Home / Çevre / Doğa Katliamı: Maldivler

Doğa Katliamı: Maldivler

Aşağıdaki resme baktığınızda neler hissediyorsunuz? Öyle sanıyorumki her biriniz büyük olasılıkla çok pozitif betimlemeler yapacaksınız – öyle değilmi?

Size simdi desem ki bu güzellikler hızla yok olmakta ve bu gördüğünüz güzelliklerin yerini  atıklardan oluşan çöp yığınları, hatta çöp dağları almaktadır. Çevre konusu ile yakından ilgilenenler için bu bilinen bir gerçek olsada, değişimin hızı ve yıkıcılığı çevrecileri bile şaşırtacak niteliktedir. Bu yıkımla ilgili olarak diyebilirizki; bu durum tüketici toplumunun hızlı bir bicimde ortaya koyduğu hayat tarzının kaçınılmaz bir gerçekliğidir. Ancak bu gerçeklikle yasayabilirmiyiz? Sonuçlarına katlanamayacağımız felaketlerin kapımıza dayanmasını beklemek durumundamı kalacağız? Yoksa daha radikal çözümler üzerinde kafa yorup hayat tarzımızı değiştirerek, bizlere zorla sunulanı almak yerine doğanın dengesinin korunması ve bu dengenin nasıl sağlanacağına dair tartışılmalara platformu hazırlayacağız? Tüm çözümleri devletlerden, yönetimlerden beklersek çözüm yerine çözümsüzlüklerle karşılaşma olasılığımız daha büyük, çünkü tüketici toplumu yaratma cabaları birincil dereceden önemli olduğu için hükûmetler çözümleri baltalamayı tercih edeceklerdir.

Buraya kadar anlattıklarım BBC televizyonunda yakın zamanda izlediğim ve beni gerçekten çok olumsuz etkileyen görüntülerle ilgili. Belgesel Maldivlerdeki doğa katliamı ile ilgili olarak hazırlanmış.

Yaklaşık 20 yıl gibi bir sure önce el değmemiş mercan kayalığı ile çevrili olan tropikal bir Hint okyanusu adası, olan Thilafushi adasının öyküsü bu.

Thilafushi adası bir anlamda Maldiv adaları arasında kurban seçilmiş. Diğer adaların tüm turizmden kaynaklanan atıklarının toplanması için seçilen bir kurban ve  bugün bu güzelim ada artık yok. Ada fiziksel olarak orda, ancak adanın tüm yüzü, güzelliği, doğası yok olmuş durumda ve geriye sadece her türden atığın günde 1 metre karesini doldurduğu bir çöpler adası olmuş, pet şişelerinin olduğu bölüm 7 km uzunluğunda . İlk yıllarda derin kuyular açılıp çöpler bu kuyulara yerleştirilmiş ve üzerleri kumlarla örtülmüş ancak zaman içinde bunun imkânsızlığı ortaya çıkınca bu çözümden vazgeçilmiş. Kimi çöpler aspestos gibi çok zararlı maddeler içermekte. Çevreci birimlerinin verilerine göre günde ortalama 330 ton çöp adaya atılmakta.

Gallery A place in the dump: Garbage in Maldives

Gallery A place in the dump: Garbage in Maldives
Adada çalışan Asyalı çöp isçileri

Thilafushi adası diğer Maldiv adaları gibi deniz seviyesinden sadece 1 metre yüksekliktedir. İklim değişiklilerine dayalı olarak yükselen deniz seviyesi  adadaki atıklar arasında bulunak toksin içeren cıva ve kurşun gibi atık maddelerin denize dökülmesine neden olmakta ve bu durum su altı ve su üstü yaşamına büyük zararlar vermektedir.

Gallery A place in the dump: Garbage in Maldives
7km uzunlugundaki plastik atiklar

Thilafushi adası, bir zamanlar mercan adası iken, diğer adalardaki turistik işletmelerin  yarattığı atıklar, çöpler yüzünden katledilerek yok edilmiştir. Ancak tehlike burada bitmiyor tabi. Yerleşime olanaklı 281 adadan 195’inde Maldivliler yaşıyor, 86 ada ise “otel ada” şeklinde kullanılmakta. Bu Otel adaların turizm amaçlı kullanımı devam ediyor ve insanların bilinçsiz tüketimlerine maalesef gün gelecek yeni bir kurban daha bulması gerekecektir.

Overflowing: Another of the immigrant workers stands in front of a heap of smouldering refuse

Sizce, bu sonuçlardan sonra hala ayni hataları tekrarlayabilirmiyiz? Çevreye verdiğimiz zararlarla her gecen gün kaybettiğimiz doğa güzelliklerinin ve bozduğumuz doğa dengesinin  sorumlusu olmaya devammı edeceğiz? Uyanmanın zamanı çoktan gelmedimi? Sadece Maldivler için bir uyanış değil bu, bizi yakından ve uzaktan ilgilendiren tüm doğa Katliamları için bir uyanış olması gerekiyor ve attığımız her adımda  doğanın sesini vicdanımızda hissetmeliyiz diye düşünüyorum.

Çeviri / Derleme Günay Simsek

www.dunyalilar.org

 

Rastgele Haber

GELECEĞİN TOPLUMU 6: Post-endūstriyel toplumda ideolojiler ölecek mi?

  Ünlü sosyolog Daniel Bell, 1973 yılın­da yayımlanan “The Coming of Post-industrial Society” adlı yapıtında, modern …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir