Home / Güncel / Bedeni, Ruhu Örselenmiş Bir Çocuğun Geleceği de Yaralıdır

Bedeni, Ruhu Örselenmiş Bir Çocuğun Geleceği de Yaralıdır

Siirt’te dördü kardeş, yedi ilköğretim okulu öğrencisine yönelik çok kişi tarafından gerçekleştirilen yineleyici nitelikteki cinsel saldırı ve tecavüz kamuoyunun vicdanında büyük sarsıntı yaratmıştır. Bu üzücü olay çocuk istismar ve ihmalinin toplumumuzda ne denli ciddi ve o denli örtük kalmış bir olgu olduğunu, istismarı önlemeye, ortadan kaldırmaya yönelik önlemleri yaşama geçirmenin ne denli yaşamsal olduğunu bir kez daha göstermiştir. Türkiye Psikiyatri Derneği ve Adli Tıp Uzmanları Derneği olarak bu konu ile ilgili bilgi ve görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz..

 

İSTİSMAR NEDİR?

“Çocuk istismar ve ihmali” kavramı; çocukların, sorumluluk, güven ya da güç ilişkisi kapsamında, bedensel ve/veya psikolojik sağlıklarına zarar verecek, gelişimlerini engelleyecek biçimde uygulanan tüm fiziksel, duygusal ya da cinsel tutumları, ihmali ve ticari amaçlı sömürüyü kapsamaktadır. Tüm dünyada ihmale, şiddete uğrayan, ihmal edilen, ticari ve cinsel sömürünün nesnesi olan alkol ve madde kullanan çocukların sayısı giderek artmaktadır. Bir milyar çocuk sağlıklı ev ortamından uzakta büyümektedir.
Türkiye’de 16.000 çocuk üzerinde yapılan bir çalışmada herhangi bir istismar biçimine maruz kalma oranı yüzde 33 olarak tespit edilmiştir. Yoksulluk, işsizlik, sosyal desteğin olmaması, zayıf olması, aile içinde geçimsizlik ve şiddetin varlığı, evde çok sayıda çocuk olması gibi etkenler çocukların ihmal ve istismara uğramasını daha da arttırmaktadır. Çocukların cinsel istismarı genellikle 8-12 yaş arasında yoğunluk göstermektedir. Cinsel istismara uğrayanların yüzde 60-70’ini kız çocukları oluşturmaktadır. 2000-2001 yıllarında Adli Tıp Kurumu İstanbul Merkez’de yapılan bir çalışmada 1.455 cinsel saldırıya uğramış çocuk olgunun 1.236’sının kız olduğu ve sıklıkla 7-11 yaş grubunda oldukları görülmüştür.
Türkiye’nin aile ve çocuk merkezli insani gelişme ve refah göstergeleri dünya ortalamasının çok altındadır. Korunmaya muhtaç çocuklar için koruyucu, önleyici ve destekleyici projeler geliştirilememiş ve yaşama geçirilememiştir. Son 5 yılda çocuklara yönelik başta ekonomik istismar olmak üzere çocuk ihmali ve istismarının yaygınlığı giderek artmıştır. Fiziksel ve cinsel istismar olgularında da belirgin artış gözlenmektedir.
Çocukların maruz kaldığı istismar ve ihmal çocukların ciddi ve kalıcı ruhsal sorunlar yaşamasına, kişilik gelişimlerinin bozulmasına yol açmaktadır. Cinsel istismar ve sömürü, fizik sağlığı yanında çocuğun ruhsal, duygusal, toplumsal yaşamı üzerinde kalıcı, derin ve yaşam boyu sürecek izler bırakacaktır. Bu sömürüye maruz kaldığı yaş ve gelişim dönemine göre farklılık gösteren karmaşık ruhsal tepkiler ortaya çıkacaktır.
Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye ilk imza atan ülkelerden biridir. Sözleşmede; “Bu sözleşmeye taraf devletlerin, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, cinsel saldırı dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar. Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başlıca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği saklamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin yöntemleri de içermelidir.”
“Taraf devletler, çocuğu, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suiistimale karşı koruma güvencesi verir. Bu amaçla taraf devletler özellikle:
a) Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını;
b) Çocukların, fuhuş ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini;
c) Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini,
önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar” denilmektedir.
Türkiye Psikiyatri Derneği ve Adli Tıp Uzmanları Derneği olarak önerilerimiz;
1.    Cinsel istismar olgularının yargıya çok az yansıdığı göz önüne alınarak mevcut durumun ne olduğu konusunda kapsamlı araştırmalar yapılmalı, yargıya yansıyan veriler sistematik şekilde yayınlanmalıdır
2.    Basın ve Medya, cinsel istismar olguları ile ilgili bilgileri yayınlarken saldırıya uğrayan kişinin kimlik bilgilerinin, görüntülerinin ve kimliğini ortaya çıkarabilecek diğer bilgilerin gizli kalmasına özen göstermelidir.
3.    Türkiye’de sosyal devlete olan gereksinim her geçen gün daha da artmaktadır. Bu sorunun ortadan kaldırılmasında ve önlenmesinde yönetimlere, ilgili tüm kurum ve kuruluşlara, sivil toplum örgütlerine önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Tüm biçimleriyle istismarı önlemek öncelikle, olumlu bir anlam yüklenerek topluma sunulan, fakat dikkatli incelendiğinde sağlığın bir hak olmaktan çıkarıldığı, kamusal niteliğinden arındırıldığı, üzerinde ticaret yapılan bir ticari nesneye dönüştürüldüğü,  bedeni ve ruhuyla insanın ve insana ait tüm değerlerin alınıp satılan bir eşyaya indirgendiği hem sağlıkta hem de diğer alanlardaki “dönüşüm” programlarının acilen durdurulmasını da gerektirmektedir.
4.    Çocuk hakları sözleşmesini imzalayan ülkemizin artık sözleşme gereği Türk Ceza Yasası’nda gerekli düzenlemeleri acil olarak gerçekleştirerek bu yasayı çocuğun yüksek yararı doğrultusunda hızla hayata geçirmelidir.
5.    Tüm yönleriyle çocuk istismarı ve yarattığı ruhsal sonuçlar toplumun ve ülkeyi yönetenlerin sürekli olarak önemli gündem maddelerinden birisi olmalıdır. Devlet çocukların sağlıklı ruhsal gelişimlerini sağlayacak bir aile ve yaşam ortamı sağlamak, bunu engelleyen sosyal, kültürel ve ekonomik koşulları ortadan kaldırmak, buna yönelik çocuk politikaları geliştirmeye katkıda bulunmak, elverişsiz koşullarda yaşamını sürdürmek zorundan kalan çocukların istismar kurbanı olmalarını önlemek, gerektiğinde onları koruma altına almak ve rehabilite etmek, bunun yanında çocukların ve erişkinlerin sağlık sisteminden tamamen ücretsiz yararlanmalarını sağlayan ve kolaylaştıran koruyucu sağlık uygulamalarını geliştirmek için gereken yasal ve idari düzenlemeleri yapmak zorundadır.

Türkiye Psikiyatri Derneği ve Adli Tıp Uzmanları Derneği bu önemli konuda kamuoyunu, devletin ilgili kurumlarını bilgilendirme, bilinçlendirme ve duyarlı kılma konusunda üzerine düşen görevleri yerine getirmeye hazırdır. Tüm kamu kurumlarını ve ilişkili sivil toplum örgütlerini çocuk haklarının korunması ve iyileştirilmesi için göreve çağırmaktadır.
=
Çocuklarınızla cinsellik hakkında konuşun ama onları korkutmayın
Çocuklarınızla cinsellik hakkında konuşmanız gerekir. Bir çocuk bildiği tehlikeden kendisini her zaman daha iyi koruyacaktır. Ancak bu konuşmalar hiçbir zaman korkutucu ve cinselliğin kötü, tehlikeli bir şey olduğu şeklinde olmamalıdır. Öyle yaparsanız çocuklarınızda cinselliğin kötü, korkutucu bir yaşantı olduğu şeklinde bir kaygıya neden olabilirsiniz. Bu kaygı erişkin dönemdeki cinsel hayatlarını olumsuz etkileyecektir.
Çocuklarınıza kendi bedenlerinin sahibinin kendileri olduğunu ve neyin iyi ve güzel neyin kötü ve çirkin olduğuna onların karar vereceklerini öğretin. Kendi başına giyinip, soyunmasını, kendi başına ve bildiği şekilde yıkanmasını sağlayarak, bedenlerinin sahibinin kendileri olduğunu onlara benimsetebilirsiniz. Çok yakın arkadaşlarınız ya da akrabalarınız olsa bile çocuğunuzu istemediği durumlarda onları öpmeye zorlamayınız.


TACİZCİ YABANCI BİRİ DEĞİL
Sanılanın aksine çocuklara yönelik cinsel suçlar, yabancılar tarafından işlenmemekte, genellikle ya aile bireylerinden biri ya da yakın akrabalar tacizde bulunmaktadırlar. Bu yüzden çocukları sadece yabancılardan korumak kesinlikle yeterli değildir. Gerçek tacizciler çoğunlukla çocuğun çok yakın çevresinde olan ve GÜVENDİKLERİ kişilerdir.
ABD’de yapılan bir çalışmada 1999 yılında yaklaşık 93.000 çocuğun cinsel tacize uğradığı ve tacizlerin yüzde 50’sinin ebeveynler, yüzde 18’inin ise yakın akrabalar olduğu saptanmıştır.
Çocukları cinsel tacizden korumak için öneriler…
»Tanımadıkları insanlardan uzak durmalarını öğretin.
»Erişkinler ve akranlarının hangi davranışlarının uygunsuz olduğunu öğretin.
»Yaşadığınız mahalle/ bölgede güvenli ve güvensiz yerleri, park ve kafeleri belirleyin.
»Çocuklarınıza cinsel tacize uğradıklarını düşündüklerinde sizinle konuşabilecekleri güvenini verin.
Çocuklarınıza dolaysızca öğretmeniz gerekenler:
»Birisi senin bedenine sen istemeden dokunup, bunun hoşuna gidip gitmediğini sorarsa, ona hayır de ve bana bu durumu anlat.
»Büyüklere saygı onlara koşulsuzca boyun eğip söyledikleri her şeyi kabul etmek anlamına gelmez. Senden büyük biri öğretmenin de olsa, senden istediği her şeyi yapmak zorunda değilsin.
Cinsel tacize uğrayan
çocuklarda sık görülen belirtiler…
»Cinsellikle ilişkili her şeye karşı olağandışı bir kaçınma ya da tersine aşırı ilgi gösterme
»Uyku sorunları ve kâbuslar
»Depresyon ya da arkadaşlar ya da aile bireylerinden uzaklaşma
»Sürekli bedenlerinin kirli ya da yaralanmış olduğunu söyleme
»Bedeninin üreme/cinsel organ bölgelerinde bir sorun olduğuna dair korkular
»Okula gitmeyi reddetme
»Davranım bozukluğu, hırçınlık, suça yatkınlık
»Ağzı sıkılaşma, konuşmama, sır saklama
»Oyunlarında, hayallerinde ya da çizimlerinde cinsel saldırıyı düşündürecek öğelerin olması
»Yaşıyla uyumlu olmayan kışkırtıcılık
»Olağandışı bir saldırganlık başlaması
»İntihar girişimi
Çocuğunuzda bu ve benzeri belirtilere tanık olursanız, lütfen onunla konuşmaya çalışın. Bu konuşma suçlama, sorgulama tarzında olmamalıdır. Çocuklarınız her ne olursa ve her ne yaşarlarsa yaşasınlar, size korkusuzca, çekinmeden anlatabileceklerini bilerek büyümelidir.

 

Kaynak : Türkiye Psikiyatri Derneği

www.dunyalilar.org

 

Rastgele Haber

Hedefte ihraç edilmiş polisler ve akademisyenler mi var?

691 Sayılı OHAL KHK’sının askerlikle ilgili düzenlemesini avukat Hülya Üçpınar değerlendirdi. Askere alma usulünde belirsizlik …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir