Home / Güncel / Dinledik ama bir sor niye?

Dinledik ama bir sor niye?

Dinleme skandalı AKP- IŞİD işbirliğini ortaya çıkardı

image

Almanya’da patlak veren ‘Koca Kulak’ skandalıyla, ‘Ankara-IŞİD İlişkisi’ne dair iddialar ortaya saçıldı.

Almanya Federal Haber Alma Teşkilatı’nın (BND) 2009 yılından bu yana hükümetin görevlendirmesi üzerine Türkiye’yi ve Almanya’daki Türk derneklerini dinlemesinin yankıları sürüyor. Dinlemeyi kabul eden hükümet çevreleri, “dinledik çünkü” diye başlayan cümlelerle gerekçelerini sıralıyor.

Almanya’da yayımlanan Bild gazetesine göre, Almanya’nın Türkiye’yi dinlemesinin gerekçelerinden biri; Türkiye’nin uzun süreden bu yana Batı’nın ortağı olduğu konusunda oluşan şüphe. Almanya, Türkiye’nin Batı’yla sıkı ilişki içinde olduğuna inanmıyor. Hükümet çevrelerinin dinlemeye gerekçe gösterdiği diğer neden, Türkiye’nin Suriye ve Irak politikasında ikili oynadığı görüşü. ABD’nin Almanya’yı bu konuda uyardığı belirtilen haberde, “Türkiye MİT kanalıyla radikal İslamcı gruplara (IŞİD) silah ve lojistik destek veriyor” ifadeleri yer alıyor.

Gazetenin dinleme konusunda ortaya koyduğu bir diğer gerekçeye göre ise, Türkiye Almanya’yı Türkiye üzerinden Suriye’ye giden cihatçılara karşı alınacak önlemler konusunda baskı altına almaya çalışıyor. Türkiye cihatçılara karşı önlem karşılığında Almanya’nın PKK militanlarına ilişkin bilgi istiyor. Bir başka neden ise, Türkiye’nin Balkanlarda İslam’ın yayılması konusunda önemli rol oynaması. Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın batıda endişe yaratması da dinlemeye gösterilen gerekçeler arasında sıralanıyor.

Uyuşturucu ticareti, Suriye’ye giden cihatçıların Türkiye’den tekrar Avrupa’ya gelmesi gibi nedenleri de dinlemeye gerekçe gösteren emekli bir istihbarat yetkilisi de, “Türkiye’yi dinlemezsek aptallık etmiş oluruz” ifadelerini kullandı.

ALMANYA KARIŞTI

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi (FAZ) Almanya hükümet kaynaklarının Federal İstihbarat Teşkilatı’nın Türkiye’ye yönelik istihbarat faaliyetleri için görevlendirilmiş olduğunu doğruladığını yazdı.

Gazete, Alman hükümetinin Türkiye’yi diğer NATO müttefikleri ABD, Fransa ya da İngiltere’den farklı gördüğünü belirtti. Alman hükümet kaynaklarının Türkiye’de yaşanan gelişmelerin doğrudan Almanya’nın iç güvenliğine etkide bulunduğunu vurguladıklarını yazdı.

Die Welt gazetesi ise, Almanya’nın Türkiye ile olan ilişkilerini şöyle değerlendirdi: “Türkiye vakasında itiraf etmeliyiz ki Avrupa Birliği’ne alınmak için mücadele eden bir NATO ortağı, yakın bir dost olmak zorunda değil. Barış bedava değil ve Almanya gibi barışçıl bir ülkenin de kendi gizli servislerinin, kişisel ahlak tasavvuruna her zaman denk düşmeyen bazı yollara başvurması gerek. Bizim istihbarat servisimizin işi de zaten bu.”

Mitteldeutsche Zeitung gazetesi ise durumu Başbakan Merkel’in NSA tarafından dinlenmesi ile karşılaştırılarak şöyle dendi: Her ne kadar Türkiye bir NATO müttefiki olsa da tam olarak güvenilemeyen bir hükümet var.

“ÖĞRENMEK ÖNEMLİ”

Başbakan Angela Merkel’in partisi Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) milletvekillerinden Patrick Sensburg, Almanya’nın istihbarat ve dinleme faaliyetlerinde müttefik ülkelerin hükümet üyelerini hedef almadığını, dinlemelere takılan bu tür konuşmaların silindiğini savundu. Sensburg, Türkiye’nin Irak sınırındaki gelişmeleri öğrenmenin kendileri için önemli olduğunu söyledi. Sensburg, “Burada kendi istihbarat bilgilerimiz ışığında hareket etmek isterim” şeklinde konuştu.

“BND DEVLET İÇİNDE DEVLET”

Der Tagesspiegel gazetesine konuşan muhalefetteki Sol Parti’nin Eşbaşkanı Katja Kipping, “BND’nin müttefik ülkelerin hükümet üyelerini dinlediğini Almanya hükümeti ne zamandan bu yana biliyordu, özellikle bunu öğrenmek istiyoruz. BND devlet içinde devlet gibi” ifadelerini kullandı.

‘İDDİALAR DOĞRUYSA VAHİM’

Dışişleri Bakanlığı, Almanya basınında yer alan, Almanya İstihbarat Örgütü’nün Türkiye’yi dinlediği iddialarına ilişkin, “Eğer iddialar doğruysa, vahim” açıklamasını yaptı. Dışişleri Bakanlığı iddialar için “kaygı verici” olarak nitelenerek şöyle dendi: İddialarda en ufak bir doğruluk payı bulunması halinde, Almanya bakımından açıklanması gereken vahim bir durum bulunmaktadır. Dostlar ve müttefikler arasında karşılık güven ve saygının esas olması gereken bir ortamda bu tür uygulamalar hiçbir şekilde kabul edilemez. Alman basınında yer alan iddialar konusunda Almanya makamlarının resmi ve tatminkar bir açıklama sunması ve iddialar doğru ise bu faaliyetlerin derhal sona erdirilmesi beklenmektedir. Bu konudaki görüş ve beklentilerimiz bugün Dışişleri Bakanlığı’na çağrılan Almanya Büyükelçisi’ne de kuvvetle vurgulanmıştır.”

DIŞİŞLERİ BAKANI: ALMAN MAKAMLARINDAN İZAHAT BEKLİYORUZ

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Almanya’nın Türkiye’yi dinleme iddiaları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. İddiaları yakından takip ettiklerini ifade eden Davutoğlu, Alman Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdıklarını belirterek şunları söyledi:

“Alman Büyükelçisinden bu konuda izahat istedik. Almanya Dışişleri Bakanı ile de bir görüşme yapacağım. Uluslararası alanda ikili ilişkilerde her zaman dikkat edilmesi gereken temel bazı ilkeler vardır. Bu ilkeler, özellikle iki müttefik ülke arasında olduğunda daha da özen gösterilmesi gereken ilkelerdir. Bu iddiaların doğruluğunun söz konusu olması halinde bu kabul edilemez. Hiçbir şekilde mazur görülemez. Mutlaka izahat verilmesi gereken bir durumla karşı karşıyayız. O bakımdan bugün bu izahat Alman Büyükelçi’den istendi. En kısa zamanda bu izahatın tarafımıza verilmesini beklemek bizim en doğal hakkımızdır. Bu konuda da ittifak ilişkimizden gelen ahlaki bir sorumluluktur. Bu iddialar eğer gerçek dışı ise onunla ilgili adımlar atılmalı ve basında yer alan ifadeler açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu iddialarda her hangi bir gerçeklik payı varsa, bu konularda bize en tutarlı izahat verilmesi zarureti vardır.” Almanya’nın Türkiye’yi dinlediği haberleri üzerine, Ankara’nın ilk resmi girişimi, Büyükelçi Eberhard Pohl’u Dışişleri Bakanlığı’na çağırmak olmuştu.(Sansürsüzhaber)

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir