Home / Arka Bahçemiz / İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır!

İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır!

“En devrimci, özgürlükçü olduğunu iddia eden beyinlerde bile tüyler ürpertici bir “ortodoks kör nokta” var!”

Rabia Mine

İĞNEYİ KENDİNE, ÇUVALDIZI BAŞKASINA BATIR!

Misyon diye bir kavram vardır hani, bilirsiniz… Bir varlığın “temel amacı” anlamına gelir.

Herkes kendi misyonu olduğunu hissettiği, zannettiği, düşündüğü her neyse, o şeyi lâyıkıyla yerine getirmeye güdülüdür.

İşte karşımızdakiler de bunu yapıyorlar; ama bizim aksimize, bunu lâyıkıyla yapıyorlar…

Kötülüğü lâyıkıyla gerçekleştiriyorlar!

Şiddetin, rüşvetin, hırsızlığın, ihanetin, sömürünün, katliamın, her gün çarşaf çarşaf deşifre ve şikâyet ettiğimiz bilumum, “varoluş sebepleri zannetlikleri şey”in, dibine kadar hakkını veriyorlar.

Özüne bakarsanız, bu durum, onların tırnak içinde “misyonları” olması itibariyle son derece doğaldır.

Asıl sorun, bizim “kendi misyonumuz olduğunu iddia ettiğimiz şey”le aramızdaki mesafede diye düşünüyorum.

Karşımızda böylesine kendinden emin, organize, birbirinin kuyruğuna basarken bile ezmeyen bir tutarlılık ve azim varken, biz kendimizle bile kavga halindeyiz.

Değil ait olduğumuzu iddia ettiğimiz düşünsel katmanın misyonunu, asgarî insan olmanın misyonunu bile doğru dürüst yerine getirebilir durumda değiliz.

Eğri oturup doğru konuşalım; realitede birbirimizi ötekileştirmekten ve bölüp parçalayıp yalnızlaştırmaktan başka bir halta yaradığımız yokken, bir de habire karşımızdakilerin “kendi misyonlarını” yerine getirmelerine hiddetlenip duruyoruz….

Açıkçası ben pek sıkıldım bundan.

Bir dönem yoğunluklu olarak sosyal olaylar üzerine yazıyorum, o eylemden bu eyleme koşuyorum, sonra bir de bakıyorum ki, aynı oluşumun içinde bile aslında kimse kimseyi sevmiyor, saygı duymuyor.

Herkes birbirinin yüzüne gülüp, sırtını sıvazlayıp, arkasından konuşuyor.

Görünürdeki yardım kampanyalarının gerisinde, en basit “özde” insanî destekleri, anlayışları, hoşgörüleri esirgiyorlar birbirlerinden.

En devrimci, özgürlükçü olduğunu iddia eden beyinlerde bile tüyler ürpertici bir “ortodoks kör nokta” var! Ve insan ruhuna dair her karmaşık durumda o noktayı devreye sokarak, o ana değin edinilen ufak tefek kazanımları bile yalan edip, süreci başa sarıyorlar.

Göstermelik!… Elbette ki bir kısım ayrı tutulmak üzere, genel itibariyle her şey göstermelik bizim cenahta…

Ben çok utanıyorum bu durumdan, sizi bilmem.

Evet, belki güçler hiç adil değil; evet, belki ne yapsak olmayacak; kimse benim kadar karamsar ve umutsuz bakmasın hayata…

Ama isterdim ki, en azından samimi olabilelim!

İsterdim ki, biz de kendi misyonumuz için en azından “yapılması gereken her şeyi yaptık, ama olmadı…” diyebilecek bir pozisyonda duruyor olabilelim…

Bunu diyebilmek için okumakla, öğrenmekle, kavga ya da redderek kendini aşmaya çalışmakla, her ne ile donanmak gerekiyorsa donanmak için var gücümüzle ve tüm içtenliğimizle çabalamayı ve birtakım bedeller ödemeyi göze alıyor olabilelim…

Hayır! Bedel ödemekle kastım illâ ve sadece sokaklarda, savaş meydanlarında kahramanlık yapmak değil! Bunu gerçek bir yürek ve ruh bütünlüğüyle gerçekleştiren o müthiş ve nadir insanların önünde saygıyla eğiliyorum…

Ancak arkadaki büyük ve yitik kitlenin üç-beş sloganik söylem ve eylemin dışında kendi mikro hayatında ve yaşam algısında asla evrim yapmamakta diretmesi, verili bilgi ve koşullanmışlıklara, ikiyüzlü toplumsal değer yargılarına kimi kez karşı taraftan bile daha tutucu bir şekilde sahip çıkmakta ısrar etmesi, sözde şikâyetçi olduğu sistem ve toplum tarafından dışlanmamak adına, böylesine küçük bedeller ödemeyi bile göze alamaması nedeniyle onların ölümlerinin ne denli trajik bir şekilde boşa gittiği gerçeğinden bahsediyorum…

En basit insanî duruşlarda bile kendimizle ne kadar çeliştiğimizden bahsediyorum…

Söylemimizle eylemimizin birbirinin ne kadar da uzağına düştüğünden ve böylece, sahip olduğumuzu iddia ettiğimiz misyonumuzun nasıl da külliyen boşa çıktığından bahsediyorum…

Ve karşı tarafın nasıl da doludizgin yol aldığından….

Farkındayım, dünya yanıyor, insanlar yanıyor ve ben yanıyorum!

Ama habire yangın fotoğrafları paylaşıp da mütemadiyen suyun yönünün değiştirilmesinden de çok utanıyorum…

Gidişat öyle gösteriyor ki, galiba insanlık olarak tamamen yanmadan yepyeni ve ders almış bir yaşam algısıyla doğamayacağız küllerimizdenl

Ne yazık ki!

rabia mine (facebook.com/rabia.mine.73)

Dünyalılar

Rastgele Haber

Uçsuz Bucaksız Bir Evren…

Bana sorarsanız uzayı zamanı düşünmek, güneş sistemlerinin fotoğraflarını görmek bile içimi genişletiyor. Bir zerre olmak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir