Home / Güncel / Karşı Kıyıdakiler

Karşı Kıyıdakiler

 

Beyşehir Gölü’ndeki Mada Adası’nın sakinleri, bollukla yokluk arasındaki ince çizgide yaşıyor.

O gece erkekler her gece olduğu gibi köyün ortasındaki metruk evin önünde buluştu. Kimi yere çömeldi. Kimi duvara dayandı. Hepsi birer sigara yaktı. Uzaktaki sokak lambasının yüzlerine yansıyan ışığıyla gecenin karanlığı birbirine karışıyordu. Mevsimlerden yazdı. Ay parlaktı. Sigaralarından birer nefes çektiler. Gözlerini kapattılar. Gölü düşündüler. Kayıklarını düşündüler. Kışı düşündüler. Uzaklarda okuyan çocuklarını düşündüler. Evlenme çağına gelen oğullarını düşündüler. Dağlarda başıboş otlayan keçilerini düşündüler. Bir köprü düşündüler, adadan karaya uzanan… Çocukların köprüde koşuştuğunu düşündüler. Kadınların karşı köydeki pazara yürüyerek gidip geldiğini düşündüler. Başbakan’a bir mektup yazmayı düşündüler. Sonra gözlerini açtılar. Sigaralarından bir nefes daha çektiler. Ve gökyüzüne baktılar. İçlerinden biri “Son çare bir mektup yazmalıyız” dedi, “Başbakan’a.” Diğeri “Her şeyi anlatmalıyız” diye tamamladı arkadaşının sözünü. Gözlerini tekrar kapattılar. Ve yazılacak mektubu düşünmeye başladılar.

 

“Sayın Başbakanım, Şu an bizlerin bulunduğu ve üzerinde yaşadığı yer, herkesten ve sizlerden çok uzaklarda, zorlu geçen kış şartlarında, yaşamanın ve her şeyin çok daha güçleştiği Beyşehir Gölü’nün Isparta sınırları içinde kalan, Isparta’ya bağlı Şakirkaraağaç İlçesi’nin Gedikli Köyü Kumluca Mahallesi, yani Mada Adası’dır. İlçeye uzaklığı 29 kilometre olan bu adada en büyük problem ulaşımdır. 35 hanede yaşayan 200 kadar kaderine razı olmuş insan, yoksulluğun ve çaresizliğin gayet farkında, kimi zaman erzak almak için, kimi zaman 200 kilometre uzakta yatılı okumak zorunda kalan çocukları için, kimi zaman da mal pazarında hayvanlarını satmak için karşıya geçerler. Fakat asfalt bir yoldan ya da asma bir köprüden değil, o zamanki hava ve mevsim şartlarına göre kendi yaptıkları polyester kayıklarla geçerler karşı kıyıya. Bu yolculuk sanıldığından da zordur ve sadece kısa bir kayık yolculuğundan ibaret değildir. Burada tabiat şartları insanı esir alır. Mevsimlerden kış ve göl buz tutmuş ise -ki çoğu zaman tutar- her şeyi daha bir çekilmez haldedir. Bu gidememek, gelememek yaklaşık iki ay sürer ve hiçbir yaşamsal ihtiyacını karşılayamadan çaresizlik içinde kış şartlarının hafiflemesini beklersin. Yaşadığın bütün sıkıntıları, hastalıkları, yoklukları bu adada yaşamak ve kaderine boyun eğmek zorundasındır, çünkü başka çaren yoktur. Buz tutmuş gölde ağır kış şartlarında, fırtına altında herşey çok zordur. Ne üzerinden geçeceğin bir yolun, ne de köprün vardır. Aslında medeniyet sadece 700 metre uzaktadır, ama bizim için hastalıktan ölmek, karnındaki bebeğini düşürmek, dünyayla hiçbir iletişim sağlayamamak için yeteri kadar uzun bir mesafedir bu. Tarım alanlarının çok dar ve insanların tek geçim kaynağının balıkçılık olduğu bu adada, ne bir sağlık ocağı ne de bir bakkal bulunur. Sayın Başbakanım; Burada yaşayan insanların sıkıntılarından ve çaresizliğinden etkilenerek size bu mektubu yazmak istedik. Tek ihtiyacımız, yaşamsal ihtiyaçları gidermek ve hayatı normal seyrinde devam ettirmek için karayla bağlantının kurulacağı bir köprü. Buradaki insanların hak etmediği bu kaderi artık yaşamalarını istemiyor ve sizden medeniyete uzanan bu köprüyü talep ediyoruz. Son olarak saygılarımızı iletirken, Cenab-ı Hak siz ve sizin gibi yöneticileri başımızdan eksik etmesin, hoşça kalın, esen kalın diyoruz. Allah’a emanet olunuz!”

Ada halkının bu mektubu yazıp, Başbakan’a göndermesinin üzerinden yıllar geçti. Mektup bir işe yaramadı. Köprü yapılmadı. Başbakan ya da bir başka yetkili onların durumunu sormadı.

Biz adaya gittiğimizde mevsimlerden kıştı. Erkekler o gece yine köyün ortasındaki metruk evin önünde buluştular. Hepsi birer sigara yaktı. Uzaktaki sokak lambasının yüzlerine yansıyan ışığıyla gecenin karanlığı birbirine karıştı. Hava ayazdı. Ay parlaktı. Sigaralarından birer nefes çektiler. Gözlerini bize diktiler. “Çok gazeteci, çok televizyoncu geldi. Hepsi de haber yaptılar. Ama hiçbiri işe yaramadı. Kimse bizimle ilgilenmiyor. Kimse gelip ne halde olduğumuza bakmıyor. Siz de zahmet edip buraya gelmişsiniz ama… ” dediler. Haklılar mı? Evet. Bu adaya bir köprü yapılamaz çünkü Mada, Milli Park sınırları içinde ve Doğal Sit Alanı. Peki, bir istisna olabilir mi? Hayır. Olsa olsa ada halkı başka bir yere taşınabilir. Ama üç nesildir Beyşehir Gölü’nün kuzeybatısındaki adada yaşayan Tırtar Yörükleri bu gerçeği kabul etmek istemiyor. Onların tek bir düşü var: Yaşadıkları topraklar ana karaya bir köprüyle bağlansın istiyorlar. Evet, ille de bunu istiyorlar.

MİNE SÖĞÜT

Fotoğraf : Saner Şen

 

www.dunyalilar.org

 

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir