Home / Gelecek / Big Brother Değil Big Data… İnternet Kayıt Altında

Big Brother Değil Big Data… İnternet Kayıt Altında

 

Facebook’un, Google’un ve diğer İnternet iletişim kanallarının Amerikan devletinin global izleme programı PRISM ile izlendiği haberi bir anda gündeme adeta bomba gibi düştü. İngiliz The Guardian gazetesinde yayınlanan belgeler, Amerika’da ve doğal olarak tüm dünyada kişisel mahremiyet ile ulusal güvenliğin arasındaki bulanık bölgeyi tartışmaya açtı.

Her şey eski bir CIA çalışanı ve NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) ile bağlantılı çalışan bir güvenlik firmasının elemanı olan Edward Snowden’in global İnternet izlemesine ait çok gizli NSA belgelerini The Guardian gazetesine sızdırmasıyla başladı. Guardian’ın arkasından The Washington Post da  belgelerin detaylarını yayınlayınca Amerika’da ortalık tam anlamıyla birbirine girdi. Hemen  açıklama yapan NSA sözcüsü programın sızdırılmasından dolayı gizli servis faaliyetlerinin olumsuz yönde etkileneceği kaygılarını dile getirdi. Başkan Obama, izleme faaliyetlerini kabul etti, ancak Amerikan vatandaşlarının telefonlarının dinlenmediğini ve e-maillerinin okunmadığını söyleyerek kamuoyundaki tepkileri yatıştırmaya çalıştı. Obama, programın asıl amacının kişisel mahremiyeti ihlal değil, ulusal güvenliği koruma adına “terörist saldırıları önlemek” olduğunu ileri sürdü.

Sızdırılan belgelerde, data programı önce belli noktalardan gelen mesajları sayıyor ve kategorize ediyor. Program, herhangi bir ülkede, ne türlü bir içerik akışının olduğunu anında belirleyebiliyor. Sorunlu olarak tanımlanan ana data kütlesi belirlendikten sonra detay analizlere geçiliyor. Örneğin Mart ayında global izlenme sürecinde, en yoğun data toplanılan ilk altı ülke sırasıyla İran, Pakistan, Ürdün, Mısır ve Hindistan. Bu arada, bazı Demokrat kongre üyelerinin ABD’de kaç kişinin izlendiğine yönelik sorular NSA tarafından henüz cevaplandırılmadı.

Öyle gözüküyor ki, George W. Bush döneminde başlatılan programın giderek yeni teknolojileri kullanıp tüm dünyanın İnternet ve mobil telefon akışını kontrol eder hale gelmesi, Amerikan kamuoyunu ikiye böldü. İzlenmenin ulusal güvenlik amacıyla yapıldığına dikkat çekenler, en son New York metrosuna yönelik planlanan terörist bir atağın, şüphelilerin e-maillerinin izlenmesiyle önlenmesini argümanlarına destek olarak kullanıyorlar. Diğer grupta ise bireylerin mahremiyet kaygıları yoğunlaşıyor. Hatta OccupyWallStreet gösterilerine katılanların böyle detaylı bir izlenmeye alınması örnek verilerek, izlemenin nerelere uzanabileceği tartışmaya açılıyor.

 

Son derece teknik bir konunun kongre va kamuoyu tarafından hazmedilmesi doğal olarak zaman alıyor, tepkiler ve destekler buna göre şekilleniyor. Ama temel olarak ABD dışındaki dünyanın izlenmesine dayalı bu sistemin çok yakında tüm dünyanın bir numaralı gündem maddesi olacağına hiç kuşku yok.

Siber kontrol nasıl başladı?

Aslında siber kontrolün kökeni 11 Eylül’e gidiyor. Terörist grupların peşindeki Amerikan gizli servisi, telefon, e-mail kayıtlarının ve diğer dijital iletişim bilgilerinin göz kamaştıran bir hazine olduğu anlar anlamaz, Silicon Vadi’sinin bilgisayar dahilerine gözlerini çevirdiler. NSA – Silikon Vadisi işbirliği giderek yoğunluk kazanırken, yazılım sektöründeki yeni gelişmeler, muazzam boyutlara eren dijital datanın otomatik ve anında işlenmesini mümkün kılarak bir anlamda NSA’yi global ağların sanal efendisi haline getirdi. Yeni teknoloji, artık Amerikan gizli servislerinin dünyanın neresinde olursa olsun, gerçekte insanları bire bir izlemeden, konuşmalarını dinlemeden herhangi bir şüpheli hareketi belirleyebilmesine imkan veriyor. Son on yılda milyarlarca dolar harcanarak Utah’ta kurulan merkez, “Big Data”yı depoluyor.

Uzmanlar, son birkaç yılda NSA’nın tüm İnternet trafiğini izleme kapasitesi amacına çok yaklaştığını ortaya koyarak, global datanın depolanması ve işlenmesinde çok büyük gelişmeler yaşandığını söylüyor. I.B.M’e göre, akıllı telefonlar, sosyal medya siteleri, e-mail ve dijital iletişimin diğer kanalları sayesinde günlük global  data hacmi 2.5 kentilyon’a (milyar kere milyar) ulaşmış durumda. International Data Corporations’a göre, bugünden 2020’ye  Facebook, Google ve Twitter’in başını çektiği dijital evrenin hacmi, her iki yılda bir ikiye katlanacak.

Global izleme nasıl yapılıyor?
The Guardian’ın yayınladığı NSA dökümanlarında “global izlenme haritası” yer alıyor. Bu haritada yeşil, sarı ve kırmızı renklerde ülkeler izlenme sıklıklarına göre üçe ayrılıyor. Bu haritada Türkiye orta derece izlenmeyi gösteren sarı renkle belirtilmiş. Global datanın büyük çoğunluğu ise Pakistan ve İran gibi ülkelerden ediniliyor.

Belgelerin sızdırıldığı iki gazeteye göre, program 2007’de start aldı. Hedef de Amerikan server’larından geçen diğer ülkelerin datalarını izlemekti. Ancak öyle gözüküyor ki, PRISM’in kapsama alanı bunun çok ötesine geçti. Yönetimin ve şirketlerin açıklamalarına göre süreç şu şekilde işliyor: Microsoft, Yahoo, Facebook, Google, Skype, PalTalk, You Tube, Apple ve Verizon gibi teknoloji şirketleri, mahkeme kararı üzerine server’larını NSA’nin erişimine açıyorlar. Bu dolaylı erişimin yanı sıra ikinci bir direkt erişim söz konusu. Bu yöntem, server’lara başvurmadan, datayı direkt kablolar üzerinden çeken bir teknolojiyi kullanıyor. Ancak Amerikan kamuyounu asıl kaygılandıran datanın kapsamı. Washington Post’a göre bu data “audio ve video chat, fotoğraf, e-mail, döküman ve bağlantı loglarını içeriyor. Facebook, Skype ve Google’ın tüm uygulamaları da kapsam içinde. Twitter’ın ve Amazon’un bu uygulamaya katılmadığı belirtiliyor.

Yeni akıllı yazılımlar
Uzmanlar, sistem dahilinde, izlenilen kişinin tüm yaşam kalıplarını çıkarabilecek korelasyonlar kurup hedefi kesin bir şekilde belirleyecek alt yazılımların geliştirildiğini söylüyor . Örneğin izlenilen kişinin üç boyutlu olarak, an be an hareketleri tespit edilebiliyor. Mobil telefonlardan elde edilen bilgi, söz konusu kişinin bir binanın kaçıncı katında olduğunu bile saptayabiliyor. Hatta, mobil telefon datalarından hareketle izlenilen kişinin muhtemel rotasını bile tahmin eden yazılımlar mevcut.

Teknoloji devleri itibar derdinde
İki gazetede yayınlanan belgelerde adı geçen Apple, Facebook and Google, önce PRISM’den haberleri olmadıklarını ileri sürerek yalanlama yolunu seçtiler. Ama The New York Times’ta çıkan yazılar, teknoloji devlerinin NSA’nin istediği dataya ulaşabilmesine imkan sağladığını gösteriyor. Mahkeme kararı söz konusu olunca teknoloji şirketleri de bu isteğe uymak zorunda kalıyor. Ayrıca teslim ettikleri datalar karşılığında devletten ciddi paralar alıyorlar.

Günlük hataımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen bu şirketlerin itibarlarını tehlikeye atan dataya erişim, kişisel mahremiyetin yeni dönemin en büyük meselelerinden biri olacağını işaret ediyot. Facebook, Google, You tube, Yahoo, Hotmail’siz bir hayat pek çok insan için mümkün değil. Bu ücretsiz özgürlüğün bedeli bireysel hayatların kayıt altına alınması mı? Yeni dünyanın yeni sorusu bu…

 

Ahmet Buğdaycı (ahmetbug@gmail.com)

New York’ta yayınlanan Posta212 adlı gazetede köşe yazarı olan Ahmet Buğdaycı, sosyal, ekonomik araştırmalar ve trend analizleri üzerinde uzmanlaşmıştır.

Yazarın diğer yazıları

http://dunyalilar.org/ey-gezici-arkadas-iktidara-nasil-gelirsin.html

http://dunyalilar.org/ey-gezici-arkadas-iktidara-nasil-gelirsin-2.html

http://dunyalilar.org/gezi-partilesirse-ne-kadar-oy-alir.html

http://dunyalilar.org/islam-demokrasi-misir-turkiye-abd.html

http://dunyalilar.org/gezi-kamuoyu-aktorlerini-nasil-teshir-ediyor.html

http://dunyalilar.org/gezi-direnisini-laik-chp-analiziyle-aciklamanin-tarihsel-yanlisligi.html

http://dunyalilar.org/amerikan-dusunce-kuruluslari-gelismeler-icin-ne-diyor.html

http://dunyalilar.org/dunyadan-turkiye-nasil-gorunuyor.html

 

 

Rastgele Haber

Geleceǧin Toplumu (4): Distopik Bir Toplum mu Olacak?

Gelecekte distopik bir toplum mu olacağız? Huxley’in “Brave New World (Cesur Yeni Dūnya)” bașlıklı romanındaki …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir