Home / Arka Bahçemiz / GANDHI: Şiddetsiz Değişimin Öncüsü

GANDHI: Şiddetsiz Değişimin Öncüsü

Eğer insanlar sırtlarını dönerlerse, hükumetlerin güçsüz kalması kaçınılmazdır.

Gandhi

Mohandas Karamçand Gandhi, İngiliz emperyalizm’ine ve Hindu kast sistemine karşı çıkan, yaptığı direniş şekli ile de sivil pasif itaatsizliğin çok önemli öncülerinden birisi olmuştur. Gandhi, gördüğü her türlü şiddet eylemine, hapis tutulmasına rağmen asla taviz vermediği şiddetsiz pasif direniş duruşu ile “Mahatma” yani yaklaşık tercümesi ile “büyük ruh” unvanını almış ve bu duruşunu 30 Ağustos 1948 yılında uğradığı suikastla öldürüşüne kadar sürdürmüştür.

Gandhi’nin şiddetsiz değişim arayışı, her zaman kendisine ve beraberindekilere karşı uygulanan şiddet eylemlerine maruz kalmış ancak kendisi asla direniş şeklini değiştirmemiştir.

Bu yazı “GANDHI – LİDERLİK İLKELERİ”  kitabından, Gandhi’nin şiddetsiz değişimin nasıl yürüttüğüne ilişkin bazı temel ilkelerini paylaşmaktadır ve kitabın tamamının tüm yöneticiler, özellikle iktidar konumundaki politikacılar tarafından okunması şiddetle tavsiye edilir.

Ne zaman şüpheye düşerseniz “tılsım” testini uygulayın.

Gandhi, 1947 yılı Ağustos ayında yaptığı bir konuşmada, zor durumlarda nasıl davranılacağının belirsiz olması durumunda “tılsım” yöntemini önermektedir. Bu durum, bir kararın ya da politikanın değerlendirilmesinden kullanabilecek bir turnusol testidir. Şüpheye düşüldüğünde, ilgili kişiye şunu hatırlamasını tavsiye eder:

“ Gördüğünüz en fakir ya da güçsüz insanın yüzünü gözünüzün önüne getirin ve atmayı düşündüğünüz adımın bu kişiye bir fayda sağlayıp sağlamayacağına karar verin”

Gandhi_spinningGandhi için, önerilen bir eylemin değerlendirilmesinde kullanılan bu turnusol testi, yapılan eylemin etkileyeceği en savunmasız bireyi düşünerek hayata geçirilir. Bu nedenle test son derece insani ve duruma özeldir, asla ideolojik ya da genel değildir.

İş birliği yapmamamın dehası

İş birliği yapmama, Gandhi tarafından başlatılmış, baskıcı İngiliz Raj Hükümetinin temelini çürütmek amacıyla uygulanmış, Hint ana kuralları ve bağımsızlığının da özel bir aşamasını oluşturmuş genel bir taktikti. İşbirliği yapmama kavramının altından düzenli, şiddetsiz bir kitle sivil itaatsizliği vardı. İngiliz yasalarını ve kurumlarını, mahkemelerden ticari meselelere kadar, her şeyi göz ardı etmenin, onları ihlal etmekten daha etkili olduğuna inanıyordu. Gandhi, en baskıcı hükümetlerin bile otoritesinin, sonuç olarak yönetilenlerin onayından kaynaklandığını fark etmişti. Eğer insanlar sırtlarını dönerlerse, hükümetin güçsüz kalması kaçınılmazdı.

Boyun eğmenin içinin boşluğu

Gandhi için asıl erdem korkusuzluktu. “Eğer bunu öğrenebilirseniz” diye açıklıyordu, “kimse sizi kontrol altında tutamaz.” İnsanlar sizi her şeyi yapmaya zorlayabilirler, ancak asla gönüllü itaat etmeye zorlayamazlar.

Gandhi bu ifade ile özgürlük arayışındaki insanlara bir ders vermek niyetindeydi. Bu liderler için de oldukça anlamlıdır. Otokrat ya da baskıcı güçler, itaati zorlayarak, zorlama bir uyumdan başka bir şey kazanamazlar. Zorlama uyum sadece görüntüde bir itaattir, dışardan ve yapaydır, öyle incedir ki en ufak baskıda kırılır. Bu nedenle tehlikelidir de. Baskı ile ayakta duran herhangi bir kurum, yıkılmak üzere tasarlanmıştır ve asılsızdır.

Bu yüzden liderlerde, zorla itaatin anlamsız olmaktan öte, ahmaklık olduğunu öğrenmelidir. Sadece gönüllü bir uyumla çalışan kurumlardaki liderler, yönettikleri grubun rızasının, kurumlarının dayanıklılığının ve refah düzeyinin yüksekliğinin ayrıcalığını yaşayabilirler. Bu yalnızca “ideal” değil aynı zamanda gerekli bir durumdur.

Gandhi

Liderliğinizi doğal kılın

“Bizler, insanlara sadece zor kullanarak bir şeyler yaptırabileceğimize inanırız ve bu nedenle zor kullanırız” – Kaba Kuvvet, Hint İstiklali,1909

Gandhi şöyle bir mantık çıkarımı yapmaktaydı: “Eğer çalmaktan, cezadan korktuğum için vazgeçiyorsam, bu korkudan kurtulduğum an, yeniden bu davranışa geri dönerim. Bu neredeyse evrensel bir deneyimdir.”

Gandhi, zorlayıcı bir değişimi ve şiddet içeren bir devrimi sadece ahlaki olmamasından dolayı değil, aynı zamanda güç kullanmanın insanları değiştirme motive etmede etkisiz bir araç olduğuna inanmaktaydı. Dışarıdan uygulanan korku kaynağı ortadan kaldırıldığında motivasyon da kaybolur. Zorlayarak “ikna etmek” halinde inandırıcılığın devam edebilmesi için gücün sürekli olarak uygulanması gerekir. Bu durum da artık doymak bilmeyen bir canavar gibidir. İstediği besin verilmediğinde ölecektir.

Liderliğinizi, yönetiminizdeki herkes için doğallaştırın, anlamlı ve istenileni kılın. Tehditlerden kaçının. Korkuya dayanan tüm motive edici unsurlardan kaçının, ancak bunu zorlamanın ahlaki olarak çökmüş bir tutum olması nedeni değil, sürdürülemez bir durum olduğu için yapın.

 

Fikrinizi Değiştirmeniz Gerekiyorsa Değiştirin

“Hiçbir zaman tutarlılığı saplantı haline getirmedim” – “Giriş” Varnavyavastha , ”Harijanbandhu, 23 Eylül 1934

Hangi siyasi kampanyayı takip ederseniz edin, er geç birinin diğerini “sürekli konum değiştirmekle” suçladığını görürsünüz. Halbuki fikir değiştirmek gerekirse bu değişiklik yapılmalıdır. Avukatlar ve hâkimler hukuk kitaplarına, ilahiyatçılar kutsal metinlere başvururlar. Gandhi için ise devrim yolunda halkın kendi yaşamı ve eylemlerinden daha üstün bir makam yoktu.

Şiddetsiz Lider

“Sevgi ve ruhla eşleştirildiğinde, silahların gücü çok zayıf kalacaktır.” – “Kaba Güç” Hint İstiklali, 1909

Gandhhi’nin hiçbir öğretisi pasif direniş prensiplerinden daha tanıdık ancak bir o kadar da yanlış anlaşılmış değildir. Gerçekte, Gandhi’nin uygulamasına göre, bu direnişin hiçbir pasif yönü yoktur. Gandhi tarafından bu kavram “sevgi gücü” ya da “ruh gücü” olarak tanımlanmıştır.

Tanım olarak hiçbir güç pasif olamaz. Gandhi’nin anlayışına göre, “insanlar ve gruplar istediklerini elde edebilmek için iki çeşit güç kullanırlar:

“Eğer bize şunu vermezseniz size zarar veririz” bir çeşit güç kullanımıdır.

İkinci çeşit güç ise “ Eğer taleplerimizi kabul etmezseniz, daha fazla rica etmeyeceğiz. Biz yönetmenize izin verdiğimiz sürece, bizi yönetebilirsiniz; artık sizinle bir ilişkimiz kalmayacaktır.” şeklindedir.

Gandhi bu ikinci tip güç kullanımı “işbirliksizlik” prensibi olarak da tanımlamıştır. Kişinin, kendisi şiddetsiz bir biçimde, yönetilmek ve yönetim eşitliğinden uzaklaştırması, sevgi gücünün ya da ruh gücünün tezahürüdür. En bilinen, ancak en az doğru tanımıyla pasif direniştir.

Dolayısıyla, bir liderin otorite kurma hamlesi, o otoriteye bir meydan okuma doğurur. Çok sıklıkla, bu durumun neticesi – kaba tabiri ile – ahmakça bir yarışmadır, netice işe yaramazlık, kaynakların savurgan kullanımı ve düpedüz yıkıcılık olacaktır.

 Yararlanılan Kaynak: Alan Axelrod, “GANDHI – Liderlik İlkeleri”, Hayat, 2010

Erkan Tozluyurt

Dünyalılar (www.dunyalilar.org)

Rastgele Haber

Dindar Ama Ahlaksız Olmanın Kodları

Dindar bir insan nasıl ahlaksız olabilir? Allah’a ve ahiret gününe inanmaya devam ettiği halde nasıl …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir