Home / Gelecek / Gelecek Nasıl Gelecek? 1-

Gelecek Nasıl Gelecek? 1-

– 10 yıl içinde yutacağımız bir hap sayesinde istediğimizi yiyebileceğiz ve şişmanlamayacağız..


– Beş yıl içinde (güneş gibi) temiz enerji kaynakları (petrol gibi) fosil enerji kaynaklarına göre daha ekonomik hale gelecek, 20 yıl içinde bütün enerjimizi bu tip temiz kaynaklar sağlayacak.

– 2020 yılında beynimize mikroskobik bilgisayarlar yerleştirilecek ve vücudumuz o şekilde programlanacak. Hormon dengemizi, protein ve enerji üretimimizi tiroid bezlerimiz değil o çip kontrol edecek. Böylece bugün yaşam kalitemizi düşüren birçok hastalık da bir iki yazılım güncellemesiyle tarih olacak. Farklı güncellemelerle vücudumuza farklı özellikler kazandırmak için beden yazılımlarımıza yama yükleyeceğiz.

– Sanal gerçeklik ile fiziksel gerçeklik dünyası birbirine karışacak. bizi ısıran şeyin gerçek bir kedi mi yoksa bir foglet aldatmacası mı olacağını bilemeyeceğiz.
– 2029′a kadar bir bilgisayar Turing testini kazanacak (Zihinsel işlevleri bakımından bilgisayarlar artık insanlardan ayırt edilemez hale gelecek)

– 15 yıl sonra (bazılarının) yaşam beklentisi yaşlanmasından daha hızlı artacak (ölümsüzlük?)

– Ruhu olan makineler çağı kitabının ana fikrini oluşturan bilgisayar ve insanların birleşeceği ‘teknolojik singülerite(garabet/tekillik) çağı’ 2050′den itibaren yaşanmaya başlayacak.

Bunları söyleyen kişi, onlarca çığır açan icadını hepimizin kullandığı, onlarca eseri, ödülü bulunan ve çağımızın en yetenekli bilim adamlarından 1948 doğumlu Ray Kurzweil. Bilgisayar ortamındaki yazının sese dönüştürülmesi ya da OCR gibi kavramların mucidi. Kendisinin daha önce yaptığı (o söylediği sırada henüz asla inanılmaz görünen) öngörülerin şimdiye kadar hemen hepsi tutmuş durumda. (1980′li yıllarda internetin patlayacağı, en geç 1998 yılında bilgisayarların satrançta insanı yeneceği, savaş teknolojilerinde gelinen nokta v.b., birçok şey aynen onun söylediği gibi gerçekleşti)

Kurzweil 1999 yılında yayınlanan “Ruhu Olan Makineler Çağı” isimli kitabında birkaç on yıl içinde insana eşdeğer zekaya sahip makinelerin makul bir maliyetle satın alınabilir hale gelmesiyle hayatımızın çoğu yönüyle devrim niteliğinde değişimlere uğrayacağı, ve bunun doğal bir sonucu olarak insanlık ve makineler dünyasının tek bir bütün haline geleceğini iddia etmekteydi.

Kitaptaki giriş kısımlarında (okuyucuyu konu edilen kavramlara hazırlamak ve kitaptaki öngörüleri sözde gerçekçi yapmak üzere) üzere Molly isimli bir kurgusal şahsiyetle diyaloglar da yer almaktadır. Kitabın başında Molly 23 yaşında, tartışılan teknik konulardan hiç haberi olmayan ancak yazarla ilgilenen, romantik, gizemli bir kadın. Kitabın “Gelecekle Yüzyüze” isimli üçüncü kısmına ulaştığımızda ise Molly fizyolojik ve teknolojik bakımdan evrim geçirmiş ve tüm kavramları yakalamış bir durumdadır. Yazarın öngörülerinde en ileri tarih olarak verdiği 2099 yılına gelindiğinde ise Molly tüm biyolojik maddi varlığından sıyrılıp, bilinçli, ruhu olan, herşeyi yapabilen ve herşey olabilen dinamik bir birim haline gelmiştir. (Molly’nin farklı versiyonlarının yer aldığı diyaloglar yazarın “”Singülerite yakında”” isimli 2005 tarihli kitabında da var.)

1999′da yayınlanan kitapta (Ruhu Olan Makineler Çağı) on yıl sonrası (2009) için 9. bölümde verilen 108 kehanet arasında şunlar bulunuyordu;

2009

– Bilgisayarlar esas olarak taşınabilir hale gelecek. Birbiriyle irtibatlı olan bir düzine kadarını insanlar kendi üzerlerinde taşıyacak ya da yakınlarında bulunduracaklar. (Mobil telefonların, notebook’ların, MP3 çalarların gelişmesini ve kullanım yaygınlığını düşünürsek bu öngörü büyük ölçüde gerçekleşmiş durumda.)
– Döner bellekler (plaklar, kasetler, CD ve harddiskler) azalıp yokolma yoluna girecekler. (Flashdisklerin ve harddisk yerine kullanılan SSD’lerin yaygınlaşma hızına bakılırsa bu yola çoktan girilmiş durumda.)
– Yazıların çoğunluğu konuşma tanıyıcı yazılımlar tarafından üretilecek. (Gelişmiş ülkelerde yazar, gazeteci, medya mensupları ve vizitlerini belgeleyen doktorlar gibi çoğu profesyoneller açısından bu kehanet de büyük ölçüde gerçekleşmiş durumda)
– Hemen hemen tüm haberleşme dijital ve şifreli olacak. (Büyük ölçüde oldu sayılır)
– Mütercim telefonlar yaygınlaşacak. Yani telefonun bir ucunda biri ingilizce konuşurken diğer ucundaki kişi kendi dilinde duyacak. (Bu kehanet henüz gerçekleşmedi. Tercüme yazılımları henüz hala emekleme safhasında. Ama gerçekleşmesinin eli kulağında yakındır diyebiliriz.)
– Kitap, video ve müzik satışlarının çoğunluğu dijital download olarak gerçekleşecek. (Bu yola girilmiş durumda ama henüz miktarı %50′ye yaklaşmış değil)
– Savaşların çoğu insansız akıllı hava araçları tarafından yürütülecek. (Henüz çoğunluk durumunda değil ama önemli ölçüde bu yola girildiği söylenebilir.)
– “Uzaktan tıp” yani doktorun hastasını sanal gerçeklik yardımıyla uzaktan muayene etmesi yaygınlaşacak. (Yaygınlaşacağının işaretleri belirmeye başladı, uzaktan ameliyatlar yapılıyor)

Sonuç olarak Kurzweil’in on oniki yıl öncesinden 2009 için yapmış olduğu 108 kehanetten 102′sinin prensip olarak aynen söylediği gibi gerçekleşmiş olduğunu kabul edebiliriz. Şimdi de daha ileriki yıllar için neler öngördüğüne bakalım..

2019

– 1,000 dolar fiyatla alabileceğimiz bir bilgisayarın işlem gücü bir insan beyni kadar olacak.

– Dünyadaki tüm bilgisayarların toplam bilgi işlem gücü tüm insanlığın toplam beyin gücüyle karşılaştırılabilir bir güce ulaşacak.

– Bilgisayarlar çevremizdeki hemen herşeyin içine girecek (elbiseler, mobilya, mücevherat, duvarlar v.b.)
– İnsanlar gözlük, ve kontak lens türü araçlar üzerinden doğrudan göz retinalarına aktarılacak üç boyutlu sanal gerçeklik, ya da kuvvetlendirilmiş gerçeklik görüntü ve seslerini algılayacaklar. Bu şekilde insanlar uzaktaki insanlarla haberleşip internet erişimi gerçekleştirebilecekler.

– Bu özel gözlükler ve kontak lensler bize “kuvvetlendirilmiş gerçeklik” ve “sanal gerçeklik” bilgilerini üç türlü aktarabilecek. Birincisi kullanıcının görüntü alanının içine HUD (heads up display) denilen ekranlarla projeksiyonla. Bu durumda kulanıcının bakış yönü ve perspektifinden bağımsız olarak görüntü eklentileri yerli yerinde kalır. İkincisi gözlüklerle görüntü alanının sabit noktasına sanal objeler ya da insanlar eklenerek, ki bu durumda kullanıcı nereye bakarsa baksın obje yerinde durur görünür. Üçüncüsü, bu cihazlar gerçek fiziksel görüntüyü tümüyle bloke ederek insanı kendi ürettiği sanal görüntünün çerçevesi içinde yaşamaya götürür.

– İnsanlar bilgisayarla klavye yardımıyla değil karşılıklı konuşarak ve özel el hareketleri yaparak konuşacaklar. Dahası bilgisayarlarla yapılan görüşmeler büyük ölçüde kendi seçip özelleştirdiğimiz kompüterize sanal asistanlar üzerinden olacak. Bu şekilde bilgisayarlarla yapılan görüşmeler gitgide artık bir makine ile değil de bir gerçek şahısla yapılan görüşmeye benzer nitelik arzeder hale gelecek.

– Ticari alışveriş, bilgi sorma türü görüşmelerin büyük kısmı simüle şahıslarla yani gerçek bir insan gibi konuşan ve davranan yazılımlarla gerçekleşmeye başlayacak..

– Çoğu insanın birden fazla bilgisayarı olacak. Bilgisayarın ne olduğuyla ilgili kafamızdaki kavram da değişecek. Artık bilgisayar denince aklımıza laptop ya da desktop gelmeyecek. Çok farklı (ve beklenmedik) biçim ve boyutlarda bilgisayarlar söz konusu olacak.

– Bilgisayarlar ve çevre birimlerini birbirine bağlayan kablolar neredeyse tamamen ortadan kalkacak.

– Dönen her türlü bilgisayar bellekleri (CD, teyp, bant, harddisk v.b.) artık tamamen tarihe karışmış olacak. .

– Üç boyutlu nanotüp kafesleri en yaygın bilgi işlem çipi yapıtaşları haline gelecek.

– Kitlesel paralel sinir ağlarına ve genetik algoritmalara dayalı bilgi işlem sistemleri yaygın olarak kullanılmaya başlayacak.

– Tahripkar ya da istilacı olmayan beyin taramaları yoluyla bilim adamları artık insan beynini çok daha iyi tanır ve anlar hale gelmiş olacaklar. Beynin sahip olduğu oldukça küçük bir genetik kod yardımıyla çok daha karmaşık bir organ üretebilmesini sağlayan algoritmalar çözülüp insan yapısı bilgisayarların sinirsel ağlarına aktarılmaya başlanacak.

– Topluiğne başı büyüklüğündeki kameralar heryeri istila edecek..

– Nanoteknoloji çok daha gelişmiş ve bazı özel uygulamalarda yaygın kullanıma geçmiş olmakla birlikte henüz herkesin kullanımına açık hale gelmemiş durumda. “Nanomühendislik ürünü” makinelerin üretimde kullanımına başlanıyor.

– İnce, hafif, elle tutulan, çok yüksek çözünürlüklü ekranlar belgelere bakmakta en tercih edilen araç. Yukarıda sözü edilen gözlük ve lensler de ayni amaçla kullanılabiliyor. Hepsi de bilgi indirmeyi kablosuz olarak gerçekleştiriyor. .

– Bilgisayarlar kağıt kitap ve belgeleri tümüyle demode hale getirmiş..

– Öğrenmenin çoğunluğu bilgisayar simulasyonlu öğretmenlerle sunulan adaptif, akıllı kurs eğitim yazılım materyalleri ile gerçekleşiyor. Öğrenme prosesinde yetişkin gerçek insanlar öğretmen ve akademik okutman rollerinden tamamen çıkmışlar. Gerçek insanlar sadece akıl hocası ve danışman rollerinde yardımcı görev ifa ediyorlar. Bu yardımcılar da öğrencinin karşısında şahsen mevcut değiller öğrencilere sadece uzaktan yardım ediyorlar. (Artık yetenekli ve teknolojiyi kullanan bir öğrenci için Urfa’da Oxford olmaması bir mazeret değil). .

– Öğrencilerin hala birlikte öğrenmeleri ve sosyalleşmeleri söz konusu. Ancak bu da çoğu zaman uzaktan ve yine bilgisayarlar üzerinden gerçekleştiriliyor.

– Tüm öğrencilerin bilgisayar erişimleri mevcut..

– Çalışan insanların büyük bir kısmı vaktinin çoğunu yeni bilgi ve becerileri elde edebilmek için harcıyorlar..

– Kör insanlar için çevreyi onlara konuşarak anlatan ve yorumlayan özel gözlükleri var. Bu gözlükler gözü gören insanlar tarafından da kendi yeteneklerini arttırmak üzere kullanılabiliyor.

– Retinal ve nöral implantlar (yani gözün ağ tabakasına ve diğer sinirlere doğrudan bağlı elektronik protezler) de mevcut. Ancak bunların yararları sınırlı olduğu için pek yaygın değil.

– Sağır insanlar için de konuşmaları yazı ve bazı özel işaretlere dönüştüren, müziği görüntüler ve dokunma duyusu işaretlerine çeviren özel gözlükler var. Koklear implantlar (kulak salyangozuna yerleştirilen elektronik cihazlar) da mevcut, yaygın olarak kullanılıyor.

– Omurilik zedelenmesi olan insanlar iki türlü araç sayesinde yürüyüp merdiven çıkabiliyorlar. Bilgisayar kontrollu sinir uyarıcıları ve giyilen ekoiskeletli robotik yürütücüler..

– Tercüme yapan makineler çok daha yüksek kaliteye ulaşmış. Konuşmalarda artık rutin olarak kullanılıyorlar.
İnternet erişimi tamamen kablosuz. Giyilebilen veya vücudun içine gömülü bilgisayarlar üzerinden gerçekleşiyor.

– Sanal gerçeklik uygulamalarında deneyimin tam olarak yaşanabilmesi ve cilt üzerine uygulanan dokunma duygularının da eklenmesi için vücuda yapışan body ve eldivenler giyiliyor. Bu şekilde insanlar sanal gerçeklikle internet üzerinden birbirleriyle “sanal seks” yapabiliyorlar. İnsanlar bu şekilde sanal seksi sadece gerçek kişilerle değil aynen gerçeği gibi olan simule (bilgisayar) partonerlerle de yapabiliyorlar.

– Görsel işitsel sanal gerçekliğin tam olgunlaşmasından sonra artık haptik (dokunma duygusuyla ilgili) teknolojiler de olgunlaşmış ve tam ikna edici bir hale gelmiş durumda. Ancak bu teknolojiden tam olarak yararlanabilmek için özel bir sanal gerçeklik kabininin içine girilmesi gerekiyor. Bu kabinler hem sanal seks, hem de uzaktan tıbbi muayene ve teşhis uygulamaları için yaygın olarak kullanılmaya başlamış durumda. Güvenli ve rahat oluşu nedeniyle kullanıcılar tarafından fiziksel ortama göre daha tercih ediliyor.

– Global bir ekonomik çöküntü olmadı. Dünya çapındaki ekonomik gelişme sürdürüldü. (Editörün Notu; Bundan şüpheliyim)

– Ticari alışverişler ve işlerin büyük çoğunluğu insanlar ve simule perakendeciler, ya da insanların sanal kişisel yardımcıları ile simüle perakendeciler arasında gerçekleşiyor.

– Ev robotları her daim her yerde yaygın ve güvenilir olarak kullanılıyor.

– Taşıt araçlarının sürücülüğü büyük ölçüde bilgisayarlar tarafından gerçekleştiriliyor. İnsanların otoyollarda bilgisayar desteksiz olarak araç kullanmaları yasaklanmış durumda. Dahası, insanlar direksiyonu kendileri devraldıklarında da araçtaki bilgisayar sistemi insanı sürekli denetliyor ve tehlikeli kullanmaya başladıklarında otomatikman kontrolu devralıyor. Sonuç olarak ulaşımdaki trafik kazaları çok azalmış durumda.

– Mikroflaplar kullanan bireysel uçuş araçları var. Bunların da sürüşü esas olarak bilgisayar tarafından gerçekleştiriliyor.

– İnsanlar insan partonerlere göre ciddi avantajları olan bu otomat şahsiyetlerle daha derin ilişkiler kurmaya başlamışlar. Bazı bilgisayar kişiliklerinin ulaştığı düzey ve derinlik bazı insanları onların da bireysel hakları olması gerektiğine ikna ediyor.

– Kamusal alanlar ve işyerleri şiddetin engelenmesi için sürekli gözetim altında tutuluyor ve herşey sürekli kaydediliyor. Kişisel mahremiyet temel bir politik konu ve bazı insanlar kendilerini ve bilgilerini kırılamayan bilgisayar şifreleriyle koruyorlar.

– Alt sınıfların temel ihtiyaçları karşılanmış durumda (Hala devrim olmamış görünüyor:))

– Bazı insanlar bilgisayarları sibernetik implantlar halinde bedenlerinin içine yerleştirmiş. Bu daha çok bazı özürlü insanların normal fiziksel yeteneklerini yapay olarak kazanabilmek için tercih ettikleri bir yöntem (örneğin, körlerin görmek için retinal implant kullanmaları, omuriliği hasarlı olanların mekanik bacak ve omurilik implantı sayesinde yürüyebilmeleri gibi…)

– Yolların çoğunda otomatik sürüş destek (gözetim ve iletişim) sistemleri bulunuyor. Bu sayede bilgisayar şöförlü araçlar güvenli olarak yollarda hızla seyredebiliyorlar.

– Simule şahsiyetlerin çok daha ikna edici hale gelmeleri sayesinde artık insan – robot ilişkileri başlıyor.
– Sanal sanatçılar, tüm sanat dallarında kendi sanat ve müziklerini icra edebilen yaratıcı yeteneklere sahip bilgisayarlar ortaya çıkıyor.

– Sürekli artan sayıda insanların bilgisayarlar ve simüle şahsiyetlerin insan düzeyinde bilinçlilik ve zekaya sahip olduklarına ikna olmasına karşın bazı uzmanlar hala Turing testini geçebilecek bir bilgisayarın henüz olmadığını iddia etmektedirler.

– Yüksek bantgenişliği olan internet ağı her zaman her yerde erişim sağlayabilir hale gelmiş durumdadır.

– Ağda ilk bağlanılanlar öncül olarak sanal kişilikler haline gelmiş durumda.

– Etkin dil teknolojileri gelişmiş durumda (naturel dil işleme, konuşma tanıma, konuşma üretimi v.b.)

Foglet adı verilen dodekahedron şekilli, 12 kollu bu robotik yapıtaşları ile her renk, biçim ve görünümde fiziksel varklıklar dinamik olarak yapılandırılabilecek. Bugün sanal gerçeklik dünyasında yaratıklandırılabilen herşeyin (çok fantastik görünse de) foglet’lerle fiziksel olarak yapılandırabildiği nanoteknolojili hiper teknoloji çağını gelecekteki insanlar yaşayabilecek

Kaynak: radikal, wikipedia, liberteryen.org, Ruhu Olan Makineler Çağı

Derleyen : Deniz KARTAL

www.dunyalilar.org

2029 Sonrası yıllar nasıl olacak…

Rastgele Haber

Geleceǧin toplumu (2): Yapay zekâya sahip olan geleceǧe de sahip olur

  Yapay zekâ ile ilgili yapılan yorumlarda eskiden şöyle bir klişe vardı: “Yapay zekâyı da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir