Home / Genel / Damgalı Demokrasi!

Damgalı Demokrasi!

“Bakıldığında siyasi partilerden başlayıp, yasama, yürütme, yargı organlarına, sivil toplum örgütlerine, basın organlarına kadar hepsine görülmüştür damgası vuran bir anlayış ile yürütülen bu damgalı demokrasi, artık kendisini görülmüştür damgası ile deşifre ettiği için, emperyalizm güdümlü bu süreçten çıkış, sadece tam bağımsız bir Türkiye ile olanaklıdır. Bunun için de demokratik haklar sonuna kadar kullanılmalıdır. Demokratik hukuk düzeni içinde ortaya konulan mücadele ile girilen bu yol, uzak durulmaması gereken, demokratik hakların örgütlü ve daha etkili kullanılarak, el ele kol kola sonuna kadar yürünmesi gereken bir yoldur.”

Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, içinde bulunduğumuz süreci değerlendiriyor:

Demokrasinin neresinde olduğumuz hakkında söylenmeyen bir şey kalmadı… İktidar, bir taraftan kendisine 12 eylülden miras kalan kural ve kurumlarla yürüttüğü demokrasiyi yeterli görmediğini belirtip, 12 eylülden uzakmış gibi görüntü yaratmak isterken, öte taraftan gücünü aldığı bu yapıyı değiştirmekten de hep uzak durdu. Söylem ve eylemleriyle de çıtayı yükseltip, ileri demokrasiyi gerçekleştirdiğini, attığı adımların da buna yönelik olduğunu ifade etti… Evet atılan bu adımlar sonrasında 12 eylülün askeri darbe görünümünden bir şey kalmadığını, ancak onun yerini ileri adımlarla sessiz bir biçimde alan sivil modelin gerçekte ne olduğunu, bir haftadır ülkede herkes gördü, yaşadı…

12 eylül, gücü tek elde toplayan, aşkın temsili yaratan, tabandan beslenen değil, tepeden yönetilen parti modeli öngördü. Bu model siyasi partilerle, çok partili sistem biçimsel kılınıp, gücü iktidarda paylaşmadan tek başına kullanacak tek parti modeli yaratıldı. Çok partili yaşam, sadece sözde kaldı. Partiler hep tepeden biçimlendirildi ve örgütler, merkezin görüldü damgasına tabi tutuldu. Damgalı örgütlerle yola koyulunca da, ortaya iktidarların, iktidar partilerinin kontrolünde, damgalı bir demokrasi çıktı. Siyaset hala 12 eylül kurallarıyla yapıldığı için de, 12 eylülün askeri darbe ile vesayetle yaptığı bu ve benzeri uygulamalar, şimdi iktidar partisinin damgasıyla fazlasıyla gerçekleştirdiğinden, AKP’nin şahsında ortaya çıkan yönetim modeli, bir sivil darbe oldu.

Bugün ülkede yönetim şekli, demokratik hukuksal bir yönetim değil, sivil bir darbedir, çünkü 12 eylülün modeli, sivil bir görünümle her yönüyle sürdürülmektedir. Sivil bir darbedir, çünkü demokratik olmayan bir siyasi partiye, ısrarla demokratik hükümet görevi yüklenmiştir. O kimlikle de o siyasi parti bu durumu taşıyamamaktadır. Bu nedenle her tarafa, tüm demokratik yapı ve kurumlara çarpmakta, demokrasiyi sadece sandık sanmakta, bu gidişiyle de 1982 deki % 92 yi kıskandığını saklamamaktadır!

Demokratik bir hukuk devletinde, anayasa mahkemesi kararıyla demokrasi dışı olarak nitelenen herhangi bir siyasi parti, seçimde halk desteği almakla, demokratik görünüme kavuşamaz. Öyle olsa 82 anayasası, %92 lik kabul oyu sonrasında demokratik anayasa olurdu! Böyle bir partinin de, mahkeme kararında vurgulanan anti demokratik kimliğinden sıyıracak yoğunlukta eylem ve işlemlerde bulunup, o kararın kaldırılması için başvuru yapması gerek. Yoksa demokratik niteliğini kaybetmiş bir örgütten, bu niteliğini yeniden kazanmadan ve kazandığını da aynı yöntemle ortaya koymadan, demokrasi beklemek boş bir hayal… Yaşanan sorun da bu…

İktidar partisine tek adam damgası basılı olduğu, parti örgütlerine de tepeden, görülmüştür damgası vurulduğu gözetildiğinde, bu durum doğal olarak yasama organına da olduğu gibi yansımıştır. İktidar partisinin yasama organına giren tüm temsilcileri, tek seçici tarafından görülmüştür damgası vurulup sakıncasız bulunan kişilerdir. Yasama organındaki gücü aşkın temsille elde eden iktidar partisinin, bu yapı içindeki her türlü yasama işlemine yaklaşımı ve bu işlemlerin akibeti de önceden tek adam tarafından tartışmasız bilinmektedir. Sonuçta yasama sürecinin görülmüştür damgası taşıdığı bir erkler ayrılığı… Hükümette de durum böyle… Yargı için söz söylemeye ben utanır oldum. Yetmezmiş gibi basın da, yargı ile yarışıyor, yer yer fazlasıyla geride bile bırakıyor. Hele gezi parkı konusunda Türkiye’ye yurtiçi değil yurtdışı haber kanallarının daha fazla yer ayırması bu konuda gözler yaşartıcı… Ya sivil toplum örgütlerinin durumu…

Bakıldığında siyasi partilerden başlayıp, yasama, yürütme, yargı organlarına, sivil toplum örgütlerine, basın organlarına kadar hepsine görülmüştür damgası vuran bir anlayış ile yürütülen bu damgalı demokrasi, artık kendisini görülmüştür damgası ile deşifre ettiği için, emperyalizm güdümlü bu süreçten çıkış, sadece tam bağımsız bir Türkiye ile olanaklıdır. Bunun için de demokratik haklar sonuna kadar kullanılmalıdır. Demokratik hukuk düzeni içinde ortaya konulan mücadele ile girilen bu yol, uzak durulmaması gereken, demokratik hakların örgütlü ve daha etkili kullanılarak, el ele kol kola sonuna kadar yürünmesi gereken bir yoldur.

Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun “Damgalı demokrasi!” başlıklı yazısı 8 Haziran 2013 Cumartesi tarihli soL Gazetesi’nde yayımlanmıştır.

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Flört şiddeti nedir?

Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından biri olduğunu da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir