Home / Yaşam / Genetiği iyileştirilmiş insana giriş

Genetiği iyileştirilmiş insana giriş

G-Force adlı çocuk filminde ana karakterler genetiği değiştirilmiş ve laboratuvarda üretilmiş hamsterlerdir. Hiç bir Hollywood filmi yalnızca para kazanmak için üretilmez, içinde propagandalarla, ahlaki telkinlerle birlikte bir tür toplum mühendisliği takım çantasını barındırır. 

g-force

Genetiği değiştirilmiş insan fikri bir süredir popüler kültür ürünlerinde gittikçe artan yoğunlukta işleniyor. Çocuk kitaplarında ve çizgi filmlerde genetiği değiştirilmiş, laboratuvarda yaratılmış üstün yetenekleri olan insan örnekleri bol. Anne baba gözetiminden uzakta, televizyonun, Batılı çocuk yayınları tekelinin, çocuklara yönelik eğlence sektörü tekelinin ve bunların yıkıcılığından habersiz kreş bakıcılarının büyüttüğü çocuk, yaşam ve doğa hakkında bolca yalanı o körpe beynine yerleştiriyor. Yeni kuşak bizim kuşağımızdan farklı olarak daha doğar doğmaz zombileştirme işlemine maruz bırakılıyor. Bu insanlığından çıkarma işlemi duygusal yönlendirmenin yanısıra gerçekdışı şeyleri benimsetmeyi içeriyor. Zombi yaşken eğilir. Genetik mühendisliğinin yararları olarak özetlenebilecek bu propaganda yalnızca yetişkinleri değil çocukları da hedefliyor. X-Men çizgi roman ve filmleri, Dark Angel dizisi, Resident Evil filmleri, Halo ve Metal Gear oyunları, G-Force filmi, ahlaki olarak tarafsız gibi görünüp aslında insan genetik mühendisliğini öven, çocuklara yönelik ürünlerden birkaçı. Bu öykülerde genetiği iyileştirilmiş kahramanlar hep üstün yeteneklere sahiptir, insanın bir “üst” modelidir.

x-men

Genetik insan mühendisliği konusunda, tıpkı genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri konusunda olduğu gibi müthiş bir bilgi kirliliği var. Cilt cilt kitap, makale ve belgeselin hangisinin doğru bilgi verdiğini bilebilmek için ciddi bir okuma yapmak gerekiyor. Ancak ben herkesin bilmesi ve dikkatini toplaması gereken olayını özünü vereceğim:

Pek yakında sahip olacağı çocuğun genetik özelliklerine karar verebilme fikri insanlara çekici gelecek. İnsanlar çocuklarının veya başka insanların genlerini seçecek. Ancak genlerin işlevlerinin bilindiği büyük bir yalandır. İnsan genlerinin sayısı bile bilinmemektedir. Dolayısıyla bilimin adını kullanarak toplumu cahil bırakmak için çalışan dergilerde ve hafta sonu eklerinde gördüğünüz “suç geni buludu”, “X hastalığı geni bulundu” vb. başlıklı makaleler bilgi kirliliğidir. İnsanların sahip olacakları çocuğun genetiğini seçmeye kalkması gibi körlemesine yapılan seçimlerin bedeli bir kaç kuşak sonra hastalık veya ani ölümlerle (veya kimbilir neyle?) ödenecektir. Bunun yanı sıra arızalı “ürün”lerin nasıl imha edileceği tartışması büyük bir ahlaki çöküş getirecektir.

Genetiği değiştirilmiş tek hücreli, bitki ve hayvanlarda olduğu gibi sıra insana geldiğinde müthiş bir dezenformasyon kampanyası başlayacak. ODTÜ, Sabancı gibi anlı şanlı üniversiteler bugün GD tarım ürünlerini övdükleri gibi genetik insan mühendisliğini övecekler.

Bu işin arkasında olanların ulaşmaya çalıştıkları hedefin insanları genlerine göre doğar doğmaz sınıflandırabilmenin yolunu açmak olduğunu düşünüyorum. Yani bu kalabalıkları köleleştirmenin, adalet arayışının önüne geçebilmenin bir aygıtı olarak kullanılacak. Öyle ya, bir kere doğa adil davranmıyorsa kimi kime şikayet edeceksiniz? Gattaca filminde olduğu gibi bütünüyle uydurma bilimsel verilerle suç genleri, beceriksizlik, aptallık vb. genleri, kimsenin nasıl yapıldığını bilmediği karmaşık bir takım laboratuvar testleriyle (Türkçesi el çabukluğu) saptanacak ve egemenler kurtulmak ve toplumdan dışlamak istedikleri kişi, aile, hatta ulusları savunmasız bırakabileceklerdir.

genetiği değiştirilmiş insan

Yaratılıştaki “eksik” ve “yanlış”ları insanın düzeltmesi gerektiği fikri yeni değil. Ben bu yazıyı yazarken çok okumuş ancak doğasından kopmuş ve zihni kararmış kimi bilim adamı laboratuvarda genetiği değiştirilmiş hayvanlar üretmeye çalışıyor. Mısır ve soya benzeri genetiği değiştirilmiş yaratıkları icat eden de aynı sakat kafaydı. Aynı kafa yapısının bir benzerini –belki bu kadar yıkıcı olmasa da– tarım ilaçlarını üretenlerde gördük.

İnsanlar olarak ekosistemde olup biten yaşam işlevlerinin çok az bir bölümünü biliyoruz. Genetik alanı bir istisna değil. DNA sarmallarının nasıl oluştuğu, hücre bölünmesinde sarmalların nasıl çoklandığı gibi pek çok sorunun yanıtı bilinmiyor. Buna karşın son elli yılda basın-yayın tarafından yaratılan, bilimin ve teknolojinin adeta bir tanrı gibi herşeye gücünün yetebileceği izlenimi cahil kitlelerde bir bilim tapıcılığı oluşturdu. Üreme ve bebek oluşumu süreci hala büyük ölçüde gizlerle dolu. Anne ve babanın genlerinin katışımı, çoğalma ve doğal seçilim süreçlerinin oluşturduğu kaos, insanların biliş düzeyini çok çok aştığı belli olan bir gücün denetiminde. Buna ister Tanrı deyin, ister evrim deyin, evren deyin, doğa ana deyin… sonuç değişmiyor. Bu süreçler hakkında insanın bilgisi ve denetimi çok çok az. Kibirin aptallıkla doğru orantılı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kibirli bir bilim adamı veya yalancı bir ticari girişimci çıkıp daha sayısını bile bilmediği insan genlerini tanımladığını, işlevlerine göre ayırdığını söyler. Bir genin keşfedilen işlevinin tek işlevi olduğunu öne sürer. Oysa gerçekte bir genin kaç işlevi olduğu bilinmemektedir ve birden çok işlevi olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır. Bunu bilmeyen, bilmek de istemeyen kibirli yığınlar kendilerine sunulanı sorgulamadan alacaklar, bunu kendilerine hak görecek ve kutsal çocuklarının genlerine karar verecekler.

Tasarım ürünü, arızalı, genlerine göre sınıflara ayrılmış insanlar yeryüzünü dolduracak. “Genetik çöküş” mü diyelim?

http://cokus.wordpress.com/

Dünyalılar

 

 

Rastgele Haber

Bir Hayatı Değil, Bir Yanılsamayı Yaşadınız Siz

Kendimizi o kadar akıllı sanıyoruz ki, okumadan her şeyi biliyor, görmeden tahmin ediyor, işitmeden duyuyoruz. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir