Home / Güncel / İstanbul’da Köle Pazarları

İstanbul’da Köle Pazarları

Yevmiyeci işçiler, İstanbul’un birçok semtinde, özellikle tekstil sektörünün yoğunlaştığı Bağcılar, Yenibosna, Esenler, Esenyurt gibi ilçelerde; parklarda, pastane önlerinde, fırın önlerinde toplanıyorlar. Taşeron firmaların ayarladığı işlere gidiyorlar.
Küçükçekmece İnönü Mahallesi’nin son durağına yakın büyük bir pastanenin önünde bekliyor işçiler. Pastaneci de bu durumdan memnun, çünkü her sabah 40-50 kişi pastanede bir şeyler yiyor. Bağcılar’da ekmek fırınının önünde, Güneşli’de benzin istasyonunun yanında küçük bir arsada, Yenibosna’da ise petrol istasyonunun yanında toplanıyorlar. Sayıları yüzlerce. Yaşları 13-50 arasında değişiyor. İstanbul’da tekstil işçilerinin büyük bölümü bu şekilde çalışıyor.
Konuştuğumuz yevmiyeci işçiler, yaptıkları iş yüzünden her kötü muamele ile karşılaştıklarını, gittikleri yerlerde hakarete uğradıklarını anlatıyorlar. İnsanlık dışı koşullarda çalıştıklarını belirten işçiler, ekonomik sıkıntılar nedeniyle bu işi yapmaya mecbur olduklarını söylüyorlar. Dediklerine göre, firma ve atölye sahipleri, yevmiyeci tekstil işçilerine köle muamelesi yapıyor. Sosyal haklar ise hak getire. İşçilerin anlattıkları şöyle:
NEREYE GİTTİĞİMİZİ BİLMİYORUZ
B.B. (14): Ailem, kardeşlerim ve benim ihtiyaçlarımızı karşılamakta oldukça güçlük çekiyordu. Bu yüzden tatillerde çalışmak mecburiyetinde kaldım.  Tatillerde yevmiyeci olarak çalışan arkadaşlarım vardı, bu işi ilk onlardan duydum. Ailem de beni masraflarım için bu işe yolladı. İşlerimizi Altun abla ayarlıyor. İş sahipleri ücretleri Altun ablaya veriyor. Altun abla da bize ücretlerimizi dağıtıyor. Bizi işlere Altun abla yönlendiriyor. Eğer iş sahibi, bizim çalışmamızı beğenmezse geri yolluyor ve bizi azarlıyor. O gün başka işe gitme şansımız olmuyor ve çalıştığımız kadar bir ücret de verilmiyor. Günlük olarak 30TL kazanıyoruz. Altun abla işi ayarladığı için 5 TL bizden alıyor. Geçen sene aylıkçı olarak çalıştığım yerden 3 ay paramı alamadığım için günlük olarak çalışmayı tercih ettim.
MEHMET ALİ E. : Sabah saat 5’te çıkıyoruz Güneşli Meydanı’na. İnsan pazarı gibi gelip bizi alıp götürüyorlar. Nereye gittiğimizi de bilmiyoruz. İyi bir yer mi? Kötü bir yer mi? Bunu 35 lira para için yapıyoruz. Sosyal güvencemiz yok. Maaşla çalışsak bu sefer 2-3 ay çalıştırıyorlar, maaşımızı vermiyorlar, gidiyoruz bir gün firma kapanmış. Mecburen biz de yevmiye ile çalışıyoruz. Bir gün ücret alıyoruz, bir gün alamıyoruz. Çoluk çocuk sefil oluyor. Bizim emeğimiz üzerinden aracı kişiler sırtımızdan para kazanmakta. Bizler de mecbur olduğumuzdan bunu kabulleniyoruz.
DEVLET BİZE SAHİP ÇIKMIYOR
SEVGİ E.: Ben uzun süredir bu işi yapıyorum. Kendi tekstil dükkânım vardı. Bizi dolandırdılar, battık. Aylıkçı olarak çalışmaya başladım ama sigortamızı yapmıyorlardı. Maaşlarımızı eksik veriyorlardı. 2-3 milyar paramı alamadım. Sonra bu işi duydum ve başladım. En azından parasız kalmıyorsun. Günlük de olsa elimize para geçiyor. Devlet ve bu sistem yüzünden hayatlarımızı günlük yaşıyoruz. Gelecekten kaygılıyız ve korkuyoruz. Tekstilde istikrar yok. Tekstil işçileri sahipsiz. Devletin sahip çıktığı yok.
O. T. (15): Ablam, annem ve ben bu işi yapıyoruz. İlk işe gittiğimizde korktuğum için ağlamıştım. Çünkü tanımadığımız adamlar gelip bizi alıyor ve nereye gideceğimizi bilmeden onlarla gidiyorduk. Gittiğimiz yerlerde bize çok kötü davranıyorlardı, bağırıyorlardı. İşi yanlış yaptığımızda bize kötü sözler söyleyip bazen kapı dışarı ettikleri oluyordu. Sokaklarda perişan oluyorduk. Bu işte kimsenin bizi insan yerine koyduğu olmuyor. Oysa ki biz yaşamak için bu işi yapmak zorundayız, bu yüzden insanlığımızı bir kenara bırakıp çalışıyoruz.
BAŞBAKAN OTURUP DÜŞÜNSÜN
SEVDA O.: Aylarca bizi çalıştırıp paramızı vermiyorlardı. Bayan olduğumuzdan birçoğumuz kötü muameleye maruz kalıyorduk. Etrafta yevmiyecilik yapan çok kişi vardı. Ben de bu şekilde çalışmaya başladım. Çalışırken de zaten ne sigortamız ödeniyordu, ne de paramızı alabiliyorduk. En azından bu şekilde sigortamız olmasa da paramızı alıyoruz.
Bizler bu şekilde günlük çalışmaktan memnun değiliz. Özellikle bayan olarak bu tarz bir işte çalışmak hem çok yıpratıcı hem de güvenliğimiz açısından sakıncalı. Bu sistem bizleri küfürlere ve horlanmaya alışkın hale getirdi. Yevmiyeci olarak çalışmak çok zor ve insanlık dışı ama buna mecburuz. Başbakan Erdoğan ekonomiyi bu hale getirdiği için oturup iyice bir düşünmeli.
Olca KARASOY
Fotoğraf: Ara GÜLER

Dunyalılar

Rastgele Haber

Yönetemiyorlar, yönetemeyecekler… – Fikret Başkaya

Kapitalist toplumda mülk sahibi sınıfların (sermaye sahiplerinin) beş yönetim biçimi vardır: Klasik parlamenter demokrasi, sosyal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir