Home / Güncel / Çok Güzel Hareketler; Bunlar!

Çok Güzel Hareketler; Bunlar!

– Çok suratsız, adamın suratında meymenet yok!
– Kıza bak ya; yüzü ışıldıyor, bakışı insana mutluluk veriyor.
– Adamın duruşuna, hareketlerine bak; tam bir lider, üstelik çok da zeki.
– Eskiden olsa, bu tip laflar edenlerle dalga geçerdim. Hepsine de bir cevabım olurdu:
– Arkadaşım belki kötü bir gün geçiriyor, çocuğu tanımadan etmeden…
– Yahu sen bu kızı bir de kendi ortamında gör bakalım. Mutluyum, neşeliyim, bıcır bıcırım…

Hep oyun hocam bunlar.

– Hadi duruşundan liderlik özelliğini çıkarmanı anladık da zeki olduğunu nasıl anladın be güzel kardeşim!

Herkesin her dediğine karşı bir tez üretme, bilimle uğraşan, akademide olan çoğu insanın ortak bir hastalığı. Buna bir de temel bilimlerle uğraşanların taa öğrencilik zamanlarından itibaren sosyal bilimleri küçümseme sendromu eklenince bazen benim gibi adamlara laf anlatmak zor olabiliyor! Hatta bazı önemli keşiflerin oldukça gecikmesini bu sebeplere bağlamak çok mümkün. Düşünsene Kuantum Kuramı bile 1930’larda artık kabul görmüşken yüz ve vücut dili üzerine yapılan en ciddi çalışmalar 1960’larda başlıyor. Anlaşılan atomu kendimizden önce keşfetmişiz!

Yüzün söyledikleri Yüz ifadeleri, el-kol hareketleri, duruş… Kısaca vücudun dili aslında kendi başına akademik bir çalışma alanı. Ne yalan söyleyeyim bu alandaki çalışmalardan önce Adam Fawer’in ‘Empati’ adlı romanı sonra da ‘Lie To Me’ dizisi sayesinde haberim oldu. Konuyu biraz araştırınca, bu alanın yaşayan efsanesi Paul Ekman çıkıyor karşımıza.

Ekman, 1970’li yıllardan itibaren duyguların yüz ifadelerine, mimiklere yansıması konusunda devrim niteliğinde bilimsel araştırmalar yapmış ünlü bir antropolog. Öfke, korku, tiksinme, mutluluk, şaşırma gibi ifadelerin kültürden bağımsız olarak yüz ifadelerine ortak yansıdığını yüksek bir yüzdeyle gösterip ardından yaptığı deneyleri daha da ileri götürüyor. Papua Yeni Gine’de daha önce başka bir insan ırkıyla karşılaşmamış ve dolayısıyla başka kültürlerden etkilenme şansı bulunmayan kabilelerin üyelerine farklı kültürlerdeki insanların resimlerini gösterdiğinde, ilkel kabilelerdeki insanların bile belirli duyguların ifadelerini anında tanıyabildiğini görüyor.

İşte en temel duyguları temsil eden ifadeler: 
Hemen üstteki ünlü resimlerle kıyaslayınca ilginç çıkarımlar yapabiliyorsunuz! Bu işin bir de el-kol hareketleri kısmı var.
Konuşurken omuz mu silktin, bacak bacak üstüne mi attın, ellerini çok mu kullanıyorsun yoksa hiç mi kullanmıyorsun? Hepsinin bir anlamı var. Ben burada hem yardımcı olmak hem de bir işe yarasın babında ‘sizi zeki gösterecek’ iki üç el hareketine örnek vereyim:

1. “O kadar entellektüelim ki düşüncelerimi hangi kelimelerle anlatabilirim bilmiyorum” hareketi: Anlatacağınız şeyi bitirene kadar tekrarlayın!

2. “Daha önce de söyledim ama herhalde beynin yetmiyor arkadaşım; bak bir daha söylüyorum” hareketi: Herhangi bir tartışmada karşınızdakini ezme amaçlı kullanın!

3. “Burada o kadar ince bir noktaya değiniyorum ki” hareketi: Anlattığınız her neyse onu olduğundan daha önemli göstermek için kullanın ama abartmayın, bu hareket yanlış anlaşılmaya müsait!

Zeki değil de güçlü görünmek, güven mi vermek istiyorsunuz. Onun da çaresi var, işte yapacağınız hareket:

Hologramlar Yeterli!
 

Şimdi bu da nerden çıktı diyeceksiniz ama fizikte popüler bir kuram var; holografik evrenler… Kısaca der ki; evrenin içinde ne olduğunu görmek için aslında dış yüzeyine bakmak yeterlidir. Zaten ismini de buradan alır; hologramlar aslında iki boyutludur ama üç boyutlu cismin her özelliğini gösterir.
Tüm bu yüz ifadeleri, mimikler, el-kol hareketleri ve temsil ettikleri duygular için de aynı şey geçerli değil mi! Bir insanın dışına bakınca onun kendi küçük evrenini görmek… Hepsi buna yarıyor. Dedim ya biz atomu hatta evreni, insandan önce keşfetmeye kalkmışız.
Oysaki kolaymış insanı keşfetmek, tek ihtiyacımız hologramlar ve belki biraz da manidar zamanlamalar!

Can Gürses

http://cangurses.wordpress.com

Dünyalılar

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir