Home / Yaşam / Deneyim, Şizofren Bir Şarkının Nakaratıdır

Deneyim, Şizofren Bir Şarkının Nakaratıdır

Hayata karşı deneyim kazanmaktan vazgeçmek, gerçek bir deneyimdir belki de. “İnsan olarak görevlerimiz ve sorumluluklarımız var” önermesinin yalanı ile deneyim labirentlerinde boğulmaya çalışılmadık mı? Deneyimin ve elde edilen sonuçlarının köle düzeninin yasaları olduğunu göremeyecek kadar kör mü olduk?dünyalılar org- bayram sarı-şizofren-deneyim

Deneyim adı altında yaratılan bu kurgu insandan ne istiyordu? Topluma karşı, ülkeye karşı, sevgiliye karşı sorumluluklar mı? Deneyim adı altında, hep kendimizi sorgulatan sistemi kuran kimdi? Aslında sistem “Özgür Ben” olmaktan çıkacağımız sorumlulukları dayatarak, “Köle Bizler” yaratmaya çalışmıyor muydu? Biat ettiğimiz sistemin efendilerinin ve onların değerlerini deneyimleyip, otoriter varlıklarının vazgeçilmezliğini her an ispat etmeye zorlanmıyor muyuz? Onlarla aynı duygu ve düşünce yapısına sahip olmak için deneyimlediğimiz, o tartışılması yasak değerler dizisi nedir?

Deneyim denilen şarkının şizofren nakaratını söylemeye doğduğumuz anda başlıyorduk. İlk nefes alışımızı bir tokat sağlamıyor muydu ve dünyanın bize ilk merhabası değil miydi? Ebeveynlerimizin azarları, terlikleri, süpürgeleri hep uslu birer çocuk olmamızı öğretmiyor muydu? Öğretmenlerimizin parmak uçlarımızda kırdığı cetveller, bize şiddetin tek öğreti olduğunu göstermiyor muydu? Eşlerin birbirlerine şiddeti, askerde komutanların astlarına şiddeti, güçlünün güçsüze şiddeti nasıl bir yaşamın el kitabıydı ki, kılavuzluğundan hiç vazgeçilemiyordu? Karanlık ve küf kokulu odalarda, açlığın kirli nefesi çocuk bedenlerimizin üstüne tüm iştahı ile abanırken doktorların, ebeveynlerin, öğretmenlerin, komutanların, sevgililerin suskunluğu nasıl bir ihanetti? Hiçleştirilmenin varacağı o son noktada suçumuzun ne olduğunu bilemiyorduk. Karmaşık gibi görünen ötekileştirilen yalnızlığının basitliğini anladığında hiçlik sana “hoş geldin!” dedikten sonra sıkıca sarılacaktı.

Kalabalık kitlelerin içinde yalnızlık gözlerinden içine aktı ve gülümseyemediğin zamanların tam ortasında var olma çabası içindeyken, neyi deneyimlettiklerini kesin olmamakla beraber seziyordun. Adını bilmediğin sokaklarda dolaşırken duyduğun hüznün nedeni, çaba gösterecek tek kişi olmanın verdiği içsel sıkıntıydı. Kaybolmanın ve unutuluşun çelişkisinde adres sorabileceğin hiç kimse yoktu bu sistemin oyununda. O eski cumbalı evlerin olduğu sokak isimleri çoktan kaldırılmıştı ve içinde yaşayan insanlar, o saf öyküleri ile sürgüne gönderilmişti; şimdi, kayıp ve kimliksiz dolaşılan bir labirenttir kentin sokakları, yaşam anlayamadığın bir dilde yabancı şarkılar söylemektedir.  Üstünde taşıdığın/bildiğin, seni sen yapan ne varsa, hepsini dökeceksin bu yüzden  kentinin ortasından akan nehre. Arınmanı bu kent bilmeyecek, hatta umursamayacaktı.

Deneyimletilen yaşam, kutsal kitabın ayet ve sureleri gibi takılacaktı aklına, anlamsız bir hayatın ödülü ve cezası/ cenneti ve cehennemi! Yaklaşmakta olan ikinci büyük tufandan önce, Nuh’un gemisine alacağı tek insan belki de sen olacaktın. Kurtuluşun gemisine varabileceğin herhangi bir haritan yoktu ama, elinde olan salt içinde büyüttüğün kendin olabilme umudundu. O tufanın yaklaştığını biliyordun, gecikmesi sadece yıkımının büyük olacağındandı. Kurtuluş gününü anlattığın kendi kutsal kitabını bir gün yazma hayalleri kuruyordun; tufan bitip, yeni uygarlık kurulduğunda insanlığa dair yasalar, göklerden bir vahiy gelmesi beklenmeden yeniden oluşturulacaktı. Tek yasa: “Yaşam tüketilemeyecek kadar kutsaldır!”

Mutsuz, sevgisiz, aşksız bir yaşamın deneyimini istiyorlar; kendilerinin mutluluğu, sevgisi ve aşkı için istenilen budur bizlerden. Hırsına yenik düşmüş, banka hesabını çoğaltmış ve artı sömürü/kar değerleriyle tüm insanlığı satın alabileceğini sanan bu zihniyetin denekleriyiz. Günlerimiz ve yaşamlarımız kan isteyen efendilerimize kurban ediliyor ve bizler, usandırıcı bir teslimiyetle kabul ediyoruz dayatılanı. Nasıl kazandıklarını öğrendiğimiz gün, gerçek deneyimi yaşayacağız; öfkelerinin karşısına sabrımızı koyacağız, hırslarına karşı paylaşımı seçeceğiz. Nefretlerinin karşısında aşk ile durduğumuzda, yenilenler de kuşkusuz onlar olacak!

Bayram Sarı

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

İki buçuk Üç Buçuk

12 Eylül askeri faşist darbesi, her yerde olduğu gibi bizim Havza’da da toplumu sarsmıştı. Birçok …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir