Home / Güncel / Cemaatin Seçim Stratejisi

Cemaatin Seçim Stratejisi

Fethullah Gülen ile Erdoğan’ın kamuoyu önünde bizzat hadislerle tartışmaya başlamaları, arkasından Erdoğan’ın MİT belgelerini yayınlayan Taraf’ı “vatan hainliğiyle suçlaması”yla artık iki taraf arasında duygusal kopuşun çok ötesine geçildi. Cemaat “ya hep ya hiç noktasında” artık. Çünkü bir adım sonra MİT’in fişlediği tüm Cemaat üyelerinin örgüt üyeliğinden içeri atılması hiç uzak bir ihtimal değil. Bunun arkasından Erdoğan’ın Gülen’in deyişiyle “ihaleyi Cemaat üzerine yıkarak” Ergenekon sanıklarına af çıkartması bile sürpriz olmayabilir.

Erdoğan Cemaat savaşı bu denli keskinleşince, artık Cemaat’in oylarının nereye gideceği açıkça konuşuluyor Erdoğan’ın dershane darbesini yapmadan önce Cemaat’in oyları ile ilgili kamuoyu araştırmaları yaptırdığı ve hareketin oylarının sadece yüzde 3 civarında çıktığı haberleri kamuoyuna yayılmıştı. Yaygın görüşe göre, bu anket sonuçları üzerine Cemaat’in sanıldığı kadar güçlü olmadığını tespit eden Erdoğan öldürücü hamlesini yaptı. Kamuoyunda gücü bu denli tartışılan bir hareketin oy oranı gerçeği ne denli yansıtıyordu acaba. Eski bir araştırmacı olarak şüpheli bulduğum bu veriyi Konda Araştırma Şirketi’nin Genel Müdürü Bekir Ağırdır ile paylaştım.

Ağırdır, Cemaat’in oylarının yüzde 3 çıktığına dair çıkan araştırma sonuçlarını şöyle yorumluyor: “Bu araştırmaları ve verileri çok anlamsız buluyorum. Siz gidip birine ‘örgüt üyesi misiniz’ diye sorsanız alacağınız cevap ne kadar anlamlı olabilir. O yüzden ‘Cemaat üyesi misiniz’ sorusuna kim doğru cevap verir ki. Dolayısıyla Cemaat’in oylarını ölçemezsiniz“ diyor.

Üstelik hareketin oy oranını hesaplarken, Gülen’e dini bir lider olarak sempatiyle bakan kesimler arasında bir çarpan etkisi de dikkate alınmalı. Hareketin medya sözcüleri açıkça oy potansiyellerinin küçümsenmemesi gerektiğini ve dershane tartışmasıyla, gevşek halkalar halinde olan hareketin Türkiye’de bir şeylerin ters gitmeye başladığını farkettiğini, birlik sağlandığını belirtiyor.

Aslında asıl konu bir yıl sonra parti tüzüğü gereği Erdoğan’ın ve AKP milletvekillerinin tekrar seçilemeyecek olması. O zaman temel kavga “Yeni AKP” konusunda düğümleniyor, dolayısıyla dershane kavgası aslında AKP’nin ne olacağına dair bir savaş.

Ama Cemaat bu süre dolmadan tasfiye olacağını, “sıranın kendilerine geldiğini” bu vesileyle farketti. Dolayısıyla asıl soru 2015’te yapılacak Genel Seçimler’de hangi partiye oy verileceği değil. Ona daha zaman var. Ancak hükümet dershaneleri kapatmayı ertelese de ok yaydan çıktı. Kendi deyimleriyle “canevine yapılan saldırı” açıkça sosyal medyada “AKP’ye oy vermeyin kampanyasını başlatmalarına neden oldu bile. Hareket ilk büyük meydan okumasını yabancı basına bile konu olan bir yoğunlukta Twitter üzerinden yapıyor.

Kilit yaklaşan yerel seçimlerde. Gözüktüğü kadarıyla Cemaat 2014 yerel seçimlerinde Erdoğan’a karşı ilk gövde gösterisini yapacak.

Peki oylar nereye gidecek? Cemaate yakın yazarlar “yerel seçimlerde partiden çok adaylar önem kazanır” derken Erdoğan’a karşı kendi güçlerini yerel seçimlerde sergileyeceğinin şifrelerini veriyor. “Hizmet hareketine mensup insanlar da yerel seçimlerde herkesi kucaklamaya çalışan adaylara oy vermeyi tercih ederler” şeklinde konuşurken bunun altını çiziyorlar.

Yerel seçimler deyince akla tabii ilk olarak İstanbul geliyor. Bu yüzden İstanbul’u Cemaat’in desteklediği adayın alması Erdoğan’a en büyük meydan okuma olacak. Bu durumda harekete yakınlığıyla bilinen Mustafa Sarıgül’ün İstanbul’u kazanma şansının çok ciddi bir şekilde arttığı rahatlıkla söylenebilir. İstanbul’un anlam ve önemi düşünülürse, öyle gözüküyor ki Cemaat ilk etapta tüm gücüyle Sarıgül’e destek verecek. Bu durumda doğal olarak gözler CHP’ye çevriliyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Washington gezisine ulusalcı Sözcü ve Halk TV’yi dahil etmemesi, Washington’da Cemaat liderleri ile görüşmesi “farklı ittifak arayışlarının söz konusu” olabileceği tartışmasını başlattı bile. CHP’nin tabanının Cemaat’e tepkisi düşünülürse açık bir ittifak olamaz ama başta Sarıgül gibi harekete yakın bazı adaylar üzerinde ittifak yapılması şaşırtıcı olmaz.

Diğer yandan askeri vesayet kaldırılırken, aslında Cemaat’in sivilleşmekten çok devlet içindeki gücün el değiştirmesine aracılık ettiği gibi sorularla yüzleşme zamanı geliyor.

Türkiye’nin militarist geçmişiyle hesaplaşmayan, Hırant’ın katillerini es geçen, derin devlete dokunmayan, içinde pek çok darbeci unsuru barındırsa da nihayetinde siyasi bir dava haline getirdiği Ergenekon’la kaçırılan demokratikleşme fırsatıyla da…

Bu kavga aynı zamanda, siyasi alanda yaşanan gelişmelerin şimdiye kadar AKP ile toplum ekseninde sürerken, artık AKP ile kendi muhafazakar tabanı arasındaki çekişmeye dönüştüğünün de bir işareti.

Rolü sadece tepki vermekle sınırlı CHP’nin Sarıgül gibi Cemaat’e yakın adaylardan medet umar hale gelmesi, ulusalcılıkla sosyal demokratlık arasında nerde duracağını bilemeyen günü kurtarma politikaları, mevcut siyasi tablonun sorumlusunun biraz da muhalefetsizlik, siyasi rekabetsizlik olduğunu bir kez daha ifşa ediyor.

İki tarafın savaşı ,2000’li yıllarda yaşanan sürecin henüz bitmediğini, daha yerine oturacak pek çok taş olduğunu, Aleviler, Kürtler, bu ülkenin tüm mağdurları kadar herkesin adalete ihtiyaç duyduğunu göstermesi açısından da anlamlı. Kavgaya dışardan bakıldığında olup bitenler her şeye karşın demokrasi umudumuzu yükseltiyor. Erdoğan’a Pandora’nın kutusunu açtığımız için teşekkür etmeliyiz belki de.

Dünyalılar

Rastgele Haber

Flört şiddeti nedir?

Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından biri olduğunu da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir