Home / Arka Bahçemiz / Delikanlı Kimmiş, Bakalım!

Delikanlı Kimmiş, Bakalım!

Gezi Parkı’nda bulunan herkes ‘delikanlı’ydı bir bakıma ama geleneksel delikanlılığın afra tafrasını bir kenara bırakmış olarak

Sık bakalım, sık bakalım biber gazı sık bakalım, kaskını çıkar copunu bırak delikanlı kim bakalım!’

Gezi Direnişi’nin hemen hepsi harikulade mizahi, ünlü nakaratlarından biri buydu, hâlâ da bu. Ne ‘delikanlı’ tesadüf bu sloganda, ne de mizah; çünkü Gezi’nin en önemli sonuçlarından biri oldum olası sırtımızda ağır bir yük olan ‘delikanlılık’ tariflerini sorgulaması ve önemli ölçüde tepe takla etmesi oldu bence. Çünkü; harbilik mi, adil olmak mı, merhametli olmak mı, yoksa bir çeşit idealize edilmiş erkeklik mi, hangisidir delikanlılık?

Yoksa sadece kalın ve ‘hele bu sıcakta’ terleten bir palto mu?

Parkta bulunan herkes ‘delikanlı’ydı bir bakıma ama geleneksel delikanlılığın afra tafrasını bir kenara bırakmış olarak. (Onları bir türlü bir kenara bırakmayan sadece başbakan ve etrafındakiler.)

Park’ta birden uyandık, rahatladık; delikanlılığın tarifleriyle çok uzun süredir yaşadık, yaşıyorduk, yaşamışız. Behzat Ç.’den tutun o meşhur ve çift anlamlı ‘delikanlıyı bozar’a, Erdoğan’ın bir zamanki ‘bıçkınlığı’nı iyi bir şey olarak yâdeden sosyologdan kimi direnişçilerin hareketlerini ‘Fatih Ürek dansı’na benzeten üniversite hocasına kadar, ‘delikanlı’yı ya da ‘tersi’ni tarif merakımıza bakılırsa hâlâ yaşıyor da olabiliriz.

 

Delikanlılığın herkesi kucaklayabilmekten, birbirine hem ağabeylik hem de kardeşlik etmekten, direnmek kadar dinlemekten başka bir şey olmadığını anlayan Gezi deneyimindeki efsane gruplar, Anti-kapitalist Müslümanlar, LGBT’ler, Çarşı, en delikanlı kütüphane, hepsi ruhumuza musallat olan ‘delikanlı’ fikrinin tarifini yeniden yazacaklar, benim en sevindiğim şeylerden biri bu.
‘TOMA’lara göğüs geren/ İşte benim Zeki Müren’ de bu sürecin önemli sloganlarından biridir.

‘Zeki Müren de bizi görecek mi?’ esprisinden buralara gelmek, Türkiyeli eşcinsel hareketinin başarılarından biridir. Kimse duymadı-kimse görmedi ya da pek az kimse duydu-gördü ama geçen senelerde yapılan bir konferanslar dizisinin başlığı olan ‘Zeki Müren’i Seviniz’ de, çok çok yıllar önce delikanlılığın tarifini yapmaya çalışırken yolu bir hakkaniyet duygusuyla Zeki Müren’e çıkan devrimci şair Arkadaş Zekai Öger’in dizesiydi.


Geçenlerde yapılan 4. Trans Yürüyüşü’nde, transseksüeller de ‘delikanlılar’ gibi yürüdüler; bu halen şaibeli tanımı kendilerine yakıştırırlar mı yakıştırmazlar mı, üzerlerine alırlar mı almazlar mı o ayrı tabii… Ama sloganları klasik delikanlıları ‘bozacak’ cinstendi;

‘Yasak Ne Ayol!’ Meş’um kelime ‘Ayol’un meydanlarda slogan olarak neşeyle söyleneceği, fırtına gibi eseceği kimin aklına gelirdi!

Bu toplumda (ve her toplumda) kimi zaman kendileri horlanmış gruplarda da olmak üzere homofobiklik her yerde varoldu. Aziz Nesin’in ünlü ‘Kedi Neden Kaçtı?’ hikâyesindeki gibi, sanki herkesin birbirine hınçlandığı, tekme savurduğu hiyerarşik bir düzende hiyerarşik merdivenin en altındaki ‘Kedi’ o idi, Zeki Müren!

Eskiden olsa ‘TOMA’lara göğüs germek’ onu belki delikanlı yapar, hatta Zeki Müren’likten azledilir, affedilirdi de o Kedi… Ama Kedi, Kedi’dir; Gezi’nin yarattığı büyük fark, TOMA’lara göğüs germe zevkinin Zeki Müren olma hazzıyla birlikte telaffuz edilmesidir.

30 Haziran’da da Onur Yürüyüşü var; ben bu sene Gezi’deki grupların büyük bölümünün sadece ortak bir hareketin parçası olmanın değil, ortak bir hareket neleri kapsarmış onu da fark etmenin hazzıyla Onur Yürüyüşü’ne katılacaklarından eminim. Belki o ağır, o kederli ‘delikanlılık yükü’ de omuzlarından kalkmış, hafiflemiş olarak… Delikanlı kimmiş, bakalım!

Fatih Özgüven

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Bütün Hayvanlar Eşittir Fakat Bazıları Daha Fazla Eşittir…

Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir