Arka Bahçemiz

Boşlukta Çiçek Yetiştirmek

Derin ve sonsuz bir boşluğun içinde düşmüyor ama yerçekimsiz hayatlarımızın köşelerine çarparak ilerliyoruz. Tüm sorgulamaların, inançsızlığın ve ümitsizliğin şaheseri; yaşamaksa yaşamak nefes alıyoruz. Para kazanıyoruz “huzursuz”, işe gidiyoruz “huzursuz”, eve dönüyoruz “yalnız ve huzursuz”…

BOŞLUKTA ÇİÇEK YETİŞTİRMEK

Küçük mutluluklar sığınak olmuyor bize, ızdırap veriyor dahası. İnanamıyoruz naylon hayatlarda ki şen kahkahalar nasıl bu kadar şen olabiliyor? Onca kalabalıkta yalnız hissetmek bu kadar kolayken nasıl bu kadar çok gülümseme gerçek olabiliyor?

Sahi gerçek mi?

Hayat bir film şeridi bazen insanlar akarken biz izliyoruz. Bazen ise biz akarken kendimizi izliyoruz. Durmuyoruz hiç, eylem halindeyiz hep bir şeyler yapıyoruz, meşgulüz sürekli. Bir işimiz var, iş çıkışı takılıyoruz öyle, eve geliyoruz “mazeretimiz var”, yorgunuz…

Rutinin dışına çıkmamak için kendimize mazeretler sıralıyoruz, herşey sıradan, ne yapsak işe yaramıyor. Hissetmiyoruz, hep bir eksiklik var hayatta, tüm sevinçler yüzümüzde asılı kalıyor, donuyoruz boşluklarımızın koşar adım hızında. İzliyoruz, bakıyoruz ama görmüyoruz. Her gün aynı manzaralardaki yedi farkı bulamıyoruz o kadar meşgulüz ki egoizmin diğer adı bu. Hayat bizim etrafımızda dönüyor. Ölümler, ezilenler…Bir fayda sağlamayacağımızdan eminiz, eminiz bir derde ortak olamayacağımızdan, bir hayat kurtaramayacağımızdan, bir işe yaramayacağımızdan eminiz.

Halbuki küçük mutluluklar ayakta tutar insanı, küçük ama işe yarar mutluluklar…

Magazin gülümsemelerin uzağında, sırf kendini ve ne yaptığını düşünmeden -ve dahi bize de faydasının olduğu aşikar- en ufak hareketlerle ve bir tutam samimiyetle – ki samimiyettir sevginin temel taşı – yapacağımız en güzel şey çiçek yetiştirmektir. Farkında değilizdir herkes kendi boşluğunda yetiştirir çiçeklerini ama nihayetinde dolar o boşluklar. Bir menekşe alırsınız, konuşursunuz onunla “bir arkadaşınız olur”, beslersiniz onu ” bir evladınız olur”, büyüdüğünü görürsünüz “mutluluğunuz olur”,çiçek açar ki artık gönlünüzün yansımasıdır, verdiğiniz sevginin karşılığıdır bu mor gülümseme, boşluğunuz ölür. Birden işe yaradığımızı hissederiz.

Modernitenin zehirlerinden uzakta, varoluşa semboldür. İşe yaramasaydı neden daha çok yalnız ev hanımlarının balkonlarını süslerdi mor, kırmızı, pembe gülümsemeler?

Yalnızlığı paylaşmasaydı neden bir çınar torununun adını verirde konuşurdu menekşesiyle?

Annelerin uzaktaki evlatları oluverirdi, yalnızların olmayan arkadaşları…Kiminin sevgilisi, kiminin en yakın arkadaşı…

Ama mutlaka dolar o yokluklar bir tebessüm, biraz sevgi, sıcak bir dokunuş ile…

Emine Özdemir / www.tutunamayanlar.net

Dünyalılar

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu