Home / Ne Yapmalı? / Bilgisayar Oyunu Bağımlılığı

Bilgisayar Oyunu Bağımlılığı

Video oyunları, büyük oranda zararlı ve ihtiyacınız olmayan bir bağımlılıktır.

022

Evinizde çocuklar koltuklara dizilmiş oturuyorlar, arkadaşlarının elinde görüyorlar: tabletleriyle oynayan, şakalaşan çocuklar… Sonra o çocuk aklından geçiriyor:“Benim de bir tabletim olsa, oyun oynasam; bir akıllı telefonum olsa. Anne bana niye almıyorsunuz?” diyor, “Bizde niye yok?!” diyor!

Bizim zamanımızda (nüfus kağıdı eskiyor) video oyunlarının bir ritüeli olurdu. Nerede o eski ritüeller! Eve gitmeyi beklerdik bir kere. Öyle misafirlikte, otobüste elimizde tablet ile fink atamazdık. Ancak Sega’nın dana gibi bir el konsolu vardı, o da çok pahalıydı. Yarım düzine (bu söz öbeğini hep kullanmak istemiştim, bugüne nasipmiş) çocuk, film izler gibi Sega’sı olan çocuğun arkasında konuşlanırdık.

Dahası internet bu kadar gelişmemiş, oyunlarla bu kadar entegre olmamıştı. Arkadaşlarımızla oynamak istediğimizde, internet kafelere gidip karşılıklı kahkahalar eşliğinde sohbet ederken, bir yandan içeceklerimizi yudumlayarak eğlenirdik… Heyhat! Sanal savaş tamtamlarını biz işte öyle çalardık!..

Neyse, ben bugün ciddi yazamayacağım galiba. İyisi mi Saadet’e gelelim: Video oyunları, büyük oranda zararlı ve ihtiyacınız olmayan bir bağımlılıktır.

Lafı buraya getirecektim, gelemedi bir türlü. Demek ki halen bizde de bağımlılığın emareleri mevcut… Gerçekten şanssız bir nesil yetişti doksanlarda. Ardından gelenler de malesef aynı şekilde yetişiyor. Muhtemelen bugün elinde sürekli tablet olan o çocuklar; oyunların içine şeytanca yerleştirilmiş, kumardan pek farkı olmayan “ödüllendirme” sistemi sebebiyle dopamin manyağı olarak büyüyecekler ve hayatlarının ilerleyen dönemlerinde depresyona girecekler.

Gerçek şu ki, oynadığınız her iyi oyunun içerisinde (kötü oyunları zaten iki saat sonra kaldırıp atıyorsunuz) kimyanızı sömürmek ve yaratılışınızın zayıf noktalarını suistimal etmek için, bilim insanları eşliğinde tasarlanmış bir dizi bağımlılık yapıcı psikolojik formül mevcut. “Ben zaten günde 1-2 saat oynuyorum, çok değil. Sen baya bağımlıydın herhalde haa?” mı diyorsunuz? Hemen savunmaya geçme güzel kardeşim, dinle:

01

Sen sanal skorlar, başarılar ile keyifli vakit geçiriyorsun ya? Aslında bünyende o sırada dopamin fırtınaları esiyor. Bu dopamin normalde çiçekle, böcekle, ağaçla, insanla, sevgiyle, aşkla, sporla salınması gereken, mutluluğun ve huzurunla doğrudan alakalı bir kimyasal. Vücudun üretiyor… Ancak bilgisayar oyunları gibi bazı bağımlılık yapıcı şeyler, dopamini vücuda gereğinden fazla pompalıyor. Bir süre sonra beyin şöyle diyor: “Yahu fazlasıyla dopamin akışı var bünyeye, iyisi mi ben diğer vanaları kısayım.”

Sonra ne oluyor? Yıllar içinde, bünyenin kimyevi dengesi bozuluyor. Sonuç: Normalde keyif verecek günlük güzellikler, hoşluklar; insanlığın binlerce yıl zevk aldığı şeyler pek de zevk vermemeye başlıyor. Varsa yoksa oyun-ödül-dopamin-oyun-ödül-dopamin. Zaten bağımlılıkların da temelinde bu kısır döngü mevcut. Video oyunları, insanın bu zayıflığını en başarılı sömüren sektörlerden biri.

Her gün düzenli ne yapıyoruz ki? Oyunlar için 1-2 saat bile uzun vadede büyük bir feda. “Birkaç saatçik” dememek lazım. Damlaya damlaya göl oluyor. Düşün ki, iki sene boyunca her gün bir saat ayırsan, yeni bir yabancı dil öğrenirsin. Derslere çalışsan, Boğaziçi’ni kazanırsın. Spor yapsan göbeği eritirsin! Ama düzenli bilgisayar oynarsan, kimyanı bozarsın.

Sanal hikayelerin, başarıların peşinde binlerce saatimiz heba oldu. Gelin aynı hataları siz yapmayın. Okuldan gelince, ayak parmağınızla kasanın tuşuna basıyorsunuz, bir yandan cihaz açıladururken soyunup dökünüyor, sonra dolaptan soğuk kolanızı da alıp Warcraft falan oynuyorsunuz ya? İşte yıllar sonra, efsunlu sanal kılıç bulmak, piksel piksel elbiseler almak için harcadığınız her saatinize pişman olacaksınız. Çalışmaya başlayıp gerçek hayatın tokadını yediğinizde anlayacaksınız, ama iş işten geçmiş olacak.

Bağımlılık yapan birçok şey gibi, video oyunları da kapitalist sistemin beyninizi uyuşturmak için kullandığı araçlardan biri. Aslında gerçek hayatta hazineyi de, prensi de, prensesi de, sizi bu oyuna getirenler kapıyor. Kendiniz ya da çocuğunuz için: daha fazla oyuna gelmeyin, bilgisayar oyunlarının fişini çekin.

Ömer Güngör www.minimalistyasam.com

Dünyalılar

Rastgele Haber

Gece Notları: Kendime ve herkese dair notlar

  Hiçbir düşüncenin fanatiǧi olmamak gerek. Çünkü fanatik insan neyi savunursa savunsun, katıdır ve o …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir