Home / Güncel / Bir 12 Eylül yazısı: Mutlu yıllar AKP!

Bir 12 Eylül yazısı: Mutlu yıllar AKP!

12 Eylül bu ülkede yarattığı tahribatla bir tarihsel olgu olmanın ötesine geçmiş, giderek simgesel bir değer kazanmıştır. AKP bir yanıyla bu simgesel mirası sahiplenmektedir. 

darbe

Öte yandan ise, AKP’nin 12 Eylül’le olan ilişkisi salt simgesel bir sahiplenmeye, “mazideki bir fikriyat”ın yeniden tesis edilmesine indirgenemeyecek bir “doğal”lığı da barındırmaktadır.

AKP, basbayağı 12 Eylül’ün çocuğudur. Kelimenin gerçek anlamında, yani bir ananın dünyaya getirdiği canlı anlamında, AKP, 12 Eylül’ün evladıdır. AKP’yi doğuran, 12 Eylül’ün zehirli rahmidir.

Öyle ki, normal bir doğumdan farklı olarak, AKP’nin 12 Eylül’le göbek bağı dahi kesilmemiştir. Nasıl ana karnındaki bir bebek besinini göbek bağından sağlıyorsa, AKP, doğumdan sonra da göbek bağıyla beslenen bir “yaratık” olarak doğmuştur.

Aradaki süreklilikleri saptamak ise artık özel bir uğraşı gerektirmeyecek kadar kolaydır. İster işçi sınıfı ve sol düşmanlığı, ister devlet şiddeti ve faşizmi, ister basın, düşünce ve bilim üzerindeki baskı, ister gericiliğin topluma dayatılması açılarından değerlendirin, AKP, 12 Eylül’ün hık demiş burnundan düşmüştür.

Ancak, kapitalist mülkiyet düzeninde, mirasın sadece devredilerek değil, aynı zamanda her yeni kuşakta birikerek büyütülmesi gibi, AKP de 12 Eylül’ün mirasını devralmakla kalmamış, söz konusu mirası genişleterek büyütmüştür.

Örnek olsun, bir yandan sokaklarda insan öldürecek kadar saldırganlaşan bir faşist rejim tesis edip, bir yandan da özgürlükçülük edebiyatı yapabilmek, 12 Eylül paşalarına nasip olmamıştır.

Ya da kaç çocuk yapılıp saat kaçta içki içileceğinden tutun da nerede el ele tutuşulup hangi parkta oturulabileceğine kadar insan yaşamının tümünü kontrol ve baskı altına alıp da, bağıra bağıra herkesin yaşam tarzına saygılı olduklarını söyleyebilmek, 12 Eylül cuntasının bile cüret edemediği bir pişkinliktir.

Daha açık ifade etmek gerekirse, AKP’nin mirası genişlettiği yer uyguladığı baskı, şiddet ya da otorite değildir; bu bahiste bir karşılaştırma yapmak pratik olarak mümkün de değildir zaten.

AKP’yi farklılaştıran ve bu sayede mirası genişleten, tüm bunları yaparken, aynı zamanda ülkenin en özgürlükçü, en eşitlikçi, en toleranslı ve en halkçı siyasi oluşumu olduğunu ileri sürebilme yüzsüzlüğüdür.

Şimdiye kadar iktidarda olmuş olanlar 12 Eylül’ün çizdiği zeminde dolanırken, AKP bu zemine kendine özgü renkler de katmış, alanın sınırlarını genişletecek etkili adımlar da atmıştı.

Fakat AKP’nin eklediği bu birikim, yine de köklerini 12 Eylül rejiminden almaktadır. Daha açık bir deyişle, 12 Eylül’ün ülke topraklarına zerk ettiği liberalizm ve serbest piyasa ideolojisi, yeterli kuluçka evresini geride bıraktıktan sonra meydana çıkmış ve AKP’nin kendisini pazarlarken başvurduğu reklam stratejisinin en büyük ilham kaynağı olmuştur.

Deyim yerindeyse, 12 Eylül’cülerin ekip de tadına bakmaya fırsat bulamadıkları meyveleri, AKP ağız tadıyla mideye indirmiştir.

Hem de 12 Eylül’le hesaplaşıyoruz diye diye…

Dolayısıyla, resmi gazetede belirtilen tarih ne olursa olsun, AKP’nin doğum gününün 12 Eylül olarak kutlanması yerindedir. AKP, sadece bir düşünsel silsilenin devamı olarak değil, aynı zamanda bir doğrudan beslenme kaynağı olarak da 12 Eylül’ün çocuğudur.

Bu nedenle, artık özel bir kanıtlamaya gereksinim duyurmayacak ölçüde bilinir hale gelse de, AKP’nin 12 Eylül’ün çocuğu olduğunu ısrarla belirtmek gereklidir.

Ama bu defa, hep olageldiği gibi, AKP’nin gücünü aldığı, sırtını dayadığı bir kaynak olarak değil, darbeye en açık olduğu nokta olarak, AKP’nin aşil topuğu olarak belirtmek gerekmektedir.

Çünkü Haziran İsyanı, sadece AKP’yi sarsıp titretmemiş, esas olarak 12 Eylül’ün bitişini işaret etmiştir.

Ve 12 Eylül’ün bitişi sadece bir devamlılığın değil, aynı zamanda AKP’yi semirten hormonlu gıda takviyesinin de sona ermesi anlamına gelmektedir.

AKP’nin sürekli besinini aldığı göbek bağı, isyan eden halk tarafından koparılıp atılmıştır.

Yani AKP, en cömert besin kaynağından mahrum kalmıştır.

Bundan sonrası, açlığını gidermek için ölçüsüz ve hesapsız biçimde saldırganlaşan vahşi bir hayvanın çaresiz çırpınışlarına benzeyecektir.

O yüzden, bu 12 Eylül’de AKP’ye mutlu yıllar demenin tam zamanıdır.

Can Soyer- SOL Portal

Dünyalılar

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir