Home / Güncel / DHKP-C’nin Rehine Eylemi Üzerine

DHKP-C’nin Rehine Eylemi Üzerine

DHKP-C’nin Rehine Eylemi Üzerine

çağlayan adliyesi rehine

Bilindiği gibi 31 Mart 2015 tarihinde iki DHKP-C üyesi Berkin Elvan soruşturmasını yürüten savcıyı rehin almıştı. Rehine eyleminin en başında savcıya karşılık beş ayrı talep ileri sürülmüştü, daha geç saatlerde ise talep edilen tek şey, Berkin Elvan’ı vuran polisin kimliğin açıklanması oldu.
Sonucu hepimiz biliyoruz, insanın içi buz tutuyor.

İki devrimcinin ölüme meydan okuyacak derecede bir davaya bağlı olması elbette ki takdire şayan bir durumdur ama bu, yapılanın doğruluğu anlamına gelmez.
Evet, devrimcileri savunmakla, yapılan eylemi savunmak aynı şey değildir. Bu eylemin savunulacak bir yanı yoktur, yanlıştır.

Kişilerin ya da bir örgütün kendini kitlelerin yerine koyarak adalet sağlamaya çalışması doğru olmadığı gibi, kitlelerin bilincinde olumlu bir yankıya da yol açmaz.
78 kuşağı bunun en canlı şahididir. Bu tür davranışlar her vakit devlet terörünün meşru bir zemin kazanmasına hizmet etmiştir.

Bir başka sorun ise şudur; Savcıyı rehin alan arkadaşlar, Berkin Elvan’ı öldüren polisin isminin açıklanmasını ve bu polisin basın yoluyla suçunu itiraf etmesini talep etmişlerdi. Bu yaklaşım, esasen suçu kişiselleştiren bir karaktere sahiptir. Zira Gezi’nin emrini veren devlettir/hükümettir, dolayısıyla da asıl sorumlu devlettir/hükümettir, polis ise tetikçidir. Suçun faili olarak polisi ilan etmek ve ona emri veren devletten kendi tetikçisini tutuklamasını/yargılamasını istemek, istemeden de olsa devletin/hükümetin temize çekilmesine fayda sağlar.

DHKP/C, önce devletten kendi tetikçisi olan polisi açıklamasını ve yargılamasını istiyor; bundan bir sonuç alamayınca, bu sefer de kendi adaletini (halkın adaletini) uygulamak maksadıyla savcıyı rehin alarak suçlu polisi istiyor. İyi de, Gezi’nin emrini veren devlet/hükümet değil miydi? Peki, ya Emniyet Müdürü, Vali ne olacak?
Varsayalım ki hükümet savcıya karşılık polisi getirip teslim etti, o vakit ne olacaktı? Polisi kendi kanunlarına göre yargılayıp öldürdüklerinde adalet yerini mi bulmuş olacaktı?
Peki, o polise emir verenler ne olacak?

İşlenen cinayetleri kişilerin üstüne atmak her zaman devletlerin işine gelir, zira suç kişiselleştirilmiş olur ve devlet kendini temize çeker. Berkin Elvan cinayetinde de devlet bu yolu seçebilirdi ama devlet kendi siyasetinin arkasında durmayı yeğlediği içindir ki suçu kişiselleştirme yoluna giderek bir polis memurunu deşifre etmeye yanaşmamıştır. Önemli olan, devletin tetikçiyi deşifre etmesi değil, kendi suçunu kabul etmesidir, geri adım atmasıdır. Bunu ona yaptıracak olan ise, silahlı iki insanın bir savcıyı rehin alması değil, aşağıdan gelecek bir kitle hareketinin yaratacağı tazyiktir.

Bunu örgütleyebilmenin yolu ise, silahlı bir grubun kendini kitlelerin yerine koyarak adalet uygulamaya kalkışması değildir.
Kitleler adına yapılan ve kitleler tarafından kabul edilip sahiplenilmeyen şiddet eylemleri sonunda kitlelerin terörize edilmesinin bir aracına dönüşür.
Önce kitleler devlet tarafından terörize edilir, ardından da kitlelerin geri çekilmesiyle birlikte sokaklarda devrimci avına çıkılır. Bunu geçmişte defalarca yaşadık.
Devrimci siyasetin düsturu “kana kan intikam” olabilir mi? Gerçekten devrimci siyaset bu olabilir mi?
Elbette ki bir dönemle ve devlet politikasıyla özdeş hale gelmiş kimi devlet görevlilerine karşı dünyanın her tarafında suikastlar düzenlenmiştir ve bunlar çoğu zaman kitleler tarafından da sahiplenilmiştir; ama bunu bir kural hailen getirmek ve devrimci siyasetin yerine ikame etmek doğru değildir.
Devrimci hareketin henüz daha gençlik çağı olarak tanımlayabileceğimiz dönemde,12 Eylül öncesinde bu oyuna gelinmişti ve bunun neticesinde 5 bin insan öldü. Bugün kaçımız bu eylemleri savunabiliriz?
Ne oldu şimdi, iki devrimci öldürüldü, bir devrimci de bugün İstanbul Emniyet Müdürlüğü ününde katledildi, iyi de ne adına?

Kitlelerin seyirci bile olmadığı koşullarda kitleleri kurtarmak ya da kitleler adına adaleti sağlamak maksadıyla eli silahlı genç insanları bile bile ölüme göndermek de ne demek oluyor?
Bunun kime ne faydası olduğunu açıklayacak birileri var mıdır?

Rosza Roz

Dünyalılar

Rastgele Haber

isis_usa_işid_abd_amerika_america

Terör, Kaos, Balkanlaşma

  “Savaş, politikanın başka araçlarla sürdürülmesidir” denmiştir. Terör de ‘savaşın başka araçlarla sürdürülmesidir’ veya ‘savaşın …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir