Home / Genel / Etsiz Yaşam Mümkün mü?

Etsiz Yaşam Mümkün mü?

Vejetaryenlik ve veganizm terimleri sırayla 1842 ve 1944’te türetilmiş olsalar da, hayvani ürünler içermeyen diyetin izleri antik çağlara kadar takip edilebilir. İki kelimenin de kökü “bütün, sağlıklı, taze, canlı” demek olan Latince vegetus sözcüğüdür. Anlamının ötesindeyse, dengeli bir felsefi ve ahlaki hayat görüşü saklıdır. 

Pek çok antropolog, ilk insanların avcıdan çok toplayıcı olduğu görüşünü savunur ki sindirim sistemimizin otçullara daha yakın olması bu görüşü destekler. Başka bir kanıt da et tüketen insanların vejetaryenlere göre kalp krizi ve kanser gibi hastalıklara daha yatkın olmasıdır.

Vejetaryenlik 1970’lere kadar çok yaygın olarak görülmese de, küçük dini ve felsefi gruplarla tarih boyunca var olmuştur. Hindistan, Antik Yunan ve Güney İtalya’da kayda değer sayıda vejetaryen topluluklar olduğu bilinmektedir. Elimizdeki ilk örneklerden biri matematiğe büyük katkıları olan Pisagor ve takipçilerinin oluşturduğu gruptur. Bu grup her zaman katı bir vejetaryen diyet uygulamasa da, Pisagor’un hayvanları öldürmenin insanları vahşileştirdiği fikrinden etkilenmişlerdir. Pisagor’un da Babil ve Antik Mısır’daki benzer düşüncelerden etkilendiği söylenebilir. Mısır’da M.Ö. 3200’lerde bazı dini gruplar et yemeyi ve hayvan derisinden yapılma kıyafetler kullanmayı reddetmekteydi. Bu fikirlerin ortak amacı, türler arası barışı sağlamaktı. Sokrates, Plato ve Aristoteles hayvanların dünyamızdaki yeri hakkında fikirler ortaya atmışlardır ve Sokrates’in hayvanların insan kullanımı için var olduğu fikri ortaçağ boyunca Avrupa’da etkili olmuştur.

Hindistan’da vejetaryen ve vegan diyet dini gruplarda görülmekteydi. Özellikle yogiler için et yememek bir ön koşuldu. Pek çok Budist et yemeyi reddetse de, farklı Budizm kollarında bazı hayvanların etlerinin yendiğini biliyoruz.

Batı’ya geldiğimizde vejetaryenliğin çok daha ender olduğunu görüyoruz. Özellikle Hristiyanlığın getirdiği insanların diğer tüm canlılardan üstün olduğu fikri, herhangi bir etik sorgulama yapmadan hayvanların öldürülmesine olanak tanıdı. Üçüncü ve onuncu yüzyıllarda görülen Mani dini hayvanların öldürülmesine karşı çıkan başka bir görüştü.

Mani dini takipçilerinin şiddete karşı olan görüşlerine rağmen, kilise onlardan korkmakta ve sık sık onlara işkence etmekteydi. Ortaçağ Bulgaristan’ında kurulan bir Hristiyan mezhebi olan Bogomilizm takipçileri de vejetaryen oldukları gerekçesiyle yakılmışlardı.

Tarihte biraz daha ilerlersek, Rönesans’ta vejetaryen olmanın ender görülen bir olay olduğu söylenebilir. Bu dönemde kıtlık yaygınken et de pahalı ve zenginlere özel bir lükstü. Rönesans’ın klasik dünyayı tekrar keşfetmesiyle beraber vejetaryenlik ahlaki kaygılarla tekrar yaygınlaştı. Descartes’ın hayvanların ruhu olmadığını bilimsel bir şekilde kanıtlama çabalarıyla da denek hayvan kullanımı ve hayvanları birer makine olarak görme eğilimi arttı. Buna karşılık İngiliz filozof John Locke hayvanların da hislere sahip olduğunu savundu ve hayvan kıyımına karşı ahlaki bir mücadele başladı. Yine de et yememenin ilahi takdire karşı çıkma olduğunu savunan dini gruplar vardı.

1880’ler İngiltere’sinde nihayet vejetaryen restoranlar yaygınlaştı. 1908’de Uluslararası Vejetaryen Birliği kuruldu. 

Batı Dünyası’nda 20. yüzyılda ahlaki, ekonomik ve çevreci nedenlerle vejetaryenlik popülerleşti. Bu dönemde konu hakkında pek çok yazı yayınlayan Gandi’nin de büyük etkisi oldu. Vejetaryenliği hayatının vazgeçilmez bir parçası yapan Gandi, tüm canlılara karşı şiddetsizliği savunan Jainizm’den ve Hinduizm’den etkilenmiştir.

Günümüzde vejetaryen ve vegan diyet pek çok ülkede hayatın bir parçası olsa da, Türkiye’de hala pek çok okul ve işyerinin menülerine vejetaryen seçeneği koymaması, diyetimizi dengelememizi zorlaştırmaktadır.

Lakto Ovo Vejetaryenlik: En sık görülen vejetaryenlik türüdür. Lakto süt, ovo da yumurta demektir. Bu tip vejetaryenler hayvansal besin olarak sadece süt ürünleri ve yumurta tüketirler.

Lakto Vejetaryenlik: Süt ürünleri tüketen fakat yumurta yemeyen vejetaryenlik türüdür.

Katı Vejetaryenlik (Veganlık): Her türlü hayvansal ürünü reddeden vejetaryenliktir.

Yarı Vejetaryenlik: Nadiren et yiyen insanlar için kullanılır. Bu tip vejetaryenler genelde balık ve tavuk ağırlıklı beslenirken, kırmızı et tüketmekten kaçınırlar.

Peskateryanizm: Kırmızı ve beyaz et yemeyen fakat balık tüketen insanlar için kullanılır.

Fruitaryanizm: Vegan diyeti uygulayan fakat sadece bitkiyi öldürmeden yiyebileceği sebze ve meyveleri yiyenler için kullanılır. Örn. Elma toplamak için bitkiyi öldürmeye gerek yoktur fakat havuç yemek için bitkiyi öldürmek zorundayız.

Freeganizm: Tüketim çılgınlığına karşı politik bir duruş göstermek için vegan diyeti uygulayan kişilere denir.

Çiğ Besin Vejetaryenliği: Çiğ besinciliği ve veganlığı birleştiren diyettir. Tüm hayvani besinlerin yanında, 46 derece üzerinde pişirilmiş tüm yiyecekleri de reddeder. Çiğ meyve, sebze, fındık, tahıl, baklagiller, tohumlar, bitkisel yağlar, deniz bitkileri ve taze meyve sularını tüketirler.

Hayvansal ürünlerin faydaları

Hayvansal ürünler vücudumuzun işlerliği için vazgeçilmez olan bazı vitamin ve mineraller yönünden oldukça zengindir. Et, süt ve yumurtadan yüksek oranda alınan besin ögeleri, faydaları ve diğer kaynakları:

Çinko

Ne işe yarar?
Saç ve cilt sağlığı, göz hastalıklarının önlenmesi için oldukça önemlidir. Ergenlikte alınan çinko boy uzamasına yardım eder. En önemli etkisiyse, bağışıklık sistemini desteklemesi ve soğuk algınlığıyla savaşmasıdır.
Eksikliğinde kronik karaciğer rahatsızlıkları, şeker hastalığı, orak hücre anemisi ve çeşitli bağırsak hastalıklarına neden olur.
Yerine
-Yoğurt, badem, ay çekirdeği, fıstık

Demir 

Ne işe yarar?
Kan hücreleri üretimi, kalsiyum ve bakır emilimi ve vücut direnci için oldukça gereklidir. Gelişme çağındaki çocukların beyin gelişimini destekler.
Eksikliği kansızlık, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, kalp çarpıntısı, saç ve deri sorunlarına yol açar.
Yerine:
-Kuru kayısı, kuru üzüm, pekmez, tahıllar, lahana, fasulye, pancar, patates, fındık, badem, şeftali, armut

Proteinler 

Ne işe yarar?
Vücudumuzdaki tüm faaliyetlerde rol alırlar. Kan hücresi üretiminden saç ve tırnak oluşumuna kadar her alanda protein etkinliği görürüz.
Eksikliği yorgunluk, kansızlık, diş eti hastalıkları, göz bozuklukları ve hastalıklara karşı direncin azalmasına neden olur.
Yerine:
-Baklagiller, kuruyemişler, tahıllar

B6 vitamini

Ne işe yarar?
Beyin fonksiyonları, protein sindirimi ve hormon dengesinin sağlanması için gereklidir. Depresyon ve alerjik reaksiyonları engeller. B6 zehirlenmeye neden olabilen bir vitamindir. Tüketimi günlük 500 mg a kadar sağlıklıdır fakat 2 gr lık alımı sinir sisteminde ciddi sorunlara yol açar.
Eksikliği son derece nadir de olsa kas güçsüzlüğü, hafıza zayıflığı, çarpıntı ve mide ağrılarına yol açar.
Yerine:

-Baklagiller, ıspanak, pancar, badem, ceviz, fındık

B12 vitamini 

Ne işe yarar?
Protein kullanımı, DNA sentezi, sinir sistemi gelişimi için önemlidir. Sigara dumanının zararlı etkileri ve bazı zehirlere karşı etkilidir.
Eksikliği kansızlık, iştahsızlık, ishal, saç ve cilt sorunları, zihinsel bozukluklara neden olur.
Yerine:
-Bitkilerde son derece az bulunur. Bu yüzden veganların doktor kontrolünde B12 desteğine ihtiyaçları vardır. Vejetaryenlerse peynir, süt ve yumurtadan bu vitamini alabilseler de, et eksikliği nedeniyle onlar da takviyeye gereksinim duymaktadır.
Vücudunuzda bu vitamin ve mineraller açısından bir eksiklik olup olmadığını öğrenmek için kan testi yaptırabilirsiniz.

Hayvansal ürünlerin zararları

Hayvansal ürünler yüksek miktarda doymuş yağ asidi içerirler. Doymuş yağların fazla tüketilmesi kalp ve damar hastalıklarına davet çıkarırken, kolesterol ve tansiyonu da yükseltir. Bu yüzden vejetaryenlerde bu hastalıklar nadiren görülür. Vegan diyeti hayvansal tüm besinleri reddettiği için kolesterol içermez. Ayrıca araştırmalara göre sadece bitkisel yağ alımı, yağ türü ve miktarı aynı kalsa da kolesterol seviyesini düşürmektedir.

Etin diğer zararları genellikle pişirme şekli ve hayvanların yetiştirilme tarzından kaynaklanmaktadır. Et endüstrisi sadece bedenimize zarar vermekle kalmayıp ekolojik dengeyle de oynamaktadır. Dünya üzerindeki yiyecek yetersizliğinin en büyük sebeplerinden biri et üretimine çok fazla kaynak ayrılmış olmasıdır. Teorik olarak dünyada dokuz milyar insanı besleyecek kadar yiyecek mevcutken biz bunları et ve hayvani besin üretimi için kullanıyoruz. Karşılığında aldığımız besinle karşılaştırınca harcadığımız bitkisel yiyecek, su, enerji ve toprak miktarı oldukça fazladır.

Pek çok vejetaryen ve vegan, et endüstrisinin iç yüzünü gördükten sonra bu diyete geçme kararı vermiştir. Hayvan eti yemekle ilgili herhangi bir sorun yaşamıyorken, bunun doğal bir süreç halinde yapılmaması, hayvanların kötü koşullarda, sadece kar amacıyla yetiştirilmesi birçok insanı rahatsız etmektedir.

Çiftlik ve kümes hayvanlarını daha hızlı büyütmek ve hastalıklardan korumak amacıyla antibiyotikler kullanılmaktadır. 2011 yılında insan kullanımı için 7,7 milyon sterlinlik antibiyotik satışı yapılmışken, hayvanlar üzerinde kullanmak için 29.9 milyon sterlinlik antibiyotik satılmıştır. Pew İnsan Sağlığı ve Endüstriyel Tarım Kampanyasında kıdemli görevli olan veteriner Dr. Gail Hansen, antibiyotiklerin hasta hayvanlar için kullanılması gerektiğini, hayvanları sağlıklı tutmak için antibiyotik kullanılan bir sistemin gözden geçirilmesinin elzem olduğunu söylemiştir. Ayrıca hayvanlar üzerinde aşırı antibiyotik kullanımı bakterilerin direnç kazanmasına neden olur ve et yoluyla vücudumuza giren bakteriler antibiyotik tedavisine cevap vermezler.

Son derece lezzetli görünen, herkesin tükettiği et ürünleri, atık hayvani malzemelerin et yapıştırıcısı denen bir maddeyle bir araya getirilip et görünümü verilmesiyle elde edilmiş olabiliyor. Et yapıştırıcısı kandaki plazmadan elde edilen bir enzim. Avrupa Parlamentosu, bu maddenin kullanımını 2010 yılında yasaklamıştır.

Sadece daha hızlı büyümeleri için hayvanlar üzerinde farklı hormonlar kullanılmaktadır. Bu hormonlar et tüketen insanların hormonal dengesini bozmakta ve çocukların ergenliğe giriş süresini azaltmaktadır.

Hayvanlar metan gazı üretirler ve bu gaz atmosferde yüksek oranda karbondioksit tutarak küresel ısınmaya neden olur. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, hayvan üretimi iklim değişiminin %18inden sorumludur ki bu oran tüm dünyanın ulaşımla neden olduğu iklim değişiminden çok daha fazladır (%13.5).

Bu kadar dengesiz ilaç kullanımıyla, minicik kafeslerde hareket edemeyecek halde büyüyen hayvanlar tahmin edebileceğimiz gibi büyük bir stres altındadırlar ve bu etlerinin kalitesini etkiler. Stresli hayvanların etlerini yemekte insan sağlığını da kötü yönde etkiler.

 Gülden Eryılmaz

 http://www.yesilist.com

Dünyalılar

Rastgele Haber

Masumiyet Çaǧı Anıları

Aylalar bizim Aşaǧı Mahalle’de Nihatların evinin yan tarafındaki tek katlı küçük evde yaşarlardı. Ayla ve …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir