıkaracak yeni kuşak siyasi aktörler doğuracağını da ekliyor. Brookings sitesinde Bessma Momani imzasıyla çıkan bir yazıda, Gezi olaylarının, Türkiye’nin Ortadoğu’da başarılı demokrasi imajını aniden şüpheli bir hale getirdiğini belirtiliyor. Momani, “sürdürülebilir, başarılı bir ekonomik gelişmenin açık, demokratik karar alma süreciyle ilgili olduğunu Türkiye’de olup bitenler bize bir kez daha hatırlattı” diyor.

KARIŞIKLIK ÇIKABİLİR


Amerikan dış politkasına yön veren en önemli Think Tank’lardan RAND Corporations’ın sitesinde, Avrupa Güvenliği bölümünden sorumlu F. Stephen Larrabee imzasıyla yayınlanan bir yazıda da, Hakuray’la paralel bir yorum yapılıyor. Larrabee, “Eğer ekonomi güçlü yapısını sürdürür ve Erdoğan daha geniş çaplı açıklık ve şeffaflığa yönelik taktiksel adımlar atarsa, fırtınayı sakinleştirebilir.” Yazar, bununla birlikte, eğer Erdoğan göstericilerin açık mesajına kulak vermeyi reddederse, Türkiye’nin gelecekte, yurt içi ve yurt dışı politikalarına karşı artan huzursuzlukları yönetebilmesini ciddi bir şekilde zorlaştıracak politik ve sosyal bir çalkantıyla karşı karşıya geleceği uyarısında bulunuyor.

EKONOMİ SARSILDI

Amerikan yönetiminin ve kamuoyunun görüşünü yansıtmak açısından, ABD’nin en etkili gazetesi olarak tanınan The New York Times da, Erdoğan’ın Gezi sonrası performasından çok kaygılı. Gezi krizi başladığından beri hemen her gün Türkiye ile geniş haber yapan gazete, bir zamanlar demokrasi mücadelesi veren Erdoğan’ın şimdİ yerel medyayı sindirdiğini, uluslararası medyaya saldırdığını, protestocuları terörist olarak etiketlediğini, örtülü antisemitik görüşleri yaydığını ve olayları içeriği belirsiz “dış güçler”e bağladığını belirtiyor. “Türkiye Karışıklık İçinde başlığıyla yayınlanan yazıda, Erdoğan’ın desteğini korumaya devam ettiğini, zorla gideceği gibi bir beklentinin kimsede olmadığını, ancak karışıklıkların da ekonomiyi sarstığını vurguluyor.

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI ERDOĞAN’A HEP SEMPATİK BAKTI

Aslında Gezi olaylarına kadar, Avrupa’nın aksine, ABD Erdoğan’a çok daha fazla sempati gösteriyordu. Bununla birlikte, ABD’nin Türkiye ile ilgili en büyük sıkıntısı, Erdoğan’ın anti semitik, İsrail karşıtı görüşlerini açıkça dillendirmesiydi. Ancak Obama yönetimi, ekonomisi güçlü Türkiye’yi, Ortadoğu’nın karışık dünyası içinde hep ılımlı bir şekilde yanında tutmaya özen gösterdi. Ancak, Amerika’daki yayınları izlediğimizde, Erdoğan’ın Hamas ile kurduğu ilişkiye, açık İsrail karşıtı söyleminin uyandırdığı endişeye paralel olarak, İslamın modern seküler yorumundan vazgeçip, ortadoks İslam’ın katı yorumuna yönelmesine yönelik kaygıların Gezi sonrası su üstüne çıktığı görülüyor. Erdoğan belki dinsel motiflerle dolu, Türkiye’nin yarısından fazlasını düşmanlaştıran söylemiyle, kendi saflarını sıklaştırdı. Ama Gezi sonrasında ortaya inkar edilmesi mümkün olmayan bir küresel tablo çıktı: Bir tarafta, ABD, tüm Batı, Gezi’nin demokrasi talebinin etrafında kümeleniyor. Tablonun Erdoğan tarafında ise şeriatçı Mısır, Hamas ve Müslüman Kardeşler yer alıyor. Erdoğan’ın dış dünyaya giderek meydan okuyan tutumu ise, Türkiye’nin içe kapanmasıyla ve yüzünü Batı’dan çok Ortadoğu’ya yönelmesiyle sonuçlanacak gibi gözüküyor. Diğer taraftan, eğer Erdoğan bu izolasyonu arttıracak adımlar atmaya devam ederse, bunun zaten yapısal reformlara gidemeyen kırılgan ekonomik alanda da etkilerini görmek sürpriz olmayacak. Ama her halükarda bunun bedelini Türkiye ödeyecek. İronik olan ise, AKP 2002’de iktidara geldiğinde, ulusalcılar bunu bir ABD projesi olarak nitelemişlerdi. Şimdi Erdoğan bunu unutup aynı şeyi kendi yapıyor. Üstelik burada analizlerine yer verdiğimiz ABD’nin Think Tank’leri ve medyasının yakın zamana kadar Erdoğan Türkiye’sini tüm dünyaya İslamla demokrasinin ideal sentezi olarak sunduğunu ve övgüler düzdüğünü de unutmamak lazım. Artık Milli görüş gömleğini giyen Erdoğan’ın düşündüğünün tam tersine, Türkiye’ye karşı büyük bir sempati duyan Amerikan kamuoyu Türkiye’nin makas değiştirmesini şaşkınlık ve üzüntü içinde izliyor. İç veya dış farketmiyor, Erdoğan’ı eleştirenler öteki oluyor. Gezi ve Erdoğan Türkiye’yi savurmaya devam ediyor.

Ahmet Buğdaycı (ahmetbug@gmail.com)

New York’ta yayınlanan Posta212 adlı gazetede köşe yazarı olan Ahmet Buğdaycı, sosyal, ekonomik araştırmalar ve trend analizleri üzerinde uzmanlaşmıştır.

Yazarın diğer yazıları

http://dunyalilar.org/ey-gezici-arkadas-iktidara-nasil-gelirsin.html

http://dunyalilar.org/ey-gezici-arkadas-iktidara-nasil-gelirsin-2.html

http://dunyalilar.org/gezi-partilesirse-ne-kadar-oy-alir.html

http://dunyalilar.org/islam-demokrasi-misir-turkiye-abd.html

http://dunyalilar.org/gezi-kamuoyu-aktorlerini-nasil-teshir-ediyor.html

http://dunyalilar.org/gezi-direnisini-laik-chp-analiziyle-aciklamanin-tarihsel-yanlisligi.html

http://dunyalilar.org/dunyadan-turkiye-nasil-gorunuyor.html

http://dunyalilar.org/big-brother-degil-big-data-internet-kayit-altinda.html

 

Rastgele Haber

Türkiye’de kadın olmak

9 Mayıs Dünya İstatistik Günü. İstatistikler kadınlar için ne gösteriyor dersiniz? Sadece rakamları paylaşalım yorum …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir