Home / Güncel / Biz Bu Yola…

Biz Bu Yola…

Aldığımız aile terbiyesi münasebetiyle: Bizde tanımadığımız insanlara ilk ayakta ‘sen’ demek ayıptır, ilişki belirli bir seviyeye ve samimiyete ulaştığı vakit, biraz da çekinerek ‘sen’e geçeriz.

 Bizi tanımadığı, kullandığı ifadelerden belli olan hükümet yetkililerinin ‘sen’ deme hırsını biraz da ‘başkaları adına utanma hissiyle’ seyrederken… ‘Ben, ben, ben, ben’ diye bağrılıp, ‘sen, sen, sen’ diye azarlanırken, nasıl olduysa herkese böyle bir tatlılık, sukunet, kibarlık geldi.

 Şimdi oturup da, ‘sen, sen, sen’ diyenlere karşılık, komşusunun börek tarifini eksik verdiğini çakan kadınlarınkine benzer bir sinir harbi geçirip çemkirecek değilim. Baba emanetidir, ‘Acz içinde olana rahmet göstermek gerekir.’

 21 gün önce:

 Basit günlük sıkıntılarımız vardı. Aşk acısını unutmak isteyen, bahar geldi diye gönül yaylarını gevşeten, işinden memnuniyetsiz, trafikte ambulans geçince arkasına takılan, AVM’lerde çocuklarını jetonlu arabalara bindirip, ‘çocuğu da eğlendirdik’ sanan, dört takside girip 3 boyutlu televizyonlar alan (kendi boyutumuzu kaybettiğimizden), ‘beyaz dertleri’ olan insanlardık. ‘Moving’ yöntemiyle hayatlarımız bilmediğimiz bir yere taşınıyordu.

 Sonra:

 Bu yola kefenini giyip çıkmış bir kadroya karşılık, aynı yola gri eşofman altını çekip, yırtık converselerini giyip çıkmış bir grup insan sardı sokakları.

 Bir süredir birbirinden pek hazetmeyen, metroda birbirini ezip yer kapan insanlar duraklarda, vapurlarda birbirini alkışlıyordu. Bir günaydını esirgeyen insanlar, tanımadıkları insanlara cep telefonlarını verip, evinin yerini tarif ediyordu. Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardı, bir Talcid-süt karışımının hatrı yüz yıla yayıldı.

 Heyetler kabul ettiniz. Her heyetin ardından bir umutlu kelam beklerken, ne fosforlu kedi gözü kaldı, ne heyeti ittirip kendini kadraja alan şair. Vali bey ‘Hadi yataklarınıza dönün’ dediği çocuklarla gecenin köründe buluştu, yedi içti, eğlendi, eylemi maç çıkışı sandı, kokoreç yemek istedi, alkışlandı, ertesi gün kısık ateşte hazırlanan solüsyonlu gazı servis etti. Terlikle, pijamayla köprüyü geçirtecek kadar delirttiniz insanları.

 Sonra:

 ‘Ben sörvayvır izleyen kadındım valinin adını öğrendim’ diyen anneler oğullarını kızlarını barikata uğurladı. Gençlerin kafasına 4.8’ ila 10 metreden isabet alındı, öldürüldüler, yaralandılar, dayak yediler, üzerlerine tonla ‘ilaçlı su’ boca edildi. Yerden ilk kalkansa boş bulduğu ilk duvara, ‘Portakal gazı sıktın da bunun çileklisi yok mu?’ yazdı.

 Bitmeyen bir savaş oyunu gibi, meydandakiler level atladıkça daha çok TOMA, daha çok fişek, daha çok gaz bombası attınız. Karşılığı bolca rakam: Dört ölü, 7 bin 822 yaralı, 2 bin 448 gözaltı, 11 göz kaybı, 100 kafa travması… Geri vitese takmış ileri demokrasinizin altında insanlar ezildi.

 Tahammül edip de seyrettiniz mi bilmem? Artık dünyaya sadece sağ gözüyle bakacak olan Burak Ünveren televizyona çıktığında, ‘Hastahanede yanıma gelip de, ‘Kardeş tek gözle de hayat devam ediyor diye beni teselli eden arkadaşıma ne kadar teşekkür etsem az’ diyordu.

 ‘Burda durmayın lan’ diye insanları dağıttınız, duran adamlar duran kadınlar çıktı, kardeşlerimizin öldüğü her yer mezar taşı gibi duran insanlarla doldu. Grup seks dediniz, insanlar parklarda gruplar halinde forumlar düzenlemeye başladı. Bunca eziyete, bunca hakarate, bunca şiddete rağmen bir tiyatro oyunu hayatımızı özetledi, ‘Güzel şeyler bizim tarafta’ oluyordu.

 Sosyolojiyi de psikolojiyi de siz bilirsiniz, kızıyorsunuz ama bu bir park meselesinden çıktı hakikaten. Siz, ‘Bizim meselemiz, Tuna ile Nil’i, Amazon’la Volga’yı, Fırat’la Dicle’yi kucaklaştırabilmek’ derken başka annelerden doğmuş insanlar birbirine ‘Kardeşim’ diye sarılıyor. ‘Vandallar, barbarlar, yağmacılar’ dediklerinizin ağzı burnu kırıldığı halde onlar hala kanlar içindeki dişleriyle gülümsemeye devam ediyor.

 Çok değerli misafirlerimiz, çok değerli milletvekili arkadaşlarımız; sadece ama sadece özgürlük ve nefes almak isteyen insanlarla nasıl başedilemez 101 dersine hoşgeldiniz. İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz. Allah yolunuzu, bahtınızı açık etsin diyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun diyorum.

Elif Key

www.dunyalilar.og

Rastgele Haber

1_mayıs_Orhan_Köse

Paralel Evrenin Hikâyeleri

Paralel Evrenin Hikâyeleri Asıl yazılması zor olan yanı başımızdan umursamadan geçtiklerimizin hikâyesidir. Her gün karşılaştığınız …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir