Home / Güncel / Çok Mezhepli Toplumlarda Uzun Yaşamanın Sırrı: Laisizm

Çok Mezhepli Toplumlarda Uzun Yaşamanın Sırrı: Laisizm

Türkiye bu günlerde raydan çıkmış bir tren gibi kontrolsüz şekilde dindar ve seküler kesimler halinde yeni bir toplumsal ayrışma süreci içerisinde yol alıyor. Anadolu gibi farklı etnik gruplar, dinsel inanışlar ve mezhep farklılıklarının varlık gösterdiği bir coğrafyada din üzerinden toplumu ayrıştırmak dinamitin fitilini ateşlemeye eş değer bir hareket olduğunu bilhassa yakın tarihimizde deneyimlemiştik. Benzer örnekler şu anda Irak, Suriye ve Mısır’da yaşanırken her üç ülkede de din tabanlı kavgalar nedeniyle yaşanan sürtüşmeler çoğu zaman katliam boyutuna varabiliyor. Türkiye ise benzer bir kavga sürecinin kıyısında yer alıyor.

Varlığını Türk İslam sentezi üzerine inşa eden AKP’nin iktidara gelişinin ardından haklarının gasp edildiğini düşünen dindar kesimin sosyal yaşantıda yerini almak üzere harekete geçtiğini gördük. Türbanın sosyal yaşam içerisinde eskiye nazaran daha rahat kullanılmaya başlanmasının ardından sıra okullarda verilen eğitimin dinsel bir çizgiye doğru kaymasına geldi. Görünen o ki mevcut iktidarın dinin hayatımızın her alanında söz sahibi olması yönünde hazırlanmış bir ajandası var. Peki seküler yaşam tarzından uzaklaşmak Türkiye’ye ne kazandırır, ne kaybettirir?

İslamcı bir partinin başa gelmesi Türkiye’nin başta İran ve Müslüman Ortadoğu ülkeleri ile daha sıcak ilişkiler kurmasını sağlamış gibi bir tabloya neden olduysa da AKP’nin Ortadoğu’yu şekillendirmek isteyen ABD ile kurduğu stratejik ortaklık kısa sürede bu pembe tablonun dağılmasını sağladı. Her ne kadar Türkiye bir süredir iktisadi anlamda güvenli bir koy, bilhassa Avrupa’yı ekonomik anlamda sarsan dalgalardan uzak bir liman olarak görülse de orta doğu ülkeleri üzerinde oynamakta olduğu oyun ile bilhassa İran’ın dostane yaklaşımlarından yoksun kalmış durumda.”

 

Seküler yaşam tarzından uzaklaşmak Türkiye gibi farklı mezheplerin hayat sürdüğü bir ülkede tehlike çanlarının seslerini işitilir hale getiriyor. Kürtlerin asimile edilme gayretinin son bulduğu şu dönemde laisizmin toplum üzerindeki etkisi azaldıkça Türk Kürt sürtüşmesinin bir benzeri olan ve tarihe sirayet etmiş bir mazisi bulunan Sünni/Alevi kavgası ön plana çıkıyor. Sünni kesimin dindarlık seviyesi yükseldikçe Alevi karşıtlığı da belirgin hale geliyor.

Türk halkının en belirgin handikapı kolay yönlendirilebilir olmasıdır. Eğitim seviyesinin düşük olduğu kesimlerde bilhassa milliyetçilik ve din benzeri temalar üzerinden toplumun kolaylıkla manüpule edilebilmesi iç karışıklıklar yaşamasını sağlamak da oldukça kolay hale gelebiliyor.

Farklı mezheplere ayrılmış bir halkı ise bir arada tutmaya yarayan tema dinsel inanışlar arasında eşitlik sağlayan Laisizmin ta kendisi. Toplumun laik düzeni sarsıldıkça dogmalar üzerinden birbirlerine düşmanlaşmış mezheplerin kavgaya tutuşmaya başlaması an meselesi. Ancak laisizm bilhassa dindar kesim tarafından çok yanlış anlaşılmış, ”dinsizlik” ile eş anlamlı bir sözcüğün ifade ettiği değerlermiş gibi tavır gösterilmeye başlanmıştır.

Eğer iktidar partisi Türkiye’nin bir rejim değişikliğine giderek İslami şeriatın hayatımızda daha belirgin şekilde yer almasını istiyorsa orada durmalı ve öncelikle laik kesim ve Alevilerin yaşam haklarına şeriat düzeninde nasıl olup da saygı gösterilebileceğini açıklaması gerekiyor. Zira bu imkansız ve laisizmin yer almadığı Müslüman toplumlarda Sünni kesimin bu iki gruba karşı nasıl da saldırgan yaklaşımlar sergilediğini görebilmek için gözümüzü doğu sınırlarımızdaki komşularımıza çevirmek ya da en azından kendi tarihimize bakmak yeterli olacaktır.

Arzach Mills ·

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Flört şiddeti nedir?

Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından biri olduğunu da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir