Home / Genel / Esad Gitmedi, El Kaide Geldi

Esad Gitmedi, El Kaide Geldi

 

k-abSuriye’de işler karışıyor. Esad’ın Putin’in önerisinin üstüne atlayarak kimyasal silahlarını teslim edeceğini açıklaması Suriye rejimine derin bir nefes aldırdı.  Şimdilik ABD, askeri müdahaleyi askıya almış olsa da, gelişmeler her an yön değiştiriyor, zig zaklar çizerek ilerliyor.

Esad’ın hemen devrileceği varsayımı üzerine başlayan bu süreçte rejimin dirençli çıkması ve Batı’nın müdahaleye isteksiz bakması ise Türkiye’yi giderek yalnızlaştırıyor. Başlangıçta muhaliflere gizli destek veren ABD ve Batı, ciddi bir finansal ve lojistik desteğe sahip El-Kaide’nin iç savaşta liderliği ele geçireceğini hesaplayamadı. Bu dehşet verici olasılık reel bir hale gelince de müdahale fikri şimdilik bir kenara bırakıldı. AKP iktidarının muhaliflere silah ve lojistik yardımı yaptığı iddiaları ayyuka çıkınca, Türkiye, Rusya, İran gibi ülkelerin yanı sıra Batı tarafından da sorgulanır oldu. ABD basınında son bir yıldır tüm dünyadan İslamcı teröristlerin Türkiye-Suriye sınırında yoğunlaşmakta olduğu ve ABD istihbaratının durumu kaygıyla izlediği üzerine haberleri dikkat verici bir sıklıkla gündeme geliyordu. Evet, El-Kaide bir yılı aşkın bir süredir tüm dünyadan militanlarını Suriye’de topluyor. Geçiş noktaları ise Türkiye. Suriye’de kafa kesen, cihatçı güçlerin çoğunluğu Türkiye sınırından elin kolunu sallayarak geçti, geçiyor.

Türkiye açısından en önemli gelişme ise Özgür Suriye Ordusu ile savaşan El Kaide’nin Irak kolu, Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Türkiye sınırına 5 km mesafedeki El Azez kasabasını eline geçirmesi oldu. Böylece Türkiye El Kaide’nin en kanlı örgütü ile sınırdaş oldu. Tüm dünyadan El Kaideci radikal islamcı teröristlerin cirit attığı çoğunlukla muğlak bir sınırda, her an her yere yönelebilecek sınırsız bir şiddetle yüklü bir saatli bombanın tiktaklarını artık Türkiye daha yakından hissediyor. İki yıl önce başlayan iç savaşta Türkiye Suriye’li muhaliflere verdiği desteğin bir bumerang gibi geri dönerek kendisini vurma olasılığıyla karşı karşıya artık.

Suriye içinde ise ÖSO’nun başını çektiği muhalefet zamanla kendi içinde yalnız kalıyor, silah ve cephane sıkıntısı yaşıyor. Bu durumu fırsat bilen, El-Kaideciler, geniş finansman kaynaklarının verdiği güçle muhalefet içinde askeri gücü ellerine geçiriyor. Her geçen gün Esad’a karşı direniş gösteren, asıl ayaklanmayı başlatan ÖSO mevzilerini El-Kaide’ye bırakıyor. Muhalefetin demokrasi, özgürlük sloganları ile başlattığı savaş, Kaidecilerle, tüm Nusayri’lerin katlinin vacip olduğu bir “mezhep savaşına” dönüyor.

Şimdi Nusayriler ve ÖSO, Türkiye’nin kısa sürede Esad’ı devirmek için yaptığı tarihi yanlışa dikkat çekiyorlar . El-Kaide’nin barbarlığı, Esad’a karşı olan Suriyelileri bile muhalefete desteklerini çekmesiyle sonuçlanıyor, böylece umulanın tam aksine rejim güçleniyor.

Diğer yandan sorun içimize sıçrıyor, özellikle Hatay’da Nusayri/Sunni mezhep gerginliği tehlikeli bir biçimde tırmanıyor . Erdoğan’ın Obama ile buluşmasından hemen önce patlayan Reyhanlı olayı hala karanlıkta kalmaya devam ediyor. Pek çok Batılı yorumcu, ABD ve Avrupa’nın radikal İslamcı Nusra’yı terör örgütü kapsamına alarak süreçten tasfiye kararı almasının,  hatta ÖSO’nun bile Nusra’yla ilişkisi olmadığını açıklamasına karşı, Reyhanlı’nın El Kaide’nin Ankara’ya karşı bir uyarısı olabileceği üzerinde duruyor.

Suriye’deki iç savaş, bir mezhep savaşına dönüşme sinyallerini verirken, bunun Türkiye’deki yansıttığı gerilimi güney sınırımızda, Hatay’da izlemek mümkün. Arap Aleviliği olarak tanımlanan Nusayri mezhebine mensup Hataylılar’ın yaşadıkları giderek bir büyüyecek bir sorunun tohumlarını atıyor. Yerel kaynaklara göre, kentte çoğu silahlı, radikal sunni mültecilerle Nusayri Hataylılar adeta her an patlama ihtimali olan bir barut fıçısının üstünde dans ediyorlar. Kentte hükümet karşıtı yoğun gösteriler yapılıyor.

Gezi direnişi olarak sunulan eylemlerin çapı konusunda net bir bilgiye sahip olmak mümkün değil. Ölüm haberlerinin ağırlıklı Hatay’dan gelmesi de tesadüf değil. Yerel kaynaklar, silahlı mültecilerin sınırdan sürekli giriş çıkış yaptıkları, “din düşmanı” saydıkları Hataylılar üzerinde büyük bir baskı kurdukları, kentte ekonomik hayatın durma noktasına geldiğini bildiriyor. Hataylılar, kamplarda kalanın üç katı kadar kayıtlı olmayan mültecinin evlerde kaldığını, bu silahlı güçlerin mültecilerden çok silahlı savaşçılara benzediğini, hastanelerde çatışmalarda yaralanan Suriyeli muhaliflere öncelik tanındığını, polisin mültecilerin yanında yer aldığını söylüyor. Ayrıca, ana akım medyada büyük bir sansür uygulandığı, dolayısıyla kendi seslerini duyuramadıkları yerel kaynaklardan ifade ediliyor. Aynen Suriye’de olduğu gibi birbirine düşman iki kesim, kentin içinde her türlü kışkırtmaya açık bir şekilde yaşıyor.

Esad devrilse, mültecilerin kendilerinden intikam alacağı, devrilmese, bu sefer Kaideciler Suriye’ye gidemeyeceği için, kentte onların varlıklarını tehdit eden bir kalıcılık kazanması olasılığı Hatay’ın üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor. Bu iddiaların onda biri bile doğru olsa Türkiye kendi topraklarında, sonuçları çok ağır olabilecek din temelli bir gerilimi yaşıyor demektir. Zaten Türkiye şimdiden, Hizbullah, İran, Irak, Suriye’nin en büyük düşmanı haline gelmişken, tüm bölge Şii-Nusayri/Sunni mezhep savaşı batağına doğru giderken, El-Kaide’nin muhalefeti sindirip liderlik bayrağını eline alıp sınır komşumuz haline gelmesi ve Alevi-Nusayri nüfüsun kendini sinmiş, dışlanmış hissetmesi, meselenin ne denli tehlikeli bir biçimde dallanıp budaklanabileceğini, Suriye’nin bir anda iç  meselemiz haline geldiğini gösteriyor. Diğer yandan müdahele gerçekleşse bile bu sadece bölgede El-Kaide’nin güçlenmesine hizmet edecek. Esad gitse bile El-Kaidecileri Türkiye’nin sınırında, -hatta içinde-miras bırakacak.

Dünyalılar

 

Rastgele Haber

Türkiye’de kadın olmak

9 Mayıs Dünya İstatistik Günü. İstatistikler kadınlar için ne gösteriyor dersiniz? Sadece rakamları paylaşalım yorum …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir