Home / Güncel / İnternet sansürü ABD ve Batı’yı kırmızı alarma geçiriyor!

İnternet sansürü ABD ve Batı’yı kırmızı alarma geçiriyor!

Hükümetin Türkiye’yi Çin ve İran konumuna hızla savuracak interneti kontrol altına alma girişimi Batı’da ve ABD’de çok büyük bir gürültü kopardı. Tasarı yasalaşırsa Türkiye Avrupa ülkeleri arasında internete sansür getiren tek ülke olacak. Bu arada ancak İran’da görülebilecek bir şekilde, Azeri bir gazetecinin attığı tweet yüzünden sınır dışı edilmesi dünyayı ayağa kaldırarak adeta bir şok etkisi yaptı.

Bu artık Türkiye’nin demokrasi sürecinden tamamen kopuşu, geriye dönülmez bir dönüm noktası olarak görülüyor. İnternetin susturulması girişimi, “Türkiye sorununun” sınırları aşarak artık tüm Batı’nın ve Amerika’nın sorunu haline getirdiğini gösteriyor. Kısacası internet darbesi ABD ve Batı’yı Türkiye için kırmızı alarma geçiriyor. Artık bundan sonrası iç sorun olmaktan çıkıyor, tüm bölgede çatışma ihtimallerinin yükseleceği bir dünya meselesine dönüşüyor.

Üstelik sorun sadece yolsuzluk ses kayıtlarını susturmakla sınırlı değil. Gezi Hareketleri ile birlikte Erdoğan’ın internet ve sosyal medyadan rahatsızlığını açıkça belli ettiğini, tweet atan gazetecilerin işlerinden kovulduğunu akla getirmek yeterli. Gezi’den bu yana 58 gazetecinin eleştirel görüşleri yüzünden işten çıkarıldığını, ayrıca daha da eskiye gidip, 2007’den bu yana, 1.112 sitenin kapatıldığını ekleyelim.

ABD DIŞİŞLERİ ERDOĞAN HATASINI NASIL YAPTI?

Amerika’da şimdilerde tüm medya ve düşünce kuruluşları, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Erdoğan’ı neden bu denli hatalı şekilde değerlendirdiği sorusunu sıkça soruyor ve Kongre’nin bu hatayı kimlerin yaptığının peşine düşmesi gerektiğini vurguluyor.

Görünen o ki, “AKP’nin İslam’la demokrasi” konsepti Batı’da tam anlamıyla iflas etmiş durumda.  Diğer yandan Mısır’da, Suriye’de süreci etkilemeyen ABD’nin Türkiye’nin eksen kayması üzerinde bir gücünün olup olmadığı da akla gelen bir soru.

Diğer taraftan son ses kayıtlarının yayılması her demokratik mekanizmayı artık kuşku altında bırakıyor. Artık Erdoğan, eğer anket sonuçlarını bile değiştirebilecek kadar sınır tanımıyorsa, sandıkları bile değiştirebileceği kuşkusu otomatik olarak beliriyor.  Ayrıca yolsuzlukla kazanılan kaynakların bir bölümünün seçmenlerine dağıtılmasıyla politik, medyanın propaganda makinesi haline getirilerek medyatik egemenlik kurmak, seçimin dahi meşruiyetine gölge düşüren bir gelişme.

Ama bu savaştan Cemaat de yara olarak çıkıyor. Araştırmaların da gösterdiği gibi hem Türkiye halkı gözünde, hem uluslararası dünyada Cemaat de prestij kaybediyor. Üstelik sahte delillerin işe karıştığı Balyoz ve Kafes davalarıyla ilgili özeleştiri yapmaması da bir inandırıcılık sorunu yaratıyor. Bu arada, kendine yakın duran binlerce sempatizanı da yerinden yurdundan, mesleğinden ediliyor, görülmemiş bir şekilde aşağılanıyor.

Şimdi Erdoğan Cemaatle ilgili FBI’ın araştırmalar yaptığını öne sürerek (ki doğru) yeni bir adım atıyor. Ayrıca ABD ve İsrail ile diplomatik dili yumuşak tutucu bir siyaset izlemeye başlama işaretleri veriyor. Derin devletle anlaşan Erdoğan, son anda dış politikada manevra yaparak ABD’ye de tekrar yaklaşabilir. Ama bu da artık hiçbir kredibilitesi kalmayan Erdoğan’ı tecrit edilmekten kurtaramayacak.

GÜL’ÜN KADERİ ÇİZİLİYOR

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’de zayıf bir karakter olarak algılanmasına karşın, ABD’de Gezi’de verdiği sağduyulu mesajlarla hala Türkiye’nin eski rotasına geri dönmesi için bir umut olarak görülüyor. Şimdi Gül internet yasasını onaylarsa Gül’e yönelik umutlar da tükenecek.  O zaman Erdoğan’ı dizginleyecek hiçbir alternatifin kalmadığı gerçeği kabak gibi ortaya çıkacak.

ABD Türkiye’ye ilişkin sesini yükseltmesinin kendisine fayda mı zarar mı getireceğini hesaplayarak Gül’ün  internet sansüründe tavrını bekliyor. Çünkü Türkiye’nin otoriterliğe kaymasıyla Ortadoğu’da Türkiye güvenilir ortak olmaktan çıkacak.

BÖLGEYİ ATEŞE ATABİLİR 

Diğer yandan halkın yüzde 55’i kendisinin dâhil olmadığı bir mücadeleyi seyirci olarak izliyor. İnternet özgürlüğü için sokaklara dökülen Geziciler hala bir azınlık. CHP de, Gezi’de yeni Türkiye’nin demokrasi ihtiyaçlarını görmeyerek tarihi bir fırsatı kaçırmıştı. Görünen o ki 17 Aralıktan sonra da aynı şey oluyor. O yüzden Amerikan devleti de Türkiye halkı da CHP’yi hala ciddi bir iktidar adayı olarak görmüyor. Amerikan yönetimi Erdoğan giderse hiçbir şeyin günlük gülistanlık olamayacağının farkında. Üstelik olup bitenlere  karşı sesini yükseltmesinin, kendisini kurtarmak savaşında olan Erdoğan’ın gözünü daha da karartacağı, Türkiye’yi ve bölgeyi ateşe atabileceği senaryoları, frene basmasına neden oluyor.

PORNOGRAFİK YENİ TÜRKİYE

Buna paralel olarak internette yayınlanan son ses kayıtlarının uluslararası medyaya yayılmasıyla, siyasi ahlakın tamamen yok olduğu “yeni Türkiye” gerçeğini pornografik bir şekilde dünyaya sergiliyor.

Erdoğan savaşarak intihar etmeyi seçiyor.  Ama bu Japonların harakirisine benzemiyor. Her geçen gün mideleri bulandıran bir ahlaksızlık, her tarafı çürüyen,  burun deliklerini felç eden, akıl almaz bir ağır bir koku yayılıyor Türkiye’nin üzerine. Türkiye’yi bölgede bir demokrasi modeli olarak gören Batılı güçler de, kandırılmanın verdiği kızgınlıkla Türkiye markasının, imajının akıl almaz bir hızla dibe vurmasını üzüntüyle ve kaygıyla izliyorlar. Türkiye kaybedince herkes kaybedecek çünkü.

Dünyalılar

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir