Home / Yaşam / İlk Yazıda Merhaba

İlk Yazıda Merhaba

Sokak lambalarının patlayan ampullerinin altında aşk dilerken bir evsiz, hain bir suskunluğun penceresini aralayarak bile girmek istemediğimiz, görmediğimiz dünyada, kin gütmekte midir her bir insanın özgül ağırlığına?

Dünyalılar- Bayram Sarı

Varlığı yalana karışan saydam zamanların baskısı özgürlük yanılsaması yaratıyordu ve bir yazar salt kendini iyileştirebilme adına, yazım hatalarının bilincinde defterlerini doldurup yakıyordu; ısınmak zordu, okur her bir harfin yalnızlığında üşüyordu; uzun zamandır telefon bekleyen sevgilinin umutsuzluğunda, yanıtsız kalacağını bilerek yazma çabalarının bir anlamı olabilir miydi? Cümleler karanlık, umutsuz, yardımsız, geleceksiz ya da ölümlüydü.

Apartman dairelerinin gönüllü müebbet mahkumları, kendilerini F Tipi odalarına kilitlediğinden beri düş ile gerçeğin sislerinde nefes darlığı çekmekte, boğulmaktadır ve yazarını bulan okurun özgürlük tesellisi yazılan devrik cümlelerdir. Gulyabani düşleri bölmekte mastürbasyon saatlerini ve korku ejderha gibi abanmakta yazılmış tüm imgelere; sonra, akıllarına gelmediklerimizi sevmek gibi yaralı çelişkilerden, şiirler üretmeye çalışıyoruz içimize gömdüğümüz isyanlardan.

Kara bir bulut olan sinek milleti mezar taşlarına ağıtlardan vızıltılar bırakmakta ve kahredici dramların yeteneksiz figüranları devletin gücünü hissetmekte, okumadan imzaladıkları tutanaklarda düşünce suçundan hüküm giymektedirler. Hava, kaynamış bir yumurtanın sert kabukları gibi kırılmakta ve içinden sarı pişmanlıkları sızdırmaktadır. Gecelerin, çocuk kırılganlığında hıçkırarak ağladığını hangi taşlaşmış yüreğe hissettirebilirsin ya da gecelerin yıkılıp, devrilmesini şafak kızılı umutların üzerine yazmayı hangi yazar başarabilecektir?

Sokak lambalarının patlayan ampullerinin altında aşk dilerken bir evsiz, hain bir suskunluğun penceresini aralayarak bile girmek istemediğimiz, görmediğimiz dünyada, kin gütmekte midir her bir insanın özgül ağırlığına? Karşı koyabilecek midir asiliğine ozanların, isyan şarkılarını bağırırken köpek çetelerine? Doğduğun kent nasıldır? Düşlediğin gibi kalmış mıdır? Ya da utançla kapamakta mıdır gözlerini coğrafyanın doğusuna? Sıcaktır ama caddeler tombul bacaklı ve mini etekli kızlarla doludur. Caddeler tüm fiyaka. Neşe, hareket, güzellik ve otomobiller. Medeniyet vardır yahu! Oysa bu zulüm dolu topraklarda tembellik, yozlaşma, hastalık, ölüm, kusmuk,  sümük! Bir de evsiz aşklar cehenneminde yaşanan/ yaşanmış anlatılar vardır.

Kaosu erdem sananların sahte cennetinde, insanların koştuğu yön neresidir?

Hedef nerede? Kimsenin duyabileceği ve kendisine ait gurbet türküsü bile yok. Sevincini ve kederini gökyüzüne haykırabileceği bir ünlem de; gecenin uğursuz sessizliğine söylenen ve kara renkli aforizmaların büyüleyiciliği suskun kalmaktadır her daim.

Gerçeği söylüyorum, yalana dönüşüyor. Özgürlük ve adalet getiriyorum, elimde kırbaca dönüşüyor. Yaşam vermek istiyorum, ağaçlar kuruyor. Konuşuyorum, dudaklarım iki ateş parçası! Aşksız kentin aşık kadınları töreye kurban gidip, küçük kız çocukları gerdek gecelerinde intihar provaları yaparken, bebekler meme yerine kurşunlara açarken dudaklarını, menekşelerin barikatlarda açması olası mıdır? Tutanaklarda, sayı ve isim olarak kalacak kimliksiz, ıssız bir ülkenin çocuklarına barış çok mu uzak? Siz gerçekten sevdiniz mi hayatı? Dün ve yarın arasında yazı ile bu günü kurmak ve yaşamak Aşkı!

Merhaba diyorum, var mısınız?

Bayram Sarı

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Tartışmada Son Sözü Söyleyen Kazanır mı?

Neden tartışmalarda son sözü söyleyen kişi olmak istiyoruz. Son sözü söylemezsek kendimizi rahatsız ve tartışmayı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir