Home / Genel / Gezi Parkı Partisi’nin İlkeleri Ne Olacak?

Gezi Parkı Partisi’nin İlkeleri Ne Olacak?

Böyle bir parti yok, ben de biliyorum. Belki hiçbir zaman da olmayacak ve bu hareket bir siyasi parti içine karışacak – kimbilir, belki onu değiştirecek ve dönüştürecek. Belki de saman alevi gibi o siyasi yapının içinde sönecek, eriyip gidecek. Bunu zaman gösterecek.

gezi partisi

Dileğim ve umudum, bu gencecik pırıl pırıl hareketin yepyeni bir parti olarak ortaya çıkması. Sol görüşlü ve/fakat 21. Yüzyıl’ın değişen çehresine uygun bir sol olması.

Elbette bu konuda birçok fikir üreten görüş sahibi var. Benim en ileri bulduğum isimlerin başında Prof. Dr. Gazi Çağlar geliyor.

Prof. Dr. Çağlar, 12 Eylül sonrasında Türkiye’yi terk ederek Almanya’ya yerleşti. Siyasal bilgiler, tarih ve din bilimleri okudu. Profesör oldu. Siyasal İslâmcı Hareket’i kapitalist modernizm’in ürünü olarak tanımlayan Çağlar Hoca’nın analizlerinden de yararlanarak geleceğe yönelik bir projeksiyon yapmaya çalışalım. Taksim Gezi Parkı ve bütün Türkiye’ye yayılan parklardan hareketle bugünün Solu, nasıl olmalı sorusuna cevap arayalım:

BUGÜNKÜ SOL NASIL OLMALI?

– Doğa, insan ve hayvan ilişkilerini çağın gereklerine uygun bir biçimde sorgulamalı.

– Kadın-erkek ilişkisini, ve cinsler arasındaki her türlü ilişkiyi özgürce değerlendirebilmeli. 

– Siyaset, ekonomi ve kültürler arası geleneksel ilişkileri kökten sorgulayarak çağa ve sol felsefeye uygun olarak yapılandırabilmeli.

– Şiddet kavramını toptan ortadan kaldırabilmek için sadece Yahudi Soykırımı’nı değil, Stalin Dönemi’nin temizlik harekâtlarından – hangi ülkede yaşanmış olursa olsun, tüm kitlesel kıyımları rahatça dillendirebilmeli.

– Ülke geçmişinin,  sol düşüncenin evriminin teorik ve pratik eleştirisini yapmayı… Sonuca ulaşamayan bütün pratikleri, değişimleri… Çağdışı kalan teorileri ve retorikleri gözden geçirmeyi becerebilmeli.

– Siyasi mücadele ile ekonomik-demokratik mücadele ve ideolojik mücadele ayrımlarını yerli yerine oturtabilmeli.

– Sol tarihte dışlanan bütün görüşleri (anarşizm, sosyal demokrasi, troçkizm, sultangaliyevcilik ve millî komünizm, kemalizm, eleştirel sol, feminizm, yeşilcilik vd.) bugünkü realite çerçevesinde inceleyerek doğru yanları varsa, donanımına katabilmeli.

– Sorunları şiddet yöntemi ile çözme kolaycılığından kaçınmalı.

– Kısa vadeli başarılarla avunmaktan vazgeçerek orta ve uzun vadeli projeler üretmeli.

– İç tartışmalarda köktendinci kurumlardakine benzer baskılar uygulamaktan vazgeçmeli ve/fakat bu arada politik hedeflerini uzlaşmalara kurban etmemeyi de öğrenmeli. 

– Düşüncelerini daha iyi ifade edenlere öncelik tanımaktan korkmamalı.

–  Yaşanılan deneyimleri, ideolojik slogan kalıplarına hapsetmemeli. 

– İster beyaz yakalı, ister mavi yakalı olsun – işlevleri ve nicelikleri her ne kadar değişmiş olsa da, ağırlık olarak emeği bir bütün olarak değerlendirmeli. Kırsal ve kentsel yerleşim oranlarının da radikal bir biçimde farklılaştığı gerçeğini gözden kaçırmamalı.

– Politikayı bireysel olarak üretme, devrimci kahramanlık öykülerine özenme saplantılarını terk etmeli.

– İktidarların gizlilikten ve muhalif ilişkilerin parçalanmasından yararlandığını bilerek açık ilişki yaşamaya ve kamuoyunun nabzını dikkate almaya yönelik yöntemler kullanmalı.

– Teorik uygulamanın pratikte sonuçsuz kalması karşısında, pratiği strateji ve taktik olarak yeni koşullara adapte edebilmeli.

– Zamanını geçmişte kalan mücadeleleri yad ederek ağıtlar yakmakla değil, mevcut koşulları ve olanakları değerlendirerek değerlendirmeli.

– Söylenenleri anlamalı, söyledikleri anlaşılmalı.

– Mücadelenin objektif yükseliş aşamalarında bile insanların birbirleri ile ilişkilerine dikkat etmeli… Devrimci dönüşümün öznesinin değiştirilebilecek basit bir faktör olmadığını, özgür ve âdil bir toplumun temel belirleyicisi olduğunu unutmamalı.

– En az sömürü ve istismar kadar – seks, ırk ve inanç ayrımcılığı ile de mücadele edilmesi gerektiğini aklından hiç çıkarmamalı.

Ve kalıcı bir sosyal organizma olabilmek için:

Mutlaka bir ÖRGÜT ve ille de bir LİDER varlığının – olmazsa olmaz tarihsel bir koşul olduğunu kabul etmeli.

Halit Kakınç /Odatv

www.dunyalilar.org

 

Rastgele Haber

Öldürmenin “Kutsallığı” Üzerine

Yine bir Kurban Bayramı yaklaşıyor. Yine her yer kan gölüne dönecek. Yine nice hayvan acemi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir