Home / Güncel / Dini-bütün Habitus`lar!

Dini-bütün Habitus`lar!

Dini-bütün Habitus`lar! Pierre Bourdieu ve Habitus

Habitus kavramı latince kökenli bir kelimedir ve ilk olarak Aristoteles’in eserlerinde rastlanır.

pierre-bourdieu-1930-2002-was-a-french-sociologi_habitus

Habitus’un daha sonra felsefede bir çok düşünür tarafından kullanıldığını görmekteyiz. Kelimenin karşılığı ise bireyin sergilediği edinilmiş tavır, edinilmiş davranış, edinilmiş beğeni ve düşünce kalıplarıdır. Ama Habitus kavramına bu anlamlarını yükleyen ünlü Fransız sosyolog Pierre Bourdieu (1.8.1930 – 23.1.2002)’dur. Neden Habitus’u yazmak fikrini soracak olursanız, elbette birçok cevabı var ama benim için bu yazıda ele almak istediğim boyutu İslam’ın yarattığı yeni Habitus’lar diyebilirim.

İslamın yoğun bir şekilde en sapkın halinin yaşandığı günümüzde (ben bunu çok olumlu buluyorum) var olan tiplemelere bakınca ne kadar aynı kalemden çıkmış fabrikasyon kimlikler olduğunun tespitini yapmak çok yanlış olmasa gerek. Geçenlerde gözüme takılan bir kadın giyim firmasının tesettür abiye modelleri gerçekten takdire şayan bir buluş. Gerçi denize girmek için giyilen Haşema modelleri ya da Burkini dedikleri elbiselerde dahiyane tasarım modelleri olarak kendi yarattıkları toplumsal modelin içerisinde bayağı rağbet görüyor.

Burada değinmek istediğim asıl konu ise yaratılan yeni toplumsal modelin içinde var olan bireylerin ortak beğeni algıları ve bunun üzerine şekillen Habitus’lar. Neden mi? Çünkü kiminle konuşsam, kiminle sohbet etsem, veya okuduğum bir çok haberde, gidişat çok kötüden başka bir şey yok. Gidişat kötü fakat en dibe batmadan yukarıya çıkılmaz.

Pierre Bourdieu toplumun içerisinde var olan tüm sınıfların Marx’ın belirlemesi olan “sadece” ekonomi kavramı ile ayrışmadığını, kutuplaşmadığını bunun yanı sıra beğeniler ve bu beğenilerden oluşan yaşam modelleri üzerine de bir kişinin hangi sınıfsal yapıya dahil olduğunu tespit edileceğini ifade eder. Analizinin en derin ve en çok beğeni toplayan yanlarından biri ise, ekonomik olarak üst sınıfa, yani burjuvazi denilen kesime ait olan birinin, yaşamsal zevklerinden gerçekten kültürel olarak çok birikimli bir aileden gelip gelmediğini anlamanın mümkün olabileceğini söyler. Çok uzun yıllara ve birebir yaptığı gözlemlere dayanarak bu tespitini yapar. Örneğin toplum içindeki sınıflara ait bireylerin Habitus’unu tespit emek için ev ziyaretleri yapar. İşçi sınıfına mensup evlerde Cezayir’li işçi ailelerinin de, Fransız işçi ailelerinin de benzer mobilyaları kullandığını görür. Şimdi bunda şaşırılacak bir şey yok, işçi bir insanın evini döşeyebileceği standart bellidir, diyebilirsiniz. Ama fark ettiği şeylerden birisi mutfaklarda var olan araç-gereçin ihtiyaçtan fazla ve lüks denilebilecek materyallardan yapılmış olması, salon duvarlarında ailedeki kişilerin fotoğraflarının asılı olması, koskocaman televizyonlar ve var olan eşya yığını.

Orta sınıfa ait olan ailelerin evlerinde ise farklı tablolar vardır. Daha lüks semtlerde ve koşullarda olan ailelerin bazıları ev dekorasyonunu tıpkı bir işçi ailesi gibi yapmış ve fakat bazıları ise büyük kütüphaneleri, çok değerli tabloları, ihtiyaca göre alınmış mobilya ve eşyaları ile ailelerinin kültürel kökeninin ipuçlarını vermişlerdir.

En üst tabakada ise farklı farklı tablolar ortaya çıkmıştır. Abartı ve ultra lüksün olduğu ama içinde kültürel en ufak bir belirtinin bulunmadığı yaşam alanlarından tutalım da, gerçekten film sahnelerinden hafızamıza takılan o muhteşem devasa kütüphaneler, çok değerli vazolar, biblolar, tabloların zarifçe yerlerini aldığı yaşam alanlarını görmüştür.

Sonuç olarak muhteşem tezini ortaya atarak, paranın ve ekonomik gücün bir insanı üst bir sınıfa sadece ekonomik kapital boyutunda taşıyabileceğini, bu kapitalin sosyal kapital olarak belirlediği, ilişkiler ağını yaratabileceğini ama kültürel kapital denilen ve bir bireyin edinilmiş beğeni yanını asla ama asla bir üst seviyeye taşıyamacağını belirlemiştir. Bireyin geldiği toplumsal yapısının kültürel kapitalinden okunabileceğini ifade etmiştir.

Bourdieu kuramı ile bağı ?

İslami sermaye etrafında odaklı olan ve kırmızı gülün, karanfilden daha pahalı olduğunu belirten, ekonomik ve sosyal kapitali şu an için güçlü olan kişinin, dünyanın en pahalı şehrinde istediği kadar yatırımı olsa bile bu onun eksik kültürel kapitalini kapatmaya asla yetmeyecektir. Bu eksiklik içerisinde maalesef ki, sadece toplum içerisinde kendisi ile aynı beğeni ölçülerine sahip olanlarının hayranlığını kazanacak ama vakti geldiğinde, yani miadı dolduğunda o da kendi öncülleri gibi tarihin hiç hatırlanmayacaklara ayırdığı köşede yerini alacaktır.

Çarpık islamiyetin yarattığı giyim-moda algısı, oluşturduğu dil, gelenek- görenek, toplumsal yaşam modelleri de yine o köşeye gidecektir. Evrensel kültürden kopuk, evrensel değerlerden kopuk, toplumu kendi kabuğunun derinliklerine çeken ve evrensellikten koparan hangi anlayış günümüzde hatırlanmaktadır.

Mevcut çarpık islamiyet bir sistem olarak kendini sadece ekonomik koşullar üzerinde ayakta tutmakta ve kendi çıkar çevrelerinden bir kaç kişiyi ön plana çıkarmaktadır. Bir toplumu var eden en önemli unsurlardan biri olan kültürün olmaması ve/veya o kültürün evrensel kültürle ortaklaşan bir paydasının olmaması onu yok etmeye mahkum kılacaktır ve tarih boyunca hep kılmıştır da. O yüzden bu çarpık islamcılar bırakın istedikleri gibi bu altkültürleri ile yaşamaya devam etsinler. Bu yaşadıkları çarpık yaşam ve toplumsal modelin kültür ayağı sağlam olmadıkça hiç bir şekilde varlıklarını sürdürmeleri mümkün olmayacaktır. En azından sadece bir dönemin insanları olacaklardır. Kadim halklar, kadim toplumlar kültürel varlıkları ile hep anılırlar. Hiç bir şey Ninova’nın yerini alamaz, hiç bir şeyin gücü Van Gogh’u hafızalardan silemez, hiç bir güç tasavvuf kültürünü yok sayamaz. Ve her kültür evrensel insanlık ailesinde hak ettiği yeri alacaktır, politik kültür de buna dahil.

Not: Pierre Bourdieu ayrıca ve derinlikle incelenmesi gereken çok önemli bir sosyologdur. Bu yazıda onun analizlerinden birine sadece en minimal düzlemde değinildi. Okuyanlarda merak uyandırması ve araştırılması da yazıda hedeflenen bir başka amaçtır.

Arzu Güngör

Dünyalılar (www.dunyalilar.org)

Rastgele Haber

Başkaya: Büyük insanlık elini çabuk tutmalı

1930 ve 1980’den farlı olarak ‘nihai bir kriz’ yaşandığını belirten Doç. Dr. Fikret Başkaya “Kapitalist …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir