Home / Tarih / Dünyadaki Tek Kadın Dili: Nu Şu

Dünyadaki Tek Kadın Dili: Nu Şu

Hunan Eyaleti’ne bağlı Jiangyong İlçesi’nde dağlık bir yerleşim alanında konuşulan Nu Şu, kadınların “aileye ait herhangi bir mal” gibi görüldüğü Çin geleneksel yaşamında, onlar için adeta “sessiz bir haykırış” olmuş.

Nu Şu, aralarında kan bağı olmasa da ebedi bir bağla birbirine bağlanan kadınların, yani “ebedi kız kardeşlerin” diliymiş. Kadınlar, Nu Şu’yu sadece kağıtlara yazmazlar, yelpazelere, mendillere, giysilere, kuşaklarına hatta yorgan örtülerine işlerlermiş. Kızlardan birisi evlendiğinde, diğerleri onun için Nu Şu dilinde şiirler yazar, dualar eder ve öğütlerde bulunurmuş.

Nu Şu, kadınların ikincisi sınıf olmak bir yana “aileye ait herhangi bir mal” gibi görüldüğü Çin geleneksel yaşamında, onlar için adeta “sessiz bir haykırış” olmuştu. Folklor araştırmacılarının 1980 yılında ortaya çıkardıkları bu dili bilen yaşlı kadınların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Yüzyıllardır nesilden nesile, ama sadece kadınlardan kadınlara geçen bu dil artık sır olmaktan çıkmıştı. Dilin varlığı tüm dünya tarafından öğrenildikten sonra da, enstitü ve müze kurma çabaları hız kazanmış. Nu Şu dilini yansıtan eserler Çin’in güneyindeki Guangxi Zhuang Otonom Bölgesi resmi arşivlerinde sergilenmekte. 2003 yılında Nu Şu Köyü kuruldu. Akademisyenler Nu Şu sözlüğü hazırladılar, bu dili öğretmek üzere bir okul açıldı.
Bir zamanlar Hunan Eyaleti’nin ücra bir yerleşim biriminde, görücü usulüyle ya da rızaları olmadan evlendirilen ve bir nevi hapis hayatı yaşayan kadınların hayal kırıklığı, melankoli ve yalnızlıklarını anlatmak için kullandıkları; nesilden nesile ama sadece kadınlar arasında geçen bu dil, bugün kadınlar için yeni bir gelir kaynağı haline gelmiş. Öyle ki, turizm sayesinde kadınlar babaları ve erkek kardeşlerinden daha fazla para kazanmaya, dolayısıyla güçlenmeye başlamışlar.

Nu Şu Enstitüsü’ne göre yazılı bir dil olan Nu Şu’da 2000 karakter var. Başka kaynaklara bakılırsa bu sayı 2500’e çıkıyor. Çin’in resmi dili olan Mandarince’de 30 bin ideogram (bir sözcükten çok, bir fikri temsil eden simge; anlamı belirten işaret) olduğunu hatırlatalım.
Kızlardan birisi evlendiğinde, diğerleri onun için Nu Şu dilinde şiirler yazar, dualar eder ve öğütlerde bulunurmuş. Daha geçen yüzyıla kadar Çinli bir kadının hayatı 3 kişi ile ölçülürmüş: Evlenmeden önce babası, evlendikten sonra kocası ve oğlu. Arkadaşlarının evlenecek olan kıza son tavsiyesi, “İyi bir eş ol, çok nakış yap, kocanın ailesiyle geçinmek için elinden geleni yap¦” olurmuş.

Yukarda vurguladığımız gibi, geleneksel Çin toplumunda kızlar, sosyal faaliyetlerde bulunmak bir yana okula bile gidemiyorlardı; evde bile söz hakları yoktu; soyağacında isimleri yer almazdı; mirastan mahrum bırakılırlardı. Gelin, sadece kocasının değil, kayınvalidesinin de kahrını çekerdi. O günlerde erkekler, “Bir kızım olacağına, bir köpeğim olsun daha iyi” derlermiş. Kadınların buna yanıtı ise, “Kuyu başında oturan nasıl susamaz ise kızının yanında oturan da bedbaht olmaz” olmuş. Tabii bunu erkeklerin anlamayacağı Nu Şu dilinde söylerlermiş. Kendi rızası dışında ya da görücü usulüyle evlendirilen kadınların yazdıklarında, düzene isyan etme ve “feminist haykırışın” izlerine rastlamak da mümkün.

Bilim ve Gelecek

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Bir kenti hayata döndüren müzik

Bir kenti hayata döndüren müzik: Leningrad Senfonisi II. Dünya Savaşı’nın en ağır kuşatmalarından Leningrad Kuşatması, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir