Home / Güncel / Bak işte yaklaşıyor fırtına…

Bak işte yaklaşıyor fırtına…

Yakın tarihin belki de “en uzun” seçim sürecine giriyoruz. Yerel seçimleri cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin izleyecek olması değil kastım. Belediye seçimlerine giderken siyasal güç dengelerinde ani, sarsıcı değişimlere, seçimler öncesinde belki de hükümetin çözülmesi ihtimaline hazırlıklı olmak gereğini kastediyorum. Yayımlanan son “tape”ler oyunun ne denli büyük ve sert olduğunun, çatışan tarafların el yükseltmeye ve sonuna kadar gitmeye hazır olduğunun son işareti sadece.

Sosyalist güçlerin bu “uzun” seçim sürecini bildik seçim çalışmalarının rehavetiyle geç irme lüksü olmamalı. Hükümetin toplumsal meşruiyetini hızla kaybettiği, ulusal ve uluslararası ittifaklarının çözüldüğü bir ortamı rutin seçim faaliyetiyle geçirmenin mezarlıktan geçerken ıslık çalmaktan farkı yok. Eğer gereken hazırlık olmazsa kendimizi Ukrayna ya da Taylandvari bir durumda, yani siyasal elitin bir bölümünün bir diğerine karşı sokak tepkisini enstrümanlaştırdığı bir durumda bulmamız pekâlâ olası. Solun örgütlü müdahalesi olmazsa bu tepişmenin sonunda ayaklar altında kalıp ezilen yine bizler olacağız.

Sosyalist hareketin Gezi direnişiyle toplumsal meşruiyet ve etkisinde ciddi bir artış gerçekleştiyse de bu onun siyasal gelişmeleri etkileme gücünde bir artış olduğu anlamına gelmiyor. Tam tersine, “tape” ve operasyonların hâkim olduğu bir siyasal ortamda Gezi’nin açığa çıkardığı siyasal enerjinin hâkim siyasal güçlerce soğurulması, manipüle edilmesi en ciddi olasılık. Oysa mevcut siyasal türbülans, solun siyasal etkisinde bir sıçramaya denk düşebilecek dinamikleri de açığa çıkarıyor. Eğer sosyalist güçler oyunu kendi bildikleri ve en etkili oldukları alana çekmeyi becerebilirlerse siyasal ve sosyal güç dengelerinde emekçi ve ezilenler lehine bir kırılmayı pekâlâ mümkün kılabilirler.

Güçlü olduğumuz yerin neresi olduğu belli. Birleşik, meşru ve militan bir sokak muhalefetinin inşası bugün her zamankinden acil bir ihtiyaç olarak önümüzde duruyor. Hükümetin istifası ya da “hırsız var” sloganını kimi radikal demokratik (seçim barajının kaldırılması, Kürt sorununda eşitlik temelinde barış vs.) ve sosyal taleplerle (kentsel dönüşüm projelerinin iptali, taşeronun kaldırılması vs.) bütünleştiren bir birleşik devrimci faaliyet (kampanya) solun mevcut koşullarda siyasal etkisini büyük ölçüde artırabilir. Ancak bunun için soldaki herkesin elini taşın altına koyması, sekter anlayışlardan uzak bir biçimde birleşik, çoğulcu ve sistemli (uzun soluklu) bir faaliyeti göze alması gerekiyor.

Kendi kimliği, sembolleri, demokratik karar organları olan, bireysel katılıma açık, solun irili ufaklı yapılarının aritmetik toplamı olarak kalmayan birleşik bir kampanya-müdahale bugün hiç ummadığımız toplumsal güçleri seferber edebilir. Toplumun geniş kesimleri nezdinde görünür olan, çok farklı mücadele ve siyaset araçlarını devreye sokabilen böylesi bir birleşik faaliyet, yolsuzluklar karşısında ciddi bir itibarsızlaşma içerisinde olan siyasal egemenlik sistemine karşı daha radikal özlemleri açığa çıkarıp yaygınlaştıran bir harmanlanmaya vesile olabilir. İmza kampanyasıyla, mitingiyle, yerel eylemleriyle, mahalle toplantılarıyla, yürüyüşüyle, konseriyle, işgaliyle, oturma eylemiyle, toplumun çok geniş bir bölümünü seferber etme iddiasıyla ortaya çıkacak, güçlü bir bütünsel ve sistemli siyasal faaliyeti yürütmek bugün her zamankinden daha mümkün. Gezi direnişinin popülerlik ve meşruiyeti bu konuda bize büyük olanaklar sunuyor.

“Tepki” eylemleriyle, protestolarla yetinecek zaman değil. İnternete düşen eylem çağrıları ne kadar anlamlı olsa da emekçi ve ezilenler lehine bir birikmeye vesile olmuyor. Bugün sokağa çağırmakla yetinmeyen, sokakta radikal bir sosyal-siyasal alternatifi adım adım ve şuurla inşa eden, mevziiler oluşturan bir tarza ihtiyaç var. Siyasal gelişmelere etki edebilecek, sürekliliği olan, güçler dengesine soldan bir müdahaleyi mümkün kılacak yol ve yordamlar icat etmek gerekiyor. Fırtına yaklaşıyor ve olabilecek en kötü şey ona hazırlıksız yakalanmak.

http://fotibenlisoy.tumblr.com/

Dünyalılar

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir