Home / Genel / Göçün ‘Ruh’ta Açtığı Yaralar

Göçün ‘Ruh’ta Açtığı Yaralar

Yapılan araştırmalar, doğup büyülen ya da ‘memleket’ olarak görülen yaşanılan yerden, göç etmek zorunda kalmanın insanın psikososyal kimlik duygusunu zedeleyebildiğini gösteriyor
İnsanların psikososyal sağlıklarında yaşadıkları yerle kurdukları bağ ve ilişki çok önemli bir rol oynar. Her insanın kimlik duygusunda “doğup büyüdüğü topraklar” kavramı vardır.
http://www.iskence.com/wp-content/uploads/2011/12/g%C3%B6%C3%A7-eden-insanlar.jpg

Bu nedenle herhangi bir nedenle yaşadığı yerden kendi isteğiyle ve daha iyi koşullar için ayrılan insanlarda bile bir dizi psikososyal sorunlar ortaya çıkabilir. Bu sorunlar yerleşilen yeni yerlere yönelik uyum sürecini olumsuz şekilde etkileyebilir ve uyumun gecikmesine neden olabilir.

PSİKOSOSYAL UYUM SORUNLARI
Bu süreçte ortaya çıkan psikososyal uyum sorunları hem yer değiştirenlerin bireysel ruh sağlıklarını olumsuz şekilde etkileyerek uyum sorunlarına ağır psikiyatrik hastalıklara alkol ve madde bağımlılıklarına kadar giden bir dizi sorunun, hem de yer değiştirmeye neden olan değişime karşı kızgınlık, öfke gibi duyguların gelişmesine yol açabilir.
Göçün ve özellikle zorunlu göçün insanlarda yol açtığı psikososyal sorunlar üzerinde çok sayıda gözlem ve araştırma vardır ve önemli bir bilgi ve deneyim birikimi sağlanmıştır. Bu bilgi, göç ve yer değiştirmeden özellikle erkeklerin, yaşlıların, eğitim düzeyi yüksek olanların daha fazla etkilendiğini gösteriyor. Çocukların ise yerleşilen yerin özelliklerine bağlı olmakla birlikte göç ve yer değiştirmeye erişkinlere göre daha kolay uyum sağlayabildiklerini gösteriyor. Yer değiştirme özellikle ilk bakışta akla gelmeyen 65 yaş üstü nüfusu en derinden etkiliyor.

Bu gözlem ve araştırma verileri, insanın doğup büyüdüğü ya da ‘memleket’ olarak gördüğü yaşanılan yerden; ister daha iyi koşullar isterse herhangi bir tehlikeden kaçmak için olsun, göç etmek zorunda kalmasının psikososyal kimlik duygusunu zedeleyebildiğini gösteriyor.
Özellikle toplu göç ve yer değiştirmelerin olduğu süreçlerde bu sorunların daha da şiddetli yaşanması riski doğuyor. Yeni yerleşilen yere daha kolay uyum sağlayanlarla uyum sağlamakta zorlananların olması, göç eden grubun iç dinamik ve ilişkilerini de etkileyebilmekte, aile, arkadaş, akrabalık bağları zedelenebilmekte ve grup içi çatışmaların gelişmesine uygun koşullar ortaya çıkabiliyor.

Özellikle göç ve yer değiştirme sonucu, yerleşilen yeni yerde koşullar daha iyi olsa bile uyum sorunları yaşayanlar, daha kötü olan eski koşullara, topraklara, evlere dönmek istemekte, bu dönüşün mümkün olmadığı durumlarda sorunlar daha da büyüyor. Bu tür durumlarda yer değiştirmenin bir “suçlusu” aranıyor ve hissedilen olumsuz koşullardan bu “suçlu” sorumlu tutulabiliyor.

Bütün gözlem ve araştırmalar toplu göç ve yer değiştirmelerden sonra ruhsal hastalık ve alkol, madde bağımlılığı ve ilişkili suçların görülme oranlarında artış olduğunu gösteriyor.

 

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Öldürmenin “Kutsallığı” Üzerine

Yine bir Kurban Bayramı yaklaşıyor. Yine her yer kan gölüne dönecek. Yine nice hayvan acemi …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir