Home / Arka Bahçemiz / “Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi “Üzerine Notlar

“Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi “Üzerine Notlar

11221344_1482901588703070_3726444825382351856_n

“BM İnsan Haklar Sözleşmesi’nde olduğu gibi, “BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde de garanti altına alınan, yalnızca ve yalnızca dünya nüfusunun ayrıcalıklı olan kısmıdır. Her iki sözleşmede de esas olan, adları zikredilenlerin tamamı değildir. Her iki sözleşmede de yazılanlar bir aldatmacadan ibarettir.

Şöyle ki; BM denilen kurum esasında emperyalist bir kurumdur. Birincisi, bütün milletlerden değil, on beş ülkeden teşekkül eder. İkincisi, üye on beş ülkeden sadece beşi (Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa ve İngiltere) alınan kararları veto hakkına sahiptir. Ne gariptir ki, söz konusu bu ülkeler, aynı zamanda dünyanın en çok silah üreten ve satan ülkeleridir.

Gelelim asıl meselemiz olan, “BM Çocuk Hakları Sözleşmesi” denilen anlaşmaya. Bu anlaşmanın altında imzası olan ülkeler, günümüzde dünyadaki savaşların, açlığın, ekolojik yıkımın, sömürünün ve bir bütün olarak canlı yaşamın toptan bir yıkımla yüz yüze olmasının birinci dereceden sorumlusu olan ülkelerdir.

Hal böyleyken, BM denilen bu şebekenin hem savaşlara yol açıp, hem de çocukları savaştan koruyabilmesi mümkün olabilir mi?

Bu devletler, hem bu çocukların yaşadıkları toprakları işgal edip, hem bu toprakların zenginliklerine el koyup, hem bu çocukları açlığa ve göçe mahkûm edip, hem de bu çocukları savaştan koruyabilir mi?

Aslında bu tür sözleşmelerde yazılanlar, ezilenlerin esas olanı tartışmasını engellemek maksadıyla yazılmıştır. Maksat ise, esas olanı meşru göstermektir.

Savaşın ne olup olmadığına karar verenler kimlerse, bir çocuğu savaştan koruyabilmenin ne olup olmadığına da karar veren de onlardır.

Mesela her yıl 20 milyon çocuk açlıktan dolayı ölmektedir ama bu, çocuklara karşı savaş olarak kabul edilmemektedir. (İkinci Emperyalist Savaşta 60 Milyon insan ölmüştü, bu demek oluyor ki her üç yılda bir çocuklara karşı ilan edilmemiş bir dünya savaşı yapılmaktadır.)

Dünyada milyonlarca yaşam alanlarından, çocukluklarından koparılarak ucuz işgücü olarak kullanılmaktadır ama bu durum savaş olarak mütalaa edilmemektedir. (Birçok zengin ülkede çocukların çalışması yasaktır ama onlar pis işlerini Çin, Hindistan vb. ülkelerde yaşayan çocuklara yaptırmaktadırlar.)

Milyonlarca çocuk erkek kültürünün bir parçası olan pornografi ve “seks ticareti”nde kullanılmaktadır ama bu durum çocuklara karşı savaş olarak mütalaa edilmemektedir.

Çocukların yüzde sekseni temiz içme suyuna, yüz milyonlarcası içme suyuna sahip değildir ama bu durum çocuklara karşı savaş olarak kabul edilmemektedir.

Her yıl milyonlarca çocuk savaş dolayısıyla annesiz, babasız ve yurtsuz kalmaktadır ama bu durum çocuklara karşı savaş olarak kabul görmemektedir.
Milyarlarca çocuk tüketimin en etkili silahı olan reklamlar aracılığıyla kuşatılmakta ve ruh sağlığını yitirmektedir ama bu da çocuklara karşı savaş olarak mütalaa edilmemektedir.
Neymiş efendim; “Çocukların savaş ve savaşın etkilerinden uzak tutulması” gerekiyormuş!

Önce yeryüzünü savaş alanına çeviriyorlar, ardında da kurbanlarına sahip çıkarak hem ellerindeki kanı yıkıyorlar, hem de “iyilik” yapan oluyorlar.
Bu, ABD savaş uçaklarının bombaladığı kentlere yine emperyalistlerin bir kuruluşu olan Kızıl Haç uçaklarının yiyecek, ilaç, su taşımasından farklı değildir. Yani yapan da onlar, kurtaran da.
Tabii bütün bunlarda şaşılacak bir yan yoktur, zira kapitalizmin ahlakı tam da budur.

Asıl trajik olan, bunun kurbanı olanların bu yalana inanıp, uğradıkları haksızlıklardan dolayı BM’e şikâyette bulunmasıdır.
Asıl tehlikeli olan ise, ezilenlerden yana olduğunu düşünen kimi okuryazarlar tarafında BM’nin ezilenlere ve mağdurlara bir şikâyet mercii olarak öneriliyor olmasıdır.

Bu okuryazarlar, kurbanlara diyorlar ki, “katilinize sığının!”

Bu okuryazarlar, katile diyorlar ki, “kurbanından geriye kalanına sahip çıkarak suçunu onun arkasına sakla!”

Elias Nin

Dünyalılar

Rastgele Haber

Geçikmiş Bir Anadil Yazısı

Yedi yaşında okula başladığında anadili Kırmançki(Zazaca) konuşan, Türkçe’yi akıcı konuşamayıp sadece anlayan o çocuk, 40 …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir