Home / Tarih / FARKLI DİSİPLİNLERİN BİLGİNİ: İBN-İ SİNA

FARKLI DİSİPLİNLERİN BİLGİNİ: İBN-İ SİNA

İran’dan Batı’ya yayılan bir ün, tıp alanından felsefeye kadar bilgi arayışında olan bir bilim insanı. 57 yıllık yaşam öyküsüne sığdırdığı sayısız bilimsel çalışma ve eser. Başarılarıyla hala anılan, adı Ay’da bir kratere ve üniversiteye verilen bir dönemin ünlü kişisi: İbn-i Sinao_19cehq3vf15rsbai52f19sifrq

“Ruhum kitaplarda yeni ile eskiyi aramasına ve

Kılı kırk yarmasına rağmen idrak edemedi bir tekini dahi.
Gönlümde binlerce güneş yanarken,

Çözemedim tek bir zerrenin manasını dahi.”

Okuduğunuz dörtlük Batı’da “Avicenna” olarak bilinen İbn-i Sina’ya ait. Felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, tıp ve müzik atanlarında önemli çalışmalar yapmış ve eserler vermiş, Orta Asya’dan İspanya’ya kadar uzanan İslam ülkelerinde ve Avrupa’da felsefeyi ve tababeti büyük ölçüde etkilemiş, Tıbbın Kanunu isimli eseri ile Avrupa’da Hipokrat vc Galen’in şöhretini bile gölgelemiş olan müstesna bir hekim.

Onun hekim olarak ün kazanması, hiçbir hekimin iyileştiremediği Samani Hükümdarı Nuh bin Mansur’un tedavisi için saraya davet edilmesiyle başlar. Tedavide başarılı olması üzerine Nuh bin Mansur onu saray hekimi yapar ve saray kütüphanesindeki tıp kitaplarını okumasına izin verir. İbn-i Sina, o zamana kadar kimsenin adını bile duymadığı çeşitli ilimlere ait kitaplarla dolu bu kütüphaneden istifade ettiğini biyografisinde özellikle belirtmiş, o zamanın bütün ilimlerini öğrendiğini ve artık okumaya ihtiyacı kalmadığını ifade etmiştir.

İbn-i Sina son derece güçlü bir belleğe sahip olduğundan şaşılacak kadar kapsamlı ve derin bilgilere sahipti. Buhara Kütüphanesi yandığında İbn-i Sina kastedilerek “Bilgelik tapınağı ölmedi” denmişti. Kaynaklar İbn-i Sina’nın çok zeki, çalışkan, üretken olduğu, zekâ ve bilgisine aşırı derecede güvenmenin yol açtığı hırçınlığı yanında mağlubiyete tahammül edemeyen bir kişiliğe sahip bulunduğunu kaydetmektedir.

21 Haziran 1037 tarihinde 57 yaşında öldüğünde, tıbbı ve felsefeyi 600 sene etkisi altında bırakacak eserler yazabilmesine şaşmamak kabil değil. Sayısı kırkı bulan tıp kitaplarından en ünlüsü EI-Kanun fi’t-tıbb yani “Tıbbın Kanunu”dur. Bu eserinde, o zamana kadar birikmiş olan Yunan, Bizans ve Süryani tıp literatürünü derleyip sistematize eden İbn-i Sina, eklediği kişisel gözlemleriyle de tıp bilgisini geliştirmiştir. Tıp ansiklopedisi mahiyetindeki bu eser uzun süre tıbbın kaynağı olmuştur. İlk defa 12. yüzyılda Gérard de Crémona tarafından Canon adıyla Latinceye çevrilmiş, 15. yüzyılda on altı defa, 16. yüzyılda ise yirmi defa basılmıştır. Bu çeviriler başta İtalya ve Fransa olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmuştur. Bilim dünyasında büyük yankılar yaratan bu kilap, tıbbın İncil’i olarak kabul edilmişti. 1765 yılında Tokatlı Mustafa Ahmed bin Hüseyin Efendi tarafından dönemin Türkçesine çevrilmiş olan eser beş kitaptan oluşur.

Canon-Avicennaİbn-i Sina’nın tıp alanında yazdığı diğer önemli eseri ise; Kalp İlaçları Risalesi’dir. Bu eser kalp hastalıkları ile ilgili yazılmış, eczacılığa da yer veren monografik bir eserdir. Kalp ile ilgili genel teoriler ve ilaçların genel özellikleriyle başlayan eserin devamında kalp ilaçları ele alınmış ve alfabetik düzende hangi kalp hastalıklarına hangi kalp ilacının kullanılması gerektiği belirtilmiştir.

İbn-i Sina aynı zamanda çocuk sağlığının korunmasına da önem vermiş, anne sütünün önemini vurgulamıştır. Deneylerin anne sütünün çocukları hastalıklara karşı koruma bakımından önemli olduğunu gösterdiğini bildirmiştir.

Göz kaslarının anatomisini ilk kez tanımlamıştır. Vardığı sonuçlar, göz mekanizması konusunda günümüzde bilinenlere yakındır. Antik Yunan hekimlerinin bilmedikleri çiçek ve kızamık gibi hastalıkları tanımlamış, şeker hastalığı konusunda, anatomi bilgini ve nörolojinin kurucusu Thomas Willis’in (1621-1675) geliştirdiği çözümlemeden farksız bir çözümleme yapmıştır. Atmosferde ve sularda bulaşıcı hastalıklar yayan çok küçük organizmalar bulunduğu varsayımını geliştirmiş, bu varsayım mikroskopun bulunmasıyla yapılan incelemeler sonucunda doğrulanmıştır.

Spora önem vermiş, hastalıkları önlemenin en iyi yolunun aşırıya kaçmadan spor yapmak olduğuna dikkat çekmiştir. İbn-i Sina’ya göre: spor vücudun iç ısısını artırıp esneklik kazandırır, spor yapmayanlarda organlar yaşam soluğu ile beslenemez ve güçsüzleşir, dolayısıyla kolayca ateşli hastalıklara yakalanırlar.

İç hastalıklarında bedeni parmaklarla sertçe yoklayarak muayene yöntemini bulmuştur. İlerleyen zamanlarda perküsyon adı verilen bu yöntem, Leopold Auenbrugger (1722-1809) tarafından geliştirilmiştir. İnsan sağlığının yaşa, kişisel yapıya ve iklime bağlı olduğunu ileri süren İbn-i Sina’ya göre koruyucu hekimlik; ruh sağlığı, yiyecek ve içecek seçimi, zararlı fazlaların atılması, sağlıklı giyecekler, temiz hava, bedensel ve düşünsel etkinliklerin sağlıklı olması gibi temellere dayanmaktadır.

İbn-i Sina, ona asıl ününü kazandıran tıp alanı dışında diğer ilgilendiği alanlarda da önemli çalışmalara imza atan bir bilim insanı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Fizik alanında; optik ve dinamik konularına ilgi duyan İbn-i Sina, “hareket” konusuyla ilgili “Kasr-i Meyl” (hareket etme isteği) kavramını ortaya koymuştur. Ona göre bir cisim, engelleyici bir unsur olmaması durumunda sürekli hareket edebilir. Kasr-i Meyl, cismin hızı ve hareket hızıyla doğru orantılıdır. Kasr-i Meyl kavramı Batı’da “İmpetus” adıyla bilinmektedir.

İbn-i Sina’nın kimya alanında da transmutasyon (simya) teorisinin doğru olup olmadığını araştırmış, araştırmaları sonucunda ise bu teoriyi reddetmiştir. Su üzerinde deneysel bir çalışma yapan İbn-i Sina deney sonunda su içindeki tuzlara bağlı olan beyaz renkli bir sıvıya ulaşmış, bunun zaten olağan olduğu varsayımından yola çıkarak simyaya karşı çıkmıştır.

Müziği matematiğin dördüncü bölümü olarak nitelendiren İbn-i Sina bu konuda Antikçağ örneklerine bağlı kalmıştır. Ses perdeleri, kakoforiler, harmoniler, sistemler, ritimler vb. konularda makaleler yazmış, çoksesliliğe ilişkin yorumlarda bulunmuştur. Müziği tıp içerisinde de kullanmaya çalışmıştır. Örnek olarak; bir ruh hastasının tedavisinde müzikten yararlanılabileceğini öne sürmüştür.

İran’dan Batı’ya yayılan bir ün, tıp alanından felsefeye kadar bilgi arayışında olan bir bilim insanı. 57 yıllık yaşam öyküsüne sığdırdığı sayısız bilimsel çalışma ve eser. Başarılarıyla hala anılan, adı Ay’da bir kratere ve üniversiteye verilen bir dönemin ünlü kişisi. İşte İbn-i Sina bu tanımlamalarla karşımıza çıkmakta ve çok yönlü kişiliği ve bilgiye olan düşkünlüğü ile kendine hayran bırakmaktadır.physician

2013 yapımlı ABD’li yazar Noah Gordon’un The Physician adlı eserinden sinemaya uyarlanan Alman yapımı bir film olan “İbni Sina: Hekim (2013)”  ile İbn-i Sina tekrar akıllara geliyor. Ancak merkezde olduğu bir hikâye beklentisi düşünülse de film aslında daha çok ‘Büyük Batı Aydınlanmasına” giden yolda İslam felsefe-bilim tarihinin nasıl ‘ufak bir merhale” olduğu mesajını veriyor. İbn-i Sina’nın bazı sahnelerde hemşire gibi gösterilmesinden ve içerdiği tarihsel hatalardan dolayı da film oldukça çok tepki çekiyor.

Kaynaklar: – Discovery Magazine/ Tıbbın Kanunu Yeniden Yazıldı/Prof. Dr. Nuran Yıldırım

– www.acikbilim.com

Dünyalılar

Rastgele Haber

Bir kenti hayata döndüren müzik

Bir kenti hayata döndüren müzik: Leningrad Senfonisi II. Dünya Savaşı’nın en ağır kuşatmalarından Leningrad Kuşatması, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir