Home / Güncel / Erdoğan’ın İslamcı Zihniyeti ve El Kaide

Erdoğan’ın İslamcı Zihniyeti ve El Kaide

Dünya basınının seçimlerden sonra unuttuğu Türkiye, IŞID’ın Musul’u almasıyla yine “hak ettiği ilgiyi” bulmaya başladı. İç siyasetin tıkandığı bir zamanda, tam Güneydoğu’da provakasyonlarla  milliyetçilik rüzgarları estirilerek Erdoğan’ın oy tabanını genişletme girişimlerine tanık olurken, Irak’taki El Kaideci dalga “stratejik şarlatanlık” döneminin sonunu ilan etti bile.

Suriye’nin ve Irak’ın bölünmesi, Türkiye’yi bir ateş topunun ortasına atarken, El Kaide tehlikesi Amerika, İran, Irak, Türkiye hükümetlerini ve Kürtleri işbirliği yapmaya itiyor. Obama bölgeye müdahale için ABD kamuoyunun ve Kongre’nin çok  ciddi baskısı altında. Amerika’nın diğer “en büyük düşmanı” İran da denklemin öteki tarafına geçiyor, tuhaf bir ittifak oluşuyor. Tarihin durgun akışı bir anda hızlanınca, Ortadoğu’da hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı, Türkiye’nin yakından etkileyecek bir kavşağa geliyoruz.

IŞID

İSLAMCI ZİHİN YAPISI

AKP iktidarının dış politikada bu akıl almaz yanlışları üzerine çok şey söyleniyor. Ancak bu süreci sadece teknik hatalarla özetlemek kendi algılarımızın da yüzeyde kalmasına neden oluyor.

Kendilerinin bile yüzlerini kızartacak bu denli aptallığı yaratan da yine kendi dogmatik İslamcı zihinleri. Sürekli yalan söyleyen, gerçeği çarpıtan, ve buna inanmayan herkesi şeytanlaştıran, toplumun birbirine güven duygusunu yok eden, insanları paranoyaklaştıran bu politik yalan makinesini yaratan da tüm bölgeye hakim olan bu çarpıtılmış zihin.

AKP’nin kan kardeşi Müslüman Kardeşler’den, Maliki rejimine, İran’a, zamanı tersine akıtmaya çalışan, hemen tüm İslam ülkelerini kasıp kavuran görülmemiş kanlı vahşeti besleyen ortak bir “bilinç” sürekli kendi çatışmalarını yaratıyor. Artık İslamcılık tüm dünyanın gözünde vahşetle, katliamla özdeş.

Müslüman Mardeşler Mısır’da sınırlı bir seçmen desteğiyle iktidara geldiklerini unutup, gizliden gizliye Allah’ın kendilerine özel bir görev verdiğine inandılar, ve toplumu bu tasavvura göre şekillendirmeye çalıştılar. Tabii kendilerinden olmayanları, farklı inançları olanları devlet katından dışlayarak sonlarını hazırladılar. Irak’ta Maliki de ordudan, devletten Sunnileri “temizledi”, onları ikinci sınıf vatandaş konumuna iterek IŞID’ın güçlenmesinin ve Sunni desteğini almasının önünü açtı.

AKP devleti de öteki diye bildiği Alevileri Gezi’den beri sürekli devlet kademelerinden temizlerken, Erdoğan ilahi doğruya dayalı düzeni kurmanın özel bir görevle sadece kendisine bahşiş edildiğine inanıyor, sosyal kurumları bu yönde kullanmaktan çekinmiyor.

Aynen Ortaçağ kilisesinin merkezi güçle özdeşlemesi gibi, şimdi de yasal olmayan yollardan toplanan paraların dindarlık adına kullanıldığını söyleyerek yolsuzluğu aklayan zamanın din alimi Hayrettin Karamanlar var karşımızda mesela. “Allah’ın ve Resul’un bu iktidara karşı çıkmayı hoş görmeyeceğini” ilan ederek, AKP yönetimini ilahi bir misyonla donatıyor bu modern zamanların fetvacısı. Aynen Osmanlı’da olduğu gibi dini merkezi devletin emrine veriyor, buna karşı çıkanları da aynen Gezi’de olduğu gibi toplum dışı bırakmakla, şiddet uygulamakla tehdit ediyor, bir tür “soft “cihat” açıyor.

İKTİDAR ARACI OLARAK İSLAM

Aslında Emeviler, Abbasiler, Osmanlı’dan bu yana resmi dinsel inanç, körlemesine bir dogmatizmle insanı “kul”laştırırken, her zaman siyasi iktidarın meşruiyetini aklama işlevini yürüttü. Otoriteye “Allah adına” sorgusuz itaat baştacı edilirken, nefsi eğitmeyi, içerdeki ruhu aydınlatmayı, insan-ı kâmil olmayı amaçlayan Anadolu Sufizmi en büyük tehdit olarak görüldü, başı görüldüğü yerde ezildi.

“Allahı’ın emirlerini cihat açarak” yerine getiren El Kaide benzeri örgütler ise bu mantığın sadece bir adım ötesinde duruyor. Kuran’ın tefsirini dahi yasaklayan, kurtuluşun Peygamber dönemindeki İslam’a dönmek olduğunu savunan ve bu uğurda kendileri gibi hareket etmeyen “tüm kafirlerin” kafasını kesen ilk çağların barbar savaşçılarını hükümetin neden  -uluslararası pek çok raporda kanıtlandığı gibi- desteklediği de bu zihni akrabalıkta aranmalı, sadece Esad’a karşı onları kullanmakta değil.

MEZHEP SAVAŞLARI DERİNLEŞİYOR

Öyle gözüküyor ki, tarih öncesinde donan, iyiliği, güzelliği, ruhun aydınlanmasını tehlike olarak gören bu zihniyetin esirleştirdiği Ortadoğu, “Allah adına öldürmeye” ve kan gölü olmaya devam edecek. Binlerce El Kadeci militanının yaşadığı, taraftar devşirdiği Türkiye ise, IŞID’ın komşu olmasıyla sadece terör tehlikesini değil, aynı zamanda yoksul gençler arasında radikal selefiliğin yükselmesini de hissedecek.

Diğer yandan bölgedeki Kürtlerin kendilerine ait bir devlet kurmasının da önünü açan bu gelişme, Türkiye’nin çalkantılarla dolu rotasını bambaşka bir boyuta çekiyor. Her yönüyle iflas etmiş AKP İslamcılığının El Kaide ile karşı karşıya gelmesi sistem içindeki çelişkileri daha derinleştirecek. Diğer taraftan Amerika’nın belirleyici aktör olarak bölgeye kaçınılmaz geri dönüşü, Erdoğan’ın diktatörlük hesaplarını da allak bullak edebilecek bir gelişme.

Dünyalılar

 

 

 

 

 

 

Rastgele Haber

Flört şiddeti nedir?

Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından biri olduğunu da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir