Home / Güncel / Gündemi Takip Etmek Zorunda mıyız?

Gündemi Takip Etmek Zorunda mıyız?

Gündemi takip etmenin insana tam olarak ne kazandırdığını yahut gündemi takip etmeyen insanın neler kaybettiğini ciddi bir şekilde düşünüyor muyuz?Gündelik Düşünen İnsan

Neye gündem diyoruz? Kabaca tarif edersek, içinde bulunulan kısa zaman dilimini alâkadar eden hadiseler bütününe… Gündemi teşkil eden olaylar bütünü dünü, bugünü ve yarını yahut bunlardan biraz ötesini ilgilendirir. Uzak geçmiş ve gelecek, gündemin dışında kalır. Olaylar güncelliklerini muhafaza edebildikleri sürece gündemde kalabilirler.

Gündemin dayanılmaz bir cazibesi vardır. Bundan ötürü televizyon pazarında haber kanalları, sanal âlemde haber siteleri ve neşriyat dünyasında gazeteler, dünyanın en fazla takip edilen yayın organlarıdır. Gündem adını verdiğimiz hadiseler bütünü; yaşlısı-genci, kadını-erkeği, zengini-fakiri, hırlısı-hırsızı herkesi çekme gücüne sahiptir. Kendisini doğrudan veya dolaylı yoldan ilgilendirsin veya hiç ilgilendirmesin, etrafta ne olup bittiğini öğrenmek ister insan. Merak eder.

Başındakinin derdini dinlemekten sıkılan bir vatandaşımız, Peru’da yaşanan ekonomik krize dair bir haberi takip etmekte hiçbir beis görmez. Aynı şeyi iki kere anlatan insanlardan nefret eden bir başka vatandaşımız, bir siyasetçinin diğer siyasetçiyle münakaşasını defaatle gösteren haberi sıkılmadan izler. Çünkü hepsi gündeme dâhildir.

Gazetelerden sonra radyo ve televizyonun devreye girmesiyle hızlı bir şekilde evlerde kendisine yer bulan gündem, internetin icadıyla müthiş bir patlama yaşadı. İnsanlar istedikleri zaman internet vasıtasıyla gündemin nabzını tutabilme fırsatı yakaladılar. Bilâhare sosyal medyanın zuhuru ve internetin cep telefonlarına nüfuzu ile insanlar bu sefer gündeme aktif katılımcı oldular. Her kişi gündeme dair görüşlerini anında paylaşma şansı elde etti. Şimdi bir şey yaşandığında, elektronik aletler vasıtasıyla bir olay birkaç dakika içinde gündem olabiliyor. .

Gün geçtikçe insanların hayatındaki tesiri artan gündemi takip etmek toplumumuzda olumlu bir tutum olarak görülüyor. Gazete okuyan kişi kültürlü, ülkede ne olup bittiğini her gün öğrenen kişi aydın olarak addedilebiliyor. Peki, gündemi takip etmenin insana tam olarak ne kazandırdığını yahut gündemi takip etmeyen insanın neler kaybettiğini ciddi bir şekilde düşünüyor muyuz? Filhakika insanı doğrudan ilgilendiren hadiseler gündemin ancak bir kısmını teşkil ediyor. Tarlasına ekim yapacak bir tarımcının hava durumuna bakması, yatırım yapacak bir iş adamının borsa endeksini takip etmesi, hafta sonu yapılacak maça iki bilet alacak kişinin takımının maç sonuçlarına bakması vs. gündemin sadece parçaları. Geri kalan çoğu kısmı, çoğu insanı uzaktan yakından alâkadar etmiyor. Oturup haber programını seyredersek ve her haberden sonra kendi hayatımızı gözümüzün önüne getirirsek, gündemi oluşturan şeylerin en az %95’inin bizi doğrudan ilgilendirmediğini görebiliriz.

Gündemi takip etmek gerçekten takdir edilecek bir şey midir? İnsanın ülkede her gün neler olup bittiğini bilmesi ve bu malûmatı tarafsız olduğunu iddia eden fakat oldukça sert tarafları olan yayın organları tarafından sağlaması insanı bilgilendirir mi yoksa bilâkis uyuşturur mu? Bilenin-bilmeyenin, doğru konuşanın-eğri konuşanın şahsî düşüncelerini okumak insan için yetiştirici midir yoksa vakit kaybı mıdır? İnsan gündemi takip etmek uğruna harcadığı vakti kitap okumaya, bir sanatla iştigâl etmeye ayırsa memlekete daha hayırlı bir iş yapmış olmaz mı? Kendi hayatına yoğunlaşıp ailesiyle zaman geçirmeye, işine yoğunlaşmaya veya kafasını kaldırıp bulutları seyretmeye ayırsa daha mutlu olmaz mı? Hülâsa kendini ilgilendirmeyen olayları takip ederek sarf ettiği kıymetli zamanını başka bir şey için tüketse, kazancı ve kaybı ne derece olur? Bunlar herkesin kendisine sorması gereken sorular.

Ne kadar süreceğini bilmediğimiz ömrümüzün her dakikasını değerlendirmemiz icap ediyor. Bu konuda zannediyorum ki hemfikiriz. O hâlde yarına intikal etmeyecek olaylarla günlük düşünmeyi kendimize niye yakıştıralım? Zira gündelik düşünmek, son derece iptidaî ve sathî bir eylem olup baştan sona akl-ı meaşın işidir. Gündeme dair yapılabilecek en mükemmel düşünce ameliyesinin bir süre sonra hiçbir kıymeti kalmaz. Bundan yirmi yıl önce, tam bugünü hayâl edin. O gün de bir gündem vardı. Bir siyasetçi bir lâf etmişti, bir futbol takımı şampiyon olmuştu veya bir kişi acımasızca bir cinayet işlemişti. O zamanın insanları, bunu merak edip okudular, dinledir veya seyrettiler. Peki, bugüne ne gibi bir getirisi oldu? Bugün bambaşka bir gündem var. O günkü gündem bitti gitti. Adı üstünde ya; gün-dem.

Dünün ekmeği bugün kızartılarak yenilebilir lâkin dünün gazetesi bugün için bir şey ifade etmez. Gündeme takılı kalmak, güncel olanı kovalamak, gündelik düşünmekle neticeleniyor. Gündelik düşünenler ise bugünlerini kurtarmanın, günü geçirmenin derdinde yaşıyorlar. Gündelik düşünmek marifet değildir. Pekalâ bir hayvan da gündelik düşünebilir; bugün ne yiyeceğini, neler yapacağını kendi çapında düşünür. Yarın onu ilgilendirmez. Biz ise insan olarak geçmişi ve geleceği de daima göz önünde bulundurmak zorundayız. Fıtratımız gereği böyle. Tabii ki bunu gündemde boğularak yapmamız mümkün değil. Gündemi takip etmekten ne tarih okumaya, ne tefekkür etmeye ne de bir istikbâl hazırlamaya vakit bulabiliyoruz.

Şimdiye kadar bahsettiğimiz gündem kavramına bir de kişisel gündemleri ilâve edebiliriz. Bilhassa sosyal medya adını verdiğimiz alanda insanların nerede bulunduklarını, ne hissettiklerini ve düşündüklerini, neler yiyip içtiklerini takip ettiğimiz şu günlerde herkes kendi gündemini yaratmak ve diğerlerini ona abone etmek çabasında. Bittabi bu ayrıca tartışılması lâzım gelen bir mesele. Başka insanların gündemini takip etmek, internet ve sosyal medyanın psikolojik ve sosyolojik tesirleri bağlamında çok daha kapsamlı ele alınabilir.

Sonuç olarak hepimizin kendine mümkün mertebe objektif düşünerek sorması gereken iki sual var: Gündemi takip etmek bana ne kattı, katıyor, katacak? Gündemi takip etmemek bana ne kaybettirdi, kaybettirebilir ve kaybettirecek? Avantajları ve dezavantajları tartıp bir seçim yapmak herkesin kendi tercihi…

Ekrem Sakar, heyula.net

Dünyalılar

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir