Home / Güncel / Bu, devleti kim yönetecek kavgasıdır!

Bu, devleti kim yönetecek kavgasıdır!

Günlerdir artık açıktan sürdürülen çekişmede Cemaat son sözü söylemiş gibiydi: Başbakan geri adım atmazsa, Hizmet de geri adım atmaz !..

Bu söz Cemaat’ın (ya da onların yeğlediği adla yazarsak: Hizmet’in) sözcüsü kabul edilenlerden birine, Zaman yazarı Hüseyin Gülerce’ye ait.

Çekişmenin ulaştığı aşamayı iyi özetliyordu. Çekilen kılıçların kınına girmesi artık pek zordu. Kınından boylu boyunca çekilmiş kılıcın ne olacağı da belliydi: Düşmana savrulacak…

Düşman da belli: Tayyip Erdoğan ve AKP’nin onun çevresinde kümelenen takımı…

Eh, Başbakanı en iyi tanıyanlardan Mehmet Ali Şahin’in birkaç gün önce söylediği ve vurguyla tekrarladığı “Başbakan geri adım atmaz” sözünü düşününce bu çekişme kavgaya dönüşecek ve tırmanacak demektir diye düşündük…

Sonra…

Sonra Pazartesi günü Hükümet toplantısının ardından Bülent Arınç kameraların karşısına geçti Hükümet adına Cemaat’a barış çubuğu uzattı. Dershanelerin dönüşüm süresi iki yıla uzatılıyor, “akademik lise” (ne demekse artık) gibi gözboyayıcı kelime oyunlarından vazgeçiliyor falan filan.

Dahası “Siz fitne yapmayın” yerine “Biz de yapmayalım, siz de yapmayın” gibi “Başbakanından çok farklı” bir üslupla barış çubuğunu bir güzel tüttürdü.

Nitekim daha o gece Cemaat kanadından atılan tweet’ler “Bunlar barışıyor galiba” dedirtti.

Mesela bir kaç gün önce “Biz geri adım atmayız” diye kükreyen Hüseyin Gülerce “Dualar kabul oldu. Hatadan dönüldü. İki yıl daha dershanelerin açık kalması kabul edildi” tweeti attı ve gerilimin düşeceğini müjdeledi.

Bence yanıldı.

Bülent Arınç da bir kez daha ofsayda düştü.

Başbakan geleneksel “Salı vaazı”nda gerilimi düşürmeye hiç de niyeti olmadığını belli etti: “Manşetlerini kurşun gibi üzerimize çevirenlere taviz vermeyeceğiz”.

 * * *

Konunun ve sorunun dershaneler olmadığı herhalde artık herkesçe biliniyor.

Ancak AKP-Cemaat çekişmesini “Kayıkçı döğüşü bu. Bunlar nasıl olsa anlaşır” diye değerlendirmek pek doğru değil gibi.

AKP’nin Tayyip Erdoğan’a bağlı kanadı ile Cemaat arasında alttan alta devam ettiği ve epey gerilere dayandığı anlaşılan ve bugün iyice su yüzüne çıkan kavga önemli.

Geçmiş yıllarda dinsel referanslara vurgu yapan, ya da zaten siyasal islamı temsil için kurulmuş partiler, gruplar, hareketler, tarikatlar arasında çekişmelere, farklı siyasal tavır alışlara, seçimde destek pazarlıklarına hep tanık olduk.

Mesela Süleyman Demirel’in yanında saf tutan tarikatların yanısıra Erbakan partilerinin yanında saf tutan, hatta MHP’yi, BBP’yi. Turgut Özal ANAP’ını destekleyen tarikatlar hep var oldu.

Seçim dönemlerinde bu destekler önem kazanır ve gazeteciler arasında -çoğu kez doğruluğu kuşkulu- haberleşememiş söylentiler dolaşırdı:

Bu seçimde Nakşibendilerin Gümüşhane kolu Demirel’i, Adıyaman kolu ise Erbakan’ı destekleyecek… Yav olacak iş mi, Süleymancılar DYP’yi değil ANAP’ı destekleyecekmiş… Nurcular destek için daha karar vermemiş…

Ancak bu farklı tutumların, tarikatlar, dinsel gruplar, siyasal islamın kanatları arasındaki çekişmelerin hiç biri bugün AKP ile Cemaat arasındaki çekişme kadar şiddetli olmadı.

Bu şiddette ve bu uzlaşmazlık çizgisinde bir ilke tanık oluyoruz.

Eğer yerel seçim kampanyasının iyice kızışacağı 2014 Ocak ve Şubat’ında da “Karşılıklı ağır yaralar alıyoruz” deyip bir uzlaşma sağlanamazsa…

Eğer taraflar, şimdilik zulalarında tuttukları dosyaları, kasetleri, ses kayıtlarını piyasaya sürmeye başlamaktan vazgeçmezler ve karşılıklı kirli çamaşır sergilemesi tırmanırsa…

Eğer Çin füzeleri, Barzani ile enerji alışverişini geliştirirken Bağdat’ı by pass eden tutum, Suriye’de ABD ve AB’den bağımsız siyaset izleme ısrarı gibi uluslararası düzlemde önem taşıyan konular yüzünden özellikle Obama yönetimi devreye girerse…

Eğer “Aranızdaki didişmeyi bırakın; çözülmesi gereken çok önemli bir süreç var ve o süreç yürümüyor” uyarıları kulak ardı edilir ve Kürt siyasal hareketi barış sürecinden umudunu keserse…

Cemaat – AKP çekişmesinin çok önemli siyasal sonuçlar vereceğini görmek için “siyaset dehası”na sahip olmak gerekmiyor.

Kanımca sorun ne Cemaat’ın MİT müsteşarını yeme atılımından, ne AKP tepesinin dershaneleri kapatarak Cemaat’ın kadro devşirme kaynaklarını kurutma girişiminden ibaret.

Sorun, siyasal islamın çeşitli kanatları devleti birlikte mi yönetecekler, yoksa Nakşibendi ağırlıklı AKP kanadı artık tek başına mı yönetecek sorusuna verilecek cevapta yatıyor.

Aydın Engin / T24

Dünyalılar

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir