Home / Yaşam / Kendini Arama Serüvenine Dair
Kitaplar, içsel arayışı olan insanlara yardımcı olurlar.

Kendini Arama Serüvenine Dair

 

Sosyal medyada yazar ve okur direkt olarak bir iletişim içerisinde. Bu sosyal medyanın iyi bir yönü. Ben de zaman zaman okurlarımdan etkileniyorum, nasıl onlar yazarlardan etkileniyorlarsa. Bazen bir okur yorumunun bana açtığı yolla yeni bir yazı üretebiliyorum.

Her gün yeniden kitaplardan, hayattan ve diğer insanlardan öğrenmek gerekir, sıfırdan ve bir şey bildiğini düşünmeden demiştim.

Bir okurum şöyle bir yorum yaptı geçenlerde: : “Kitaplar ve diğer insanlar… Bu kendi donanımızı, kişisel serüvenimizi belli bir eşiğe getirdikten sonra daha etkili olmaz mı? Yazılarınızı keyifle takip ediyorum ; Ne var ki kişisel gelişim serüvenimizin, deneyimlenmemizin içinde yol alışımızın bir üst basamağının adresi sanırım bahsettiğiniz yönelim. Hani her kitap okuyan ve diğer yaşam formlarıyla temasa geçen insanların aynı içsel yolculuk savaşımını verdiğini söylemek güç gibi geliyor bana. Seksen yaşındaki ninemize giydirdiğimiz jean nasıl eğreti duruyorsa…biraz da öyle işte…”

Bence kendi donanımımız ve kişisel serüvenimiz diğer insanlardan, toplumdan bağımsız değildir. Bütün bunlardan etkilenerek gelişir. Kendi kişiliğimizi bir anlamda, diğer insanlara ve onların deneyimlerine bakarak geliştiririz. Özgün kişiliğimizi bulmak ise, bu süreçle birlikte ilerler bence. Gelinecek bir eşik de bence yok, sonsuz bir gelişim var çünkü. Yani belirli bir noktaya gelince, ermiş olmayacağız. Her kitap okuyan ya da diğerlerinin deneyimlerine bakan insan, elbette aynı gelişim çizgisinde ilerlemez. Çünkü bireylerin yaşam deneyimleri, inançları, ideolojileri ve hayata bakış açıları farklıdır. Bu yüzden gelişim, her insanda farklı ve eşsizdir bence. İçsel yolculuk, her insan farklı olduğu ve farklı bir şey aradığı için de elbette aynı noktalara ulaşmaz ve aynı sonuçları vermez.

Her kitap okuyan içsel bir arayış içinde değildir, aynı yere de ulaşmaz. Kitaplar içsel arayışı olan insanlara yardımcı olurlar. Ama kişinin böyle bir isteğinin ve yöneliminin de olması gerekir bunun için. Ayrıca kitaplardan gereği kadar yararlanmak için, vazgeçilmez diğer bir şey de sorgulamadır. Sorgulama, özümsemenin ve içselleştirmenin de yolunu açar. Ancak buna rağmen, her kitap okuyan kişinin az ya da çok bir şey kazanacağına inanıyorum.

Bireyin kendisini araması demek, kendisini tanıması, kendi davranışlarını analiz etmesi, aynı zamanda buradan yola çıkarak toplumu ve toplumsal sorunları da anlamaya başlaması demektir. Kendisini tanıyan, kendi davranışlarını çözümleyen, eksik ve hatalarının farkına vararak bunları düzeltme yolunda ilerleyen insan, bence doğru yoldadır. Bu bireyin kendisine ve hayata devrimci bir müdahalesidir. Çünkü değişim ve gelişimi beraberinde getirir. Aynı zamanda kişinin kendisine yabancılaşmasını da azaltacak bir süreçtir.

Kişilerin farklı özellikleri, bakış ve yorumlayış açıları olduğu kadar bu kişinin ne okuduğuna da bağlıdır. Örneğin sürekli kitap okuyan, ama hiç gelişmeyen insanlar da vardır. Bu biraz da insanların ne okuduklarına bağlıdır. Yalnızca edebiyat yapıtları okumak kişiyi belli bir yere kadar geliştirse de, oradan ileriye götürmez. Farklı kültürleri, davranış biçimlerini tanırız. Ama bence gelişmek için  sanat, felsefe, psikoloji, sosyoloji ve bilimsel kitaplar da okumak gerekir. Kişi eğer kendisini yeterli bulur ve erişmek istediği noktaya eriştiğini düşünürse, bence orada bir yanılgıya uğrar ve tükenişine giden yola girer. Onun için her zaman hayatın çırağı olmak gerektiğine inanıyorum. İnsan kendisini ararken, yalnızca kendi iç dünyasını değil, bir anlamda hayatı da yeniden keşfeder. Kendi sırlarını öğrenmeye çalışırken, hayatın gizlerini de keşfetmeye başlar. Bu süreç iç içedir ve sonsuzdur.

 

İç dünyamıza inen yol çok uzun ve hayat kısa ve sınırlıdır

 

“Keşfedilmemiş bir gezegen kadar uzaksın kendinden;

mezarlıklara dönük uzuvların da, oranın dinamizmini kıskanıyor…”[1]

 

Herkes kendisini keşfedemez, çünkü çünkü çoǧu insanın kendisini keşfetme istemi ve böyle bir arayışı yoktur. İnsanların büyük çoğunluğu hayatın içinde, ne kendilerini arar ne de başka bir anlam arayışına girerler. Yalnızca yaşarlar, ve hayatın içindeki güncel sorunlarda boğulurlar. Kendi iç dünyasını keşfetmek isteyen ve hayatın gizini, anlamını merak eden insanların sayısı çok fazla değildir.

Yalnızca kitaplardan öğrenilmez, ama öğrenmek için kitaplar vazgeçilmez öğelerden birisidir. İnsan basamak basamak ilerler, kendi içine giden yolda. Özümseyerek, öğrenerek, keşfederek ve her an yeniden başlıyormuş gibi bir heyecanla yürür kendi iç dünyasının karanlıklarında. Her an bu karanlığı biraz daha aydınlatmaya çalışarak.

Ayrıca bilge kişi ile bilgi sahibi kişi arasında bir fark vardır. Bilge kişi, bilgi sahibi olan kişinin ötesinde kendi iç dünyasını keşfetme yolunda olan ve bilgiyi özümseyerek onu hayat ve kendi içsel yolculuğu ile örtüştürmeye çalışır.

Daha kendimizi tanımazken, bütün enerjimizi başkalarını tanımaya veririz ve böylece başkalarının dünyalarında boğuluruz.

Lao Tse şöyle der: “Bilgiye ulaşmak için, her gün bir şeyler ekleyin. Bilgeliğe ulaşmak için, her gün bir şeylerden kurtulun.”

Yalnızca okumak yetmez, aynı zamanda deneyimlerimiz, bilgimiz ve gözlemlerimizi birleştirerek kendi hayatımıza iradi müdahalede bulunmamız gereklidir. Kendi davranışlarımızı, hatalarımızı, yanlışlarımızı analiz etmek ve olumsuz olanları değiştirmemiz gereklidir. Lao Tse’nin söz ettiği “bir şeylerden kurtulmak” işte bu anlamdadır bence. İç barışa ulaşmak için birçok şeyden kendimizi kurtarmamız gerekir. Örneğin hırs ve sahip olma, birileri üzerinde otorite kurma, duyguları kurtulmamız gereken şeylerdendir.

Kendimizi keşfetme ve iç dünyamıza inen yol çok uzun ve hayat kısa ve sınırlı. Bu demektir ki kendimizi ve ilişkide olduğumuz insanları gerçek anlamda tam olarak hiçbir zaman tanıyamayacağız. Ama yine de kişi bir kez iç dünyasına giden yola girdiğinde, bu yoldan geri dönmesi çok zordur.

Kendini keşfetme yolunda ilerleyen kişi, kendi iç barışına daha yakın olan kişidir.

 

Erol Anar

Mayıs 2017

Paraná-Brezilya

 

[1] Cioran, E. M (2013)”Çürümenin Kitabı” Metis Yayınları, 4. Basım, İstanbul, s.88.

 

 

Dünyalılar

Rastgele Haber

Hayat Sonsuz Bir Gezidir, Bu Yolculukta Aldığımız Mesafe Kadar Özgürüz

“İnsanların yürekleriyle oynamak yapacağın en son şeydir. İnsan yüreği bir yay gibidir, aşağıya doğru bastırırsan …

One comment

  1. mehmet kurtbulur

    yaşadıgın hayatın üçde ikisini almış o hayatdan büyük ders alarak iyi bir degişim yaparak kendini topluma
    kazandırmış düşüncesi genel topluma fayda yarar saglayacak kitaplar yazmak konuşarak ifade etmek bilgi sahibi etmek katkıda bulunmak toplumun 100/25 nin yararına olaçak yaşadıgını başka insan bilmeden
    yaşıyorsa yaşatı yorsa yaşa tılıyorsa dogru yaşantı olmadıgını ifade etmesi büyük başarı olarak görürüm

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir