Home / Güncel / Biz de RTE’nin İstediği Gibi Kindar Gençlik mi Olduk?

Biz de RTE’nin İstediği Gibi Kindar Gençlik mi Olduk?

Ben reel hayatımda pek sevgi dolu bir insan değilimdir. Ancak iş yazı yazmaya gelince, kafamın tası da henüz atmamışsa insanlara sevgi mesajları vermeyi tercih eden satırlar kaleme almak isterim. Peki ya siz iletişim kurarken hangi üslubu tercih edenlerdensiniz? Size soruyorum tüm direnişçiler, yoksa siz de kininize sahip çıkmaya mı yöneldiniz?

Direnişçilerin en güçlü silahı boykottur dedik. Peki neleri, kimleri boykot ediyoruz? İnsanları da boykot ediyor muyuz? Direnişimize ayak uydurmayan, karşı tarafta duran herkesi boykot edecek miyiz? İnsanları direnişçiler ve yandaşlar diye ayıracak kadar kendimizi kaybettik mi? Daha da önemlisi, direnişe katılan ancak bizimle aynı fikirde olmayan insanları da boykot etmeye başladık mı?

Benim için boykot edilecek yandaş gazete vardır fakat yandaş gazeteci tanımam. Çalıştığı gazetenin çizgisine uyum sağlamak zorunda kalmış gazetecidir o. Siyasi tercihini yapmış gazetecidir. Bir şekilde tercihte bulunmuştur ve tercihleri bana uymuyor diye bir insanı tarihten silmek isteyecek denli güçlü bir nefreti neden içimde barındırayım? Direnişi beslemek nefret ile mi mümkün olacak?

RTE nefesi güçlü bir büyücü gibi adeta. Bir söz attı mı ortaya hemen hepimiz üzerine gidiyoruz. Malum kendisi ”kinine sahip çıkan, kindar gençlik” istediğini söylemişti. Elinda sopayla, palayla sokağa fırlayan insanda sahip çıktığı bir kin duygusu olduğu kesin. Peki ya aramızda, düşünceleri ile ortaya çıkanlara saldıran direnişçilere ne demeli? Düşünce özgürlüğüne saygı duymayan kindar direnişçi yok mu aramızda?

Bu ülkenin insanı çocukluğundan itibaren kin ve nefret duygusu ile büyütülür. İlkokul çağlarımızda başlar bu nefret tohumları içimize ekilmeye ve konu komşumuza düşmanca hisler beslememiz beklenir bizden. ”Yunan’ı denize döktük, Rus Ermeniyi besledi, Ermeni çete oldu ülkeyi bölmek istedi,- Kürt zaten doğuştan bölücü. İran İslam Cumhuriyeti kurdu. Arap sırtımızdan bıçakladı, Avrupa bilindiği üzere top yekün bize düşman…”

Benden çıkan fikirler İslamcılara dar, Kemalistlere ise hep bol geldi. Bu iki gruptan aldığım saldırıyı hayatta kimseden almadım. Hadi islamcıları anladım, din insanın düşünme özgürlüğünü de elinden alıyor. Peki Kemalistlerin derdi nedir? Düşünce ne zamandan beri Kemal’in aydın gençliği için korkuyla ortaya çıkan nefretin hedefi olmayı hak etti?

İki aydır defterden silmediğimiz insan kalmadı. RTE’nin elini öptü diye geçenlerde kazara bağrımıza bastığımız bir sanatçıyı defterden sildik. Zaten pek ön sayfalarda değildi adı diye zorlanmadık. Öncesinde gözümüzü pür dikkat açtık, kimler direnişin yanında, kimler karşısında onu izler olduk. hemen Lise yıllarından kalma alışkanlığımıza geri döndük, ”Rüya futbolcu onbiri” listesi yapar gibi kimler takımımızda kimleri takım dışında tutuyoruz onu belirledik. Sonuçta elimize öyle uzun bir liste çıktı ki, markete giderken kimin ürününü alacaksın kimden almayacaksın bunu aklımızda tutmaya imkan kalmadı. Belli ki ülke düşünsel anlamda ikiye bölündü.

Bu ikiye bölünüşü daha da derinleştiren sadece düşünsel anlamda karşı tarafımızda duranlar değil, biz kah hüloğsu ile dalga geçerek, kah yandaşlığını aşağılayarak insanları kendi çevremizde hor görüp nefretimizi kusar hale geldik. Biz böyle bir kitle mi olduk şimdi de? RTE’nin istediği gibi kinine sahip çıkanlara mı dönüştük?

Tamam şirketleri, ürünleri, mekanları boykot edelim zira ekonomik bir alt yapısı var bu argümanın. Peki ya insanları boykot etmek? Asıl kazanmamız gereken kitle ile aramızdaki uçurumu genişletmek bizi günden güne yalnızlaştırmayacak mı? Aynı düşünceleri paylaşmadığımız bir direnişçiye sözel saldırılarda bulunurken o kişiyi direnişin dışına iterken yalnızlaşacak denli nefret kusmuyor muyuz? Sadece AntiKapitalist Müslümanlar ile iftar sofrasına oturarak mı bütünleşme mesajları verebileceğini zannediyorsun? Yanındaki kişi olan beni bile o masaya oturarak ikna edemedin, sana iyi gözle bakmayan mı ikna oldu senin dostluk mesajlarına sanıyorsun?

Direnişçi, sana arkadaşça tavsiyem bu dönem mezhebin hiç olmadığı kadar geniş olsun. Aksi takdirde sana uymayan düşünce ve tavırlar üzerinden insanlara saldırmaya devam edeceksen eğer, kötülükle savaşırken sen de canavara dönüşmekten kendini alıkoyamazsın.

Arzach Mills

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Hedefte ihraç edilmiş polisler ve akademisyenler mi var?

691 Sayılı OHAL KHK’sının askerlikle ilgili düzenlemesini avukat Hülya Üçpınar değerlendirdi. Askere alma usulünde belirsizlik …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir