Arka Bahçemiz

Elma Ağacı – Cumartesi Anneleri’ne

cumartesi anneleri

Günaydın Elma Ağacı. Nasılsın bugün? Başucunda oğlumu beklemeye geldim yine. Benden sıkılmadın değil mi? Ağaçsın sen, cansın. Bir sürü meyven var. Çocuğun gibidir her biri. Anne yüreği nasıldır bilirsin. Bilmesen dertleşmem zaten seninle.

Benim de canım toprağa bağlı senin gibi. Mucizelere inanır mısın Elma Ağacı? Toprak işte… En güzel mucize, en güzel yaşam… Toprağı seviyorum ben. Üzerinde doğduğum, içine gireceğim toprağı seviyorum. Sana bir şey söyleyeceğim Elma Ağacı. Senin dilin daha bir yakındır toprağın diline. Sor toprağa. “Bu kadının oğlu senin üzerinde mi?” diye sor. Varsın yerini yurdunu söylemesin. Ama oğlum toprağın üzerinde mi, değil mi onu öğreneyim.

Doğar doğmaz toprağa dokundu oğlum. Yetiştirememişlerdi beni hastaneye. Kırmızıydı toprak. Akdeniz`di iklim. Denize yakındım. Hem ağlayıp hem ninni söylüyordum. Ne zaman korksam ninni söylerim kendi kendime. Bir büyü gibi bu. Sana da ninni söyleyeyim mi Elma Ağacı…

Görürüm kocamansın. Ölümün bile ayakta olur, sesini çıkarmazsın. Sanma ki anlamam halinden. Sen de yaşlar akıtırsın usul usul, sen de umutlanırsın, sen de korkarsın.
Oğlum denize karşı doğdu. İlk ağlaması denize karşıydı. Toprağın üzerinde uyudu ilk uykusunu. Anlat bunları toprağa. Unutmaz toprak, hatırlar oğlumun kokusunu…

Bak, ekmek somunu getirdim. Güvercinler gelir birazdan. Oğlum güvercin mi oldu yoksa? Güvercinlerin arasına mı karıştı dersin? Belki de her sabah görüyorum oğlumu.

Dün gece bir atlasa baktım Elma Ağacı. İnanmayacaksın ama koca dünyayı tek bir sayfaya sığdırıvermişler. Görsen üzülürsün. Okşadım o sayfayı. “Oğlum, nerdesin?” dedim. “Seni özledim” dedim. “Islık çalsana” dedim. Oğlumun ıslığını duydun mu Elma Ağacı? Sence ıslık çalabilir mi bir güvercin…

Sevindirmeyi bilirdi oğlum. Askere aldılar. Gülümsetmeyi bilirdi. Silah verdiler eline. Paylaşmayı bilirdi. Cepheye gönderdiler. Oğlumun görebilenlerden olmasını istedim hep. Düşünüp ayırt edebilenlerden olmasını istedim. Gökkuşağına her baktığında gözleri ışıl ışıl parlayan bir oğlum var benim. Bunu anlayabilir mi bir general? Bir senatör bunu anlayabilir mi Elma Ağacı…

Beklemek ne kötü şey. Babamı beklemiştim böyle. Oyuncak bir bebeğim vardı. Myra`ydı adı. Myra`ya sarılmadan uyuyamazdım ben. Babamı düşlerimde bulabildim Elma Ağacı. Benim gerçekliğim bir düştü. Düşlerdi benim gerçekliğim. Ne babama doyabildim, ne de Myra`ya. Myra`yı daha çocukluğumda terk ettim ben. Beni duymuyordu. Ne söylesem değişmiyordu yüzündeki ifade. Kızdım bir gün. “Sen yitirmemişsin” dedim ona. “Bir kez olsun özlememişsin” dedim. Kıra götürdüm onu. Gezdirmeye değil, terk etmeye götürdüm. Bıraktım bir çalılığın dibine. Yüzünde yine aynı ifade vardı. Ama o an öyle kederli geldi ki bana o hali. İçime alasım geldi Myra`yı. Öpüp koklayasım geldi. Yapamadım Elma Ağacı. Bütün gücümle koştum. Nefes nefese kalıncaya kadar, dilim damağım kuruyuncaya kadar koştum. Kıra gitmedim bir daha. Myra hala orada mıdır? Onun için dua ediyorum ben. Beni affetmesi için bir oyuncağa dua ediyorum…

Hiçbir varlık yaşamasın beklemeyi. Bu yüzden tükenmesin hiçbir varlık. Bak, güvercinler geldi işte. Oğlum! İnsan bedeninde acı çeken oğlum! Ruhunu güvercinlere mi bölüştürdün? Onlarca, yüzlerce güvercinde misin şimdi? Gördün mü Elma Ağacı? Güvercinler ürkmedi benden. Bunların hepsi çocuğum benim. Yanılıyor olsam bile annesiyim bu güvercinlerin…
Ben doğaya dönmek istiyorum Elma Ağacı. Bu bedenden çıkmak istiyorum ben. Bir tohum olmalıyım. Yavruma daha çabuk ulaşabilirim böylece. Oğlumu daha çok hissedebilirim. Her bir varlığa annelik yapmalıyım. Ben anneyim. Güvercinlerin, çiçeklerin, böceklerin annesiyim. Senin de annen olayım mı Elma Ağacı…

Duyar mı beni anlı şanlı heykeller? Anlı şanlı heykelcikler duyar mı beni? Ben anneyim. Bir kertenkelenin, bir taşın annesiyim. İyileştirmeyi, güzelleştirmeyi bilen bir oğulun annesiyim ben; ezilen cümle halkları, soldurulan cümle çocukları bağrıma basmışım…

Ey savaş tüccarları! Ey korku, zulüm ve ölüm pazarlayıcıları! Ey bunların meftunu olup da sulh`a düşman insancıklar! Alın küçücük dünyanızdaki kocaman hırslarınızı, kibirlerinizi, bencilliklerinizi; ben anneyim.

Anneyim ben ve siz beni anlamıyorsunuz…

Ergür Altan (erguraltan@gmail.com)

Dünyalılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu