Home / Arka Bahçemiz / Bir annenin çığlığı adaletin kendisidir…

Bir annenin çığlığı adaletin kendisidir…

Şimdi siz o çocuğu öldürdünüz. Tamam. Nasıl öldürdüğünüzü söylemeyeceğim artık. Maharetiniz arttı öldürmede. Vurduklarınız hemen oracıkta değil sonradan ölüveriyor örneğin. Evinde ya da hastanede ölüyor. Kimisiyse ölmüyor. Küçücük bedeniyle direniyor. Ölümle uyku arasında mevsimler boyunca gidip geliyor. Vurduğunuzu da inkâr etmiyorsunuz artık. Ellerinizin kanını herkesin gözü önünde temizliyorsunuz. En maharetli haliniz de bu işte. Yüzünüzü saklamıyorsunuz hiç kimseden ve hiçbir şeyden. Demek ki utanma belasından kurtulmuşsunuz. Artık başkaları için ayıp, başkaları için günah, başkaları için ar, başkaları için namus var. Onların sınırını da siz koyuyorsunuz. Hiçbir din size emredemiyor. Hiçbir Allah yenemiyor sizi. “Peygamberler büsbütün hain” gözünüzde. Ayetler indirebiliyorsunuz gökten. Kutsal kitabınızda her cinayetiniz için ayrı bir ayet var. Ayrı bir ayetle çalıyorsunuz başkasının mallarını. Ayrı ayetlerle süslüyorsunuz tecavüzlerinizi.

Muhammedi değilsiniz. Çünkü sözleriniz onun sözlerine hiç benzemiyor. Onun ‘emin’liği uğramamış yanınıza. Sadece sözleriniz değil gözleriniz de güven vermiyor. Onun adı ağzınızda iğreti duruyor. Siz Muhammed demeye çalıştıkça başka bir sözcük dökülüyor dudaklarınızdan. İsevi değilsiniz. Onun kardeşliği de yok dilinizde. Bırakın insanlık için kendi bedeninizi feda etmeyi tırnağınızı feda edecek cüret yok kalbinizde. Belki de kalbiniz yok. Musevi de değilsiniz. Onun berraklığı vurmamış yüzünüze. Firavun gördüğünde eteklerinin dibine yanaşacak kadar alçalmışsınız. Oysa hepsinin giysisi var üzerinizde. Pislikleriniz ortaya döküldüğünde onları örtecek kadar dindarsınız mesela.

Ateist de değilsiniz. Onların yumuşaklığı ve hoşgörüsü zerrece yok aklınızda. Hiçbir dinden değilsiniz ama inançsız da değilsiniz. İnanıyorsunuz! Hem de dehşetli güçlü inançlarınız var. İnsanın insana yaptığı bütün zulme inanıyorsunuz örneğin. Ve yaşadığınız her an bu zulümlerle ayaktasınız.

Kim bilir bizim bilmediğimiz kaç cinayetiniz daha var kuytularda. Pervasızsınız. Ana babasının sevmeye doyamadığı, saçlarını koklamaktan kendini alamadığı çocukları vuruyorsunuz. Vururken ses gelmezse vurdum saymıyorsunuz. Acıma duygusu yok olup gitmiş sizden. Siz o çocuğu öldürdünüz. Tamam. Nasıl öldürdüğünüzü söylemeyeceğim bir daha. Ama sırtı simsiyahtı çocuğun. Neye vurur gibi vurdunuz bir insan yavrusuna? Ona vuran eliniz midir “Altın halkalar taktığınız/ Tanrının önüne çıkmadan ilk arıttığınız”.

Şimdi dünyayı tanıdıkça ve bildikçe görüyorsunuz. Bir çocuk neresinden öldürülür artık iyi biliyorsunuz. Bir çocuğu öldürdüğünüzde onun anasını da öldürdüğünüzü biliyorsunuz. Bildikleriniz artıyor. Bildikleriniz dağ gibi. Herkes hakkında her şeyi biliyorsunuz. Ancak bilginiz arttıkça ihanetiniz derinleşiyor. Bilmek ihaneti perçinliyor. Bilmenin kendisinin tuzağına düşüp kayboluyorsunuz. Siz artık bilmede maharetlisiniz. Peki, öldürdüklerinizin yüzünü de biliyor musunuz?

Örneğin o çocuğu öldürdünüz. Tamam. “Vurmayın öldüm” dediği halde vurdunuz. Çok güçlüsünüz amenna. Tıpkı bir Nazi subayı gibi öldürmeyi kendinize görev addettiniz. Peki o çocuğun annesinin mahkemede söylediğini duydunuz mu? Yoksa kulaklarınız var duymuyor, gözleriniz var görmüyor musunuz? “Bu katiller oğlumu benden aldılar” dedi anne. Katiller dedi size. Ve size bir anne katil dediyse siz katilsinizdir artık. Evladını yitiren bir annenin çığlığı adaletin kendisidir. Ötesi, yani sizlerin büyük laflarla savunulmanız ve hukuk devleti ve adalet ve adalet saraylarınız ve her şeyiniz o feryadın yanında laf-ı güzaftır.

O çocuğu öldürdünüz. Tamam. Dedim ya nasıl öldürdüğünüzü söylemeyeceğim artık. Morgta babası oğlunun yüzüne yaslamıştı da yüzünü bu kahpe dünyanız yıkılmamıştı. Bu beş para etmez dünyanız o utançla bile yerle yeksan olmamıştı. Çoksunuz ve insan öldürmede maharetlisiniz biliyorum. Ama yine de bir kelam etmeme izin veriniz: Siz ki bir anneyi daha ağlattınız ama “acıya kurşun işlemez artık/ ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir” diyerek çoğaldık biz.

Ali  Murat İrat

Dünyalılar

Rastgele Haber

Nazi kampında bir çadır: Stuthofluların Çadırı

İnsanın insana yapabildikleri bazen zulmün ötesine geçer. Soğukkanlı bir katilin duygusal katılığının ve tepkisizliğinin çok …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir