Home / Arka Bahçemiz / Bankalar ve Yolun Sonu!

Bankalar ve Yolun Sonu!

 Dünya krizinin konuşulduğu, ekonomik sıkıntıların yakın zamanda belki de (umarım olmaz) kaosa ve fiziksel çatışmalara dönüşeceği, sadece insanları değil tüm doğayı sömüren doymak bilmez Avrupa ve Amerika hükümetlerinin ve elbette arka planda bu ülkelerin halklarının yaptıkları tüm eylemlerin ana uygulayıcısı olan bankalara gelin biraz da başka bir pencereden bakalım.banka

Dünyanın şuan geldiği adaletsiz, sürdürülemez noktaya gelmesinde bankaların nasıl katkı yaptığına göz atalım. Köylü aklımızla olup biteni anlamaya çalışalım.

Ne yapıyor bu bankalar?

Uluslararası bankaların, ülkeleri borç batağına (Başta IMF ve Hsbc, Citybank gibi devlet politikalarıyla ortak çalışan bankalar) sokup sonra da nasıl siyasi tavizler ve iktidarlar üzerinde baskılar kurduklarını biliyoruz.

Ben daha çok Türkiye örneğinden yola çıkarak, Amerika’nın bütün yarı sömürge (belki de tam sömürge demeliyim) ülkeleri olan küçük kapitalist ülkelerdeki duruma biraz değineceğim. Elbette bunu yaparken bir ekonomi gurusu ya da bir uzman gözüyle değil, ücretli çalışan bir birey gözüyle…

Türkiye’de bankalar çoğunlukla Amerika’dan faizle borç alıp daha yüksek faizlerle borç satıyorlar. Kredi kartı satmak için her türlü şirinlik yapmaktan geri durmuyorlar, sattıkları paraların (kredilerin) sigortasını bile müşteriden alıyorlar (müşteri onlar için keriz anlamına geliyor). Düşünsenize adamlar size faizle kredi veriyorlar ve başınıza birşey gelir parayı ödeyemezsiniz diye verdikleri parayı sigorta ettiriyorlar ve bu sigorta parasını sizden alıyorlar.

Hayat sigortası sattılar, hala satıyorlar. Şu kadar para yatırırsanız 10 yıl sonra şu kadar para vereceğiz diye. Ben çok merak ediyorum, o vaat edilen paraları alabilen var mı sizin bildiğiniz?

Yıllarca kredi kartlarından yıllık aidat aldılar. Piyasadan topladıkları paraları üretime aktarmak yerine çoğunlukla kendi batık şirketlerinde kullandılar.

Uzun vadeli kredilerde önce faizi tahsil ettiler, böylece sen 5 yıl için aldığın krediyi 2. yıl ödemeye kalksan bile paranın bütün faizini ödemiş oluyorsun.

Önce kredi kartını neredeyse zorla verip, sonra işbirlikçi diğer kurumlarla mesela tüm medya ve billboard imkanlarını kullanarak insanları alışveriş yapmaya zorlayıp borçlandırıyorlar, borcunu ödeyemediğin için de icraya veriyorlar. Borcun büyükse gerekirse mafyayla işbirliği yapıp tahsilat yoluna gitmekten asla imtina etmiyorlar. Kapitalist medya tarafından bir dönem kahraman edalarıyla ağırlanan bir yığın zibidi, mafya diye ortaya çıkıp bankalar adına insanlardan tahsilat yapıyorlardı. Şimdi de bu vicdansız tahsilat işini avukatlık büroları mafyatik yöntemler kullanarak yapıyor.

İnsan sömürüsünün en yüksek olduğu kapitalist kurumlar yine bankalardır, personelini en fazla çalıştıran ve en düşük maaşları veren hep bankalar oldu. Kriz söylentilerinin kokusunu bile alsalar binlerce insanı kapının önüne koymaktan çekinmeyenler de yine bankalardır.

Bankalar, bize ait olmayan malları (%100’e yakın ithal ürünler) bize ait olmayan paralarla (kredi kartları veya kredilerle uzun vadede borçlandırarak) almamızı sağladı. Sistemin dışına çıkmayalım diye 1. kredinin borçları bitmeden 2. krediyi vermek için kapımızı çaldılar, insanlar aranmak istemediklerini söyledikleri halde çağrıların ardı arkası kesilmedi, ‘tüketicinin’ nasıl olsa zayıf bir anı yakalanacaktı (çocuğun okul taksiti, kızın evlenme masrafları, kardeşin evine gelen icranın kaldırılması için gereken para vs. vs. vs. ).

Böylece yıllarca bankalara çalıştık, tüketmenin bir zorunluluk olduğunu herkese (çocuklar dahil) empoze ettiler ve bu tüketim karşılığında kredi kartları, krediler sattılar. Dayatılan ihtiyaçlar karşısında sunulan paralar…

Aldığımız ürünleri kullanabilmek için de kredi kartı kullandık. Araba sattılar, arabanın kredi borçlarını ödedik, kasko parasını kredi kartıyla ödedik, dünyanın en yüksek yakıtını yine kredi kartıyla aldık (yani bize ait olmayan paralarla).

300 TL alışveriş yapana 30 TL bonus veriyoruz dediler, bu hoşumuza gitti. Aslında ihtiyacımız olmadığı halde 30 TL’yi kazanmak için 300 TL harcadık.

Aldık aldık aldık, tükettik tükettik tükettik, ödedik ödedik ödedik. Hayat birçoklarımız için böyle geçip gitti.bankalar

Bütün bu süreçte yok ettiğimiz sadece kendimiz değildik, sonsuza dek kaynaklarının tükenmeyeceğini sandığımız doğaya da geri dönülmez zararlar veriyorduk.

Özellikle 2000 yılı ve sonrasındaki krizlerde bu durumu algılayanlar çok oldu, bir çok insan kendini bu sürdürülemez döngünün dışına çıkarmak istedi, kimileri başardı da…

Mortgage yöntemiyle 10-15 yıl vadeli krediler vererek insanları sisteme borçlu hale getiriyorlar. Borcun altında inleyen kitleler bu 10-15 yıl boyunca kuzu kuzu evlerinde oturup, düşünmeden, sorgulamadan yalnızca borçlarına odaklanıyor. Sözde istikrarın sürmesi ve borçların ödenebilmesi için insanlar ülkelerini yönetecek iktidarları bile değiştirme cesaretini gösteremiyorlar. Etik, siyasi duruş, onur, gurur, adalet gibi kavramlar bir kenara bırakılıp herkes borcunu rahatça ödeyebileceği iktidarları seçmeye çalışıyor. Bu sayede fikri olarak ipotek altına alınan insanların kazançları da 10 yıl boyunca kontrol edilmiş oluyor. İhtiyaç fazlası konutlar yapılarak doğanın kaynakları gereksiz yere harcanıyor. Türkiye’de Mortgage sistemi, kentsel dönüşüm, ya da toki projeleri, geçici istihdam ve iktidar yandaşlarına rant sağlamanın dışında hiç kimseye sürdürülebilir bir yaşam sağlayamıyor.

Sonuç olarak kapitalist sistemin diğer bütün mekanizmaları gibi bankalar ve bankacılar da işlerini dürüstçe yapmadılar, kandırma ve tek taraflı çıkarlar üzerine bir sistem kurdular ve bunu, yüzlerce garip terimin, medya ve kapitalist sistemin maymunu olmuş ‘ünlü’ bazı tiplerin süslü püslü esprili reklamları arkasına gizlediler.

Büyüklerimiz ticaretin karşılıklı çıkarların korunduğu bir alışveriş olduğunu söylemişlerdi.

Babamın ticaret yaparken kullandığı şöyle bir argüman vardı.

“Malın en iyisini alırım ve hak ettiği değerin altında para vermem, çünkü malı aldığım adamın da zarar etmesini istemem, bu zaten uzun vadede benim de işime yaramaz. O da yaşamalı ve kazanmalı ben de”

Oysa muhterem bankacılar, Çin yazısıyla yazılmış dahiyane sözleşmelerde hep belden aşağı vurdular, bütün yükü karşı tarafın üzerine nasıl atarız diye hesaplar yaptılar.

Bizler, yukarıda bahsettiğim ve aşağıda bazılarını paylaşacağım garip terimlerin ne olduğunu anlamaya çalışırken atı alan Üsküdar’ı geçiyordu.banka

Çekirdek Enflasyon

Basit Faiz

Bileşik Faiz

Alım Opsiyonu

Efektif

Tahvil

Kredi Arz Daralması

Likidite

Nominal Değer

Para Politikası Kurulu

Bankalar Birliği Başkanı

Pozisyon Fazlası

Reel Faiz Oranı

Spot Valör

Swap

Teknik Analiz

Üretici Fiyat Endeksi.

Bütün bu terimlerin ve yaşamın gerçeklerinden tamamen uzak cümlelerin arkasında gizlenen, haksız kazanç, üretmeden harcama yöntemi, doğanın kaynaklarını vahşice ve asla adil olmadan kullanmaydı.

Yani düpedüz kazıklandık…

Deniz KARTAL

06.01.2013

Dünyalılar

Rastgele Haber

Dindar Ama Ahlaksız Olmanın Kodları

Dindar bir insan nasıl ahlaksız olabilir? Allah’a ve ahiret gününe inanmaya devam ettiği halde nasıl …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir