Home / Güncel / Erdoğan’ın bu işten sıyrılması neden zor?

Erdoğan’ın bu işten sıyrılması neden zor?

Erdoğan’ın bu işten sıyrılması zor. Neden zor?


Biz Türkiye’de yaşayan ve devletin alenen hokus pokuslar ile meselelerin üzerini örtüşüne alışmış kişiler olarak bu yolsuzluk davasının da bir şekilde örtüleceği kuşkusuna sahip olabiliriz. Fakat bu meselenin uluslararası boyutunu görmezden gelmeyi gerektirir.

Türkiye bölgedeki gücünü ABD desteği ile sağlayan bir ülke. Aynı zamanda uzun zamandır ABD’nin sadık bir müttefiki. Fakat Erdoğan başa geldiğinden beri Türkiye’nin ABD ve İsrail ile ilişkilerinde ciddi aksaklıklar ortaya çıkmaya başladığı gibi, bu uyumsuzluğa ek olarak Erdoğan’ın başarısız bir ABD valisi olmasına rağmen ABD’ye kafa tutmaya başlaması sorunların büyümesine sebep oldu.

Erdoğan’ı Türkiye’nin başına getiren ABD menşeli bir tezgahtı. Siyaset yasağı olan Erdoğan, Siirt’te düzenlenen tiyatro vari bir ara seçim ile meclise sokuldu. Söylentilere göre bunu sağlayan en önemli unsurun Erdoğan’ın Irak işgalinde ABD’ye sınırlarını açacağını vaad etmiş olması. Bu vaad karşılığında vekil seçilmesinin önündeki engelleri ABD eliyle kaldırtan Erdoğan verdiği sözü tutmakta başarılı olamayınca ABD’nin Irak işgalinin zorlaşmasına ve süresi ile maliyetinin artmasına neden olarak büyük bir zarara sebep olmuştu.

ABD’yi uğrattığı bu zarar karşılığında Erdoğan’ın kendisini başa getirenlere karşı borcunu ödemesi için yeni yollar araması gerekti. Önce İran ile ABD arasında arabuluculuk rolü oynamak istedi ama tutmadı. Filistin meselesini çözmek istedi, izin vermediler senin boyun yetmez bu işlere dediler. Erdoğan, Filistin’den bilhassa uzak tutuldu. ABD Erdoğan’a tavır koymaya başlayınca iktidarının riske girdiğini gören Erdoğan, Suriye projesinde aktif rol oynayarak borcunu ödemek istedi.

ABD, Suriye’de bulunan Esad rejimini yıkıp yerine kukla bir devlet kurmak istiyor. Esad’ın Rusya, Çin, İran gibi ülkelerle sürdürdüğü yakınlığı kesmenin yolu olarak bu güçlerle ”Komunist, Şia…” gibi bahaneler ile ilişki kurmayacak Sünni bir iktidar olursa ihtiyaçlarını ABD ve Türkiye’den edinmek durumunda kalır, böylelikle ABD Suriye’nin yeraltı kaynaklarını sömürür, karşılığında silah satardı.

Erdoğan bu konuda ABD’nin beklentilerinin önüne geçen bir gayretkeşlik gösterdi. Suriye’de ki muhaliflere kapılarını açtı, silah, gıda ve tıbbi malzeme gönderdi, hastanelerini ücretsiz kullanma şansı tanıdı ve daha niceleri. Suriye projesi Türkiye’ye milyarlarca dolara mal oldu ve sayısız uluslararası anlaşmayı delerek ”terörist” örgütlenmelere destek vererek büyük suçlara da imza attı. Aslına bakarsanız bu başarısızlık Türkiye’nin ”müttefiklerine” ve düşmanlarına iyi bir koz verdi.

İstendiği an bu koz devreye sokulabilir ve Erdoğan ile hükümeti uluslararası mahkemelerde terör örgütlerine yardım ettikleri gerekçesi ilke yargılanmak sureti ile ziyadesi ile zor bir duruma düşürülebilirler.

Erdoğan’ın ABD ile ilişkilerinin başarısız bir müttefik olması nedeniyle bozulma raddesine gelmesi ve işleri çıkmaza sürüklemesi neticesinde zayıflaması Erdoğan’ın iktidarını tehlikeye atınca Başbakan yeni bir yol deneyerek ABD karşıtı bir siyaset izlemeyi tercih etmeye başladı. Erdoğan, eşini, kızını, bakanları, bakan aileleri, mit görevlileri, vekilleri ile… kalabalık bir güruh halinde yaptığı Beyaz Saray çıkarmasında istediği sonuçları alamamış olacak ki övündüğü Obama ile sıcak ilişkilere sahne olan dostluğu ciddi bir hasar aldı.

Erdoğan daha sonra geri adım atacak olsa da silah anlaşmalarını Çin’e kaydırmak isteyerek ABD’ye tavrını ortaya koyduysa da bu konuda inatçı ve dirayetrli davranacak blöfünü sürdüremedi. Çin ile yapılan anlaşma iptal edildi.

Erdoğan, ABD karşıtı görünmek isterken de bunu tam manası ile başaramadı. Fakat yolsuzluk davası ortaya çıkınca ABD’yi suçlamaktan geri kalmaması ilişkilerin artık düzelemeyecek noktaya geldiğini ve bu durumun Erdoğan’ın daha da fevri davranmaya ittiğini gösteriyor. Erdoğan’ın fevri davranması 10 yıllık iktidarın kendisini ziyadesi ile şımartmış olması yatsa da iktidarının sonunun başlangıcını hızlandıran husus oldu.

Erdoğan sayısız şark kurnazlığına imza atmaya çalışırken kendisini dört bir koldan sıkıştıracak sonuçlara ulaştı. Ülke içerisinde yarattığı bölünme, bir buzun kırılmasının aksine, merkezden dışarı doğru değil, aksine dışarıdan merkeze doğru gerçekleşti ve sonunda Erdoğan’ın partisi de içten içe bölünme noktasına geldi. Uluslararası arenada en büyük destekçilerini kaybeden Erdoğan içine düştüğü yalnızlığı gizlemek için sık sık seyehat etmeye başladı. 

Erdoğan gibi bir lideri çektiğin gibi indiremezsin. Önce direnecektir, oltaya yakalanmış zokayı yutmuş büyük bir balık gibi debelenecektir. Fakat rakipleri de boş değiller, bunu biliyorlar ve Erdoğan’ın bir çekişte gitmeyeceğini bildikleri için sallama metodunu deniyorlar. Erdoğan’ın çevresindeki duvarları sırayla daraltarak Erdoğan’ı dar bir çerçeve içerisine hapsederek, yalnızlaştırarak daha kolay yıkacaklarını düşünüyor olmalılar.

Anlayacağınız üzere yarın rüzgarın yönü değiştiğinde PKK ile sürdürdüğü görüşmelerden tutun da ülkenin süregelen paradigması üzerinde yapmaya çalıştığı ve yaptığı değişikliklere, Suriye’de karıştığı işlere, yolsuzluk iddiaları, ABD’nin ambargosunu delmeler derken Erdoğan aslında bu günden mahkum durumda diyebiliriz. Sadece bu ve daha sayamadığımız sayısız sebepten hangisinin yürürlüğe sokularak bu mahkumiyetin sağlanacağını zaman ve tarih gösterecektir.

Arzach Mills (arzachus@yahoo.com)

Dünyalılar

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir