Home / Güncel / Independent: Türkiye Liderlik Şansını Nasıl Kaçırdı?

Independent: Türkiye Liderlik Şansını Nasıl Kaçırdı?

Independent yazarı Patrick Cockburn, ‘Türkiye bu sorunlu bölgeye liderlik etme şansını nasıl kaçırdı?’ başlıklı makalesinde AKP hükümetinin başta Suriye olmak üzere, genel olarak dış politikasına ağır eleştiriler yöneltti.

Cockburn yazının başında, ‘Türkiye’nin Ortadoğu’da gelişen güç olduğu, gelişen ekonomisiyle ve ılımlı İslamcı bir hükümet altındaki istikrarlı demokrasisiyle, 2011’de onlarca yıllık polis devletlerini sona erdiren Adak ülkelerine model olabileceği fikrine ne oldu?’ diye soruyor.

Bir dönem bölgede hiçbir ciddi düşmanı bulunmayan, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’yle iyi ilişkilere sahip olan Türkiye’nin liderlik için harika bir pozisyonda olduğunu söyleyen Cockburn, ‘Günümüz Türkiyesini Osmanlı İmparatorluğu’nun 16. yüzyılda büyük bir güce dönüşmeden önceki haliyle kıyaslayan aşırı basite kaçan başlıklar, o kadar da abartılı görünmüyordu’ diyor.

‘Türkiye’nin dostu kalmadı’

Ancak Independent yazarı, iki yıl sonra bunların hiçbirinin olmadığını söylüyor ve şöyle devam ediyor;

Türkiye’nin Orta Doğu’da pek dostu kalmadı. Güneyi ve doğusundaki dört Şii gücü İran, Irak, Suriye’yi ve Lübnan Hizbullah’ıyla birlikte, Katar dışındaki Sünni monarşilerin düşmanlığını aynı anda kazanmayı başardı. Beyrut’ta Türk pilotlar kaçırıldı, Mısır’da Türk kamyon şoförleri tutuklandı. Türkiye’nin Eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşler’e verdiği destek askeri rejimi öfkelendirdi. O kadar ki, hükümet Türk dizilerinin Mısır televizyonlarında gösterilmemesi için harekete geçti.’

Cockburn, Türkiye’nin izlediği Suriye politikasını da eleştiriyor.

Patrick Cockburn, ‘Suriye’de isyanın başladığı sırada Beşar Esad rejimiyle iyi ilişkilere sahip olan ve yüzlerce kilometrelik Suriye-Türkiye sınırının açık kalmasına bağımlı haldeki isyancı güçlere baskı yapabilecek konumda bulunan Ankara’nın arabuluculuk için mükemmel bir pozisyonda olduğunu vurguluyor. Cockburn şöyle devam ediyor;

‘Erdoğan’ın hesap hatası’

Ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendine fazla güvendi, Esad’ın da Muammer Kaddafi kadar hızla devrileceğini sanıp, isyancılara tam destek verdi. Pekçok ülke aynı hatayı yaptı. Ama isyancıların zafer kazanamamasının en ciddi sonuçlarıyla Türkiye karşı karşıya aldı. Türkiye Suriye’de her ne yapmaya çalışıyorsa, bugünlerde birbirlerinden Esad rejiminden olduğu kadar korkan cihatçı ve cihatçı olmayan savaşçılarla bunu başaramadı.’

Cockburn, Erdoğan ve AKP’nin 12 yıldır ‘iktidar araçlarını aşama aşama devralırken sergilediği sabrın ve kabiliyetin’ Suriye ve Irak’taki ‘ham’ politikadan çok farklı olduğunu söylüyor.

Yazar ‘Belki de en iyi açıklama Erdoğan’ın 2002, 2007 ve 2011’deki seçim zaferlerinden ve daha önceki demokratik yollardan seçilmiş İslamcı hükümetlerin ezeli düşmanı olan Türk Ordusuna karşı üstünlüğünden kaynaklanan basit bir kibir olabilir’ diyor.

‘Türkiye çok sayıda hayat kurtarabilirdi’

Independent yazarı şöyle devam ediyor;

Ancak Türkiye sınırlarının ötesinde, kendinden emin siyasi içgüdüleri kendisini terk etti ve bir yanlış hesaplama ustası oldu. Türkiye’yi Suriye’deki şiddetli iç savaşa ve Irak’taki iç savaşa yakın duruma müdahil etti. Iraklı siyasetçiler Türkiye’nin beceriksiz müdahelelerini şaşırarak ve eğlenerek izliyor. Türkiye farklı taraflar arasında arabuluculuk yapmasına izin verecek daha tarafsız bir tutum takınsaydı, nüfuzunu çok daha büyütebilir ve çok sayıda hayat kurtulabilirdi. Bunun yerine, tam tersini yaptı ve Sünni güçlerden oluşan bir koalisyona katıldı. Bu koalisyondaki Suudi Arabistan doğası itibariyle mezhepçi. Bu nedenle Türkiye tüm Şii güçleri kendisine yabancılaştırmış oldu. Türkiye Müslüman Kardeşler’e desteği nedeniyle, bu Sünni koalisyon içinde bile yalnızlaştı ve ağır bir ekonomik bedel ödüyor. Irak ve Suriye’den geçen ticaret yolları kesildi, BAE’nin 12,5 milyar dolarlık, 4 bin kişiye istihdam sağlayacak kömür çıkarma projesinden vazgeçtiği belirtiliyor. Dubai ve Kuveyt’teki yatırımcılar Türkiye’ye fazla müdahil olmaktan kaçınıyor.’

Patrick Cockburn, ‘Suriye’deki Alevi kardeşlerine sempatiyle bakan 15 ila 25 milyon Alevi’nin bulunduğu Türkiye’de mezhep nefreti zehrinin yavaş yavaş yayıldığını da söylüyor.’ Türkiye’de bu anlamdaki durumun Suriye ve Irak’taki kanlı olmaktan çok uzak olduğunu vurgulayan Cockburn, ‘Ama patlama potansiyeli büyüyor’ diyor.

Erdoğan-Blair benzetmesi

Cockburn yazıya şöyle devam ediyor;

‘Ne olursa olsun, Türkiye’nin Ortadoğu’daki çağı hızla geçiyor ve bölgesel tarihin en büyük kaçırılmış fırsatlarından biri olabilir. Yeni Osmanlı söylemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun tebaası tarafından sevilmediğini unutmasından da öte, şimdi aldatıcı görünüyor. İşler daha da kötüleşebilir. İranla ilişkilerde biraz iyileşme görülse de, bir kez daha bozulursa İran, hükümet ve Kürtler arasında varılabilecek herhangi bir uzlaşmayı sabote etmek için nedene sahip olur’

 

Erdoğan’ın kendisine eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’ı hatırlattığını söyleyen Cockburn, ‘Türk Başbakanı gibi üç seçim artarda kazandı. ABD ve AB liderleri ile uğraşmaya alışıktı. Ancak Irak ve Lübnan’a gelince sağduyusu yok oldu ve kibri kendisini yanlış yola soktu’ diyor. Haber: BBC Türkçe

Dünyalılar

 

 

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir