Home / Arka Bahçemiz / ATEİST BİR KADINIM BEN ŞEKER PORTAKALI İLE DERTLEŞEN

ATEİST BİR KADINIM BEN ŞEKER PORTAKALI İLE DERTLEŞEN

s-92054d0c07b11669669cdd0cd32cd17787fc21faEmekçi bir kadınım konfeksiyonda çalışan; günde on iki saatim atölyede geçiyor ve asgari ücret alıyorum. Her ay internet kafeye gidip ödenip ödenmediğine baktırıyorum sigortamın.

Annemle ve kızımla yaşıyorum. Eşimi kaybedeli beri, kızım çok zor uyuyabiliyor geceleri; “anne, yanıma uzan” diyor onu yatırdığımda. Uyuyana kadar yanına uzanıyorum kızımın ve bana sımsıkı sarılmış halde uyuduğunda, usulca kalkıp ertesi günün yemeğini pişiriyorum Tek çeşit yemek doyuruyor bizi; bulgur pilavı mesela, mercimek, nohut ya da patates…

Annem, feminizmin anlamını bilmiyor fakat yaşamın kendisine sunduğu onca kedere, onca yorgunluğa rağmen, kimseye el açmadan, emeğiyle ve vicdanıyla direnerek ayakta kaldı. Onurlu duruşumu anneme borçluyum biraz da ve sebeplerini anlıyorum annemin böyle dalgın, böyle ölgün oluşunun ömrünün son demlerinde…

Annemin diktiği bir portakal ağacı var evimizin küçücük avlusunda; okuduğum romandaki Zeze gibi “Şeker Portakalı” diyorum ona. Konuşuyorum Şeker Portakalı`yla ben de; Aleviliğimi, yoksul oluşumu, ateist oluşumu umursamıyor. Ben nasıl Şeker Portakalı`na bakınca can görüyorsam, o da bana bakınca can görüyor ve ben çok mutlu oluyorum.

Evet, ateistim ben. Ateist oluşumun, Tanrı`ya ve kutsanan dinlere inanmayışımın gerekçeleri üzerinde durmak istemiyorum. Birbirimize kek tarifleri verdiğimiz komşularımın, sevgilisinden ayrıldığında omzumda ağlayan kız kardeşim bellediğim kadınların, yılbaşına yakın ortaklaşa çeyrek milli piyango bileti aldığım arkadaşlarımın, ne zaman mendil, çorap, çamaşır ihtiyacı için mahallemizdeki tuhafiye dükkanına girsem, beni bırakmayıp, bana çay ısmarlayan, benimle iki çift laf ederken gözleri parlayan tezgahtar teyzenin ve daha nicesinin ateist olduğumu öğrendiklerinde benden uzaklaşmaları, bana kinlenmeleri, beni kötülemeleri içimi çok acıtıyor…

Dindar olduğu için hiçbir insanı kınamadım; nice dostluklarım, kardeşliklerim, yoldaşlıklarım oldu dindarlarla. İletişim kurabilmek için, komşuluklar, yarenlikler büyütebilmek için “ille ateist canlarla bir araya gelmeli” diye de düşünmedim. Can gördüm, can belledim, can`a kıymet verdim. Bana inancı gereği küfreden, bizi inancı gereği evden çıkartmak isteyen dindar bir ev sahibimiz var ve çoğu zaman dili lal olan annem dedi ki, “peki Şeker Portakalı ne olacak şimdi…”

Üzgünüm Şeker Portakalı, çok üzgünüm… Yarın bu şirin gecekondu evinden, bu güzelim avludan ve senden ayrılıyoruz. Kızım, “anne, yanıma uzan” dedi az önce ve uyuyana kadar yanına uzandım kızımın. Şimdi senin yanındayım ve ilk kez bana seslendiğini duyuyorum; “gitme, yanıma uzan”… Vakit gece yarısını geçti ve ben yanına uzanıp sabaha kadar sana sımsıkı sarılacağım… Azıcık da olsa uyursam beni bağışla lütfen… Bir kere de ben senin kızın olayım ve başucunda uyuyayım… Çoğunluk olmak; kıyıcı olmaktır bizim ellerde, boyunduruk altına almaya çabalamak, kin tutmaktır ve biz bir avuç can direnemiyoruz işte iki gözüm… Kızımı bağrıma basar gibi, annemi anlar gibi duyumsadım nicesini ve böyle kin tutulan, böyle yalnız bırakılan, böyle yaftalanan oldum…

Ateist bir kadınım Şeker Portakalı`yla dertleşen… İnancı gereği zalimleşen, inancı gereği can`a kıyan, inancı gereği kin tutan, inancı gereği ötekileştiren, inancı gereği sorgulamayan, inancı gereği empati yapmayan, inancı gereği cahil kalan ve yaşadıkları ve dayattıkları boktan bir hayatın sonunda cennete gideceklerinden emin olan yığınların arasında kalmak can`ıma dokunuyor Şeker Portakalı… “Vicdan” diye bir bahçe var; senin yaşadığın bu avlu gibi kendi emeğimizle bereketlenen, cümle inançlardan, kutsanmışlıklardan daha can, daha barışçıl, daha özgür olabilen… Vicdanım gereği uzak düştüm inancı gereği kibirlenen, böbürlenen, cehennemin dibine gideceğimden emin olanlardan. Cenneti de, cehennemi de yığınlar dolduracak ve sana söz veriyorum cancağızım, bir gün yalnızca bize ait bir bahçe olacak.

Seni, -Şeker Portakalı`nı- büyüteceğim o bahçede emekle, umutla, huzurla; başucunda bitimsiz bir uykuya dalmayı düşleyerek…

Ergür Altan 

erguralan@gmail.com

Dünyalılar

Rastgele Haber

Karanlıkta-In-The-Darkness-ortak_olgu ülkenciler_Kolektivizm

‘Öz Kültür’ Aldatmacası

Öz kültür yoktur. “Özümüze dönelim” sözü de eğer masum bir cehaletle söyleniyorsa lafügüzaf, yok bu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir