Home / Arka Bahçemiz / Bir Tanrının Tasviri

Bir Tanrının Tasviri

fuckyougod

Tanrıya elbette inanıyorum. Tanrısız yaşam mı olurmuş? Ama bu gerçek bir tanrı. Elle tutabiliyorsunuz, gözle görebiliyorsunuz. Kokusunu dahi alabiliyorsunuz. Çünkü çok keskin bir kokudur kan kokusu… Kolları bir ahtapotun kollarından daha fazla. Askerleri donanımlı, kurumları dikenli tel örgülü.

Cenneti de var, cehennemi de… Cenneti kontenjanlı. Ben diyorum ki bin kişilik, siz deyin ki on binlerce kişilik. 6 milyarlık nüfusu unutmayalım. Bu yüzden cehennemin kontenjanı sınırsız. Cehennem ki, ateş değil; açlık, işkence, kurşun, zulüm ve tecrit.

Öte dünyası başka bir dünyada değil. Cehennemi de cenneti de bu dünyada. Cennetinde Tayyip’ler, cehenneminde Ali’ler. Cennetinde Muhammed’ler, cehenneminde Niçe’ler. Cennetinde Sabancılar, Koçlar ve bilcümle asalaklar, cehenneminde işçiler. Cennetinde erkekler, cehenneminde kadınlar. Cennetinde egemenler, cehenneminde ötekiler, azınlıklar, ezilenler. Yer üstünde gökdelenlerin cennetinde, yer altında Soma’nın cehenneminde. Amerika’nın cennetinde, Kobane’nin cehenneminde.

Ben elbette Tanrıya inanıyorum. Yoksa bir marş esnasında nasıl milyonlarca ayak ve baş uygun adım yürüyebilir ki. Bu yoklukta mağazalar nasıl tıklım tıklım dolabilir  başka. Bir cinayet haberi başka türlü nasıl bu kadar kayıtsızca izlenir. Sokaklarda bu kadar çok çocuğun kanının oluk oluk akıtılmasını, hapishanelerin çocuklarla tıktım tıklım dolmasını başka nasıl açıklayabiliriz.

Öyle bir Tanrı ki bu Tanrı, aslında hepimizin Tanrısı. Günde en az 8 saat işe koşturtan, karşılığında komik bir rakam veren, karşılığında sırıtan bir Tanrı. Ama ağzını koklasanız, ağzı leş gibi para kokar.

Hayatımızın her alanını düzenleyip örgütleyen de o’dur.

Soyut, metafizik tanrılara elbette inanmıyorum. Çünkü öyle birşey yok, çünkü o sadece hayal. Faydasız, zararsız; hiç. Ama burjuvanın en iyi besili beygiri. Putperest de olmadım hiç. Ama kadere inanıyorum. Bu kader elbette örneğin İslamın bahsettiği kader değil. Bazı tanrılar bizim hayatımızı ekiyor, biçiyor, yönlendiriyor, meyvesini topluyor. Tarlamızı elbette biz kendimiz seçeriz; başkaları tarafından ekilmek, biçilmek, sürülmek şartıyla!

Benim kafam düzenin bu çalgısına bir türlü ritim tutturamıyor. Çünkü Adorno da ”yanlış bir hayat doğru yaşanmaz” diyor.

Ah Muhsin Ünlü de bir keresinde “burası dünya yahu, burası, bu kadar işte” demişti; bu dünyayı tanıyalım, gerçek tanrıyı, yani kapitalizmi tanıyalım, yıkalım. Diğeri zaten yok. O sadece biçtiği bir ahlaktan ibaret. O ahlakı yıkmak ayrı bir mücadele.

Ben her allahın günü bu kapitalizm adındaki tanrının üzerine işiyorum. İşediğime de para kesiyor tanrı. Ama diyorum ki hepimiz birlikte işersek yalnızca işemeyi bedavaya getirmekle kalmaz, bu Tanrıdan sonsuza dek kurtulmuş bulunuruz.

Baran Sarkisyan

Dünyalılar

Rastgele Haber

siyasal islam

Siyasal İslam ve Sefalet

Siyasal İslamcılık veya olağanüstü hali olağan hale getirebilmek! Fikret Başkaya Şimdilerde devlet ve toplum, dinci …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir