Home / Genel / “Korku İktidara Neler Yaptırıyor”

“Korku İktidara Neler Yaptırıyor”

Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu demokrasi mücadelesinin ne olursa olsun iktidarın tutumuna göre değil, demokrasiye ulaşıncaya kadar süreceğini söyledi. Artık iktidarın tepkilerin örgütlü bir şekilde sürmesinden korktuğunu, tek kişinin durması ya da yürümesinden bile çekindiğini ifade eden Eminağaoğlu, “ilerleyen demokrasi değil, 12 Eylül’dür” dedi. Yargıçlar Sendikası Başkanı Eminağaoğlu’nun direniş ve buna karşı hükümetin tavrı ile ilgili değerlendirmesi şöyle:

Hükümet, demokratik standartlara kavuşulduğu algısını yaratmak için, bu konudaki açığını da gizlemek düşüncesiyle olsa gerek, ısrarla ileri demokrasi söylemini kullanmaktadır. Oysa hiç bir adım da atmadan bu söyleme başvurması, gerçeğin üzerini örtme iradesini iyice deşifre etmektedir. Demokrasinin ortadan kaldırıldığı 1980 döneminden kalan ve demokrasi ile ilgili olan o dönemin tüm yasaları hala yürürlüktedir. Gündemde olan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası, bu yasalardan sadece bir tanesidir.
***

Gezi parkı adıyla simgeleşen eylemler sırasında, polisin hukuka aykırı davranışlar sergilemesi karşısında, halk hatta tek tek kişiler farklı yöntemlerle bu baskılardan çıkış yolu aramaya yönelince, ilginç durumlara tanık olunmuş ve görmeyen gözler bile gerçeklerden kaçamamıştır.

İşte “duran adam” olarak nitelenen bireysel eylemler de, polisin kitlelere su sıkması, gaz fişeği atması, zor kullanması, orantısız güce yönelmesi ve bu tutumundan vazgeçmemesi karşısında başlamıştır!

Gezi parkında başlayan ve sonrasında ise ülkenin her yerine yayılan eylemler nedeniyle tepkiler, demokratik toplum kuralları dışına çıkılmadan ortaya konulmuş ise de, örgütlü bir dayanışma sergilenememiştir.

Katılımcılığın ve örgütsel tutumun öne çıkması gereken bu süreç gösterdi ki, öyle bir baskı havası ve öyle bir toplumsal genetik kodlama yaratılıp meyveleri de alınmış ki; toplum artık tepki vermeyi benimsese bile, örgütsel bir demokratik tepki düşüncesinden uzaklaştırılmış durumdadır. Artık topluluklar, örgütlü değil rastlantısal birlikteliklerle oluşmaktadır! Ve de en vahimi bu rastlantısal birliktelikler, siyasal bir kimlikten, böyle bir kimlik taşımaktan uzaklaştırılmıştır. Siyaset, daha etkili bir yapı ve de tepkinin aracı olarak değil, eylem kırıcılığın unsuru biçiminde görülür olmuştur.

Demokratik bir toplum için siyaset, olmazsa olmaz iken, her nasılsa siyasetsiz bir demokratik toplum ortaya çıkartılmıştır! Böyle olunca da iktidar karşısında, bir eylemden hareketle cephe veya siyasal platform oluşturmak düşüncesi, o eylem tabanda ortak kabul görse de, eylem kırıcılığı olarak nitelenir olmuştur… Siyaset bu anlayışla, parti tabelasına ve seçim sandığına hapsedilmiştir… 12 eylül, tüm siyasi faaliyetleri yasaklamasına rağmen, şimdi sivil yolla siyaset dışlanarak aynı şeyler yapılmaktadır! Siyasetin olmadığı bir tabloda da demokrasiden, ileri demokrasiden söz edilebilmektedir!

Partiler, kendileri alanlarda doğrudan yer almadıkları ya da bu kabuğu kırıp toplulukları örgütleyerek veya toplulukların içine girerek iktidar karşısına etkili biçimde çıkmadıkları, alanlarda sadece görüntü veya fon oluşturdukları, hatta onu dahi yapamadıkları için, polis öne çıkmış, böyle olunca da alanlardaki toplulukların muhatap olmadıkları polisiye tebbirler kalmamıştır!

İşte “duran adam”, bu polisiye tedbirler karşısında ilginç bir çıkış olmuştur! Ama bu bireysel tepkiyi 12 Eylülün demokratları hemen 12 Eylülden kalan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası kapsamında algılamışlardır. Oysa 12 Eylül bile tek kişilik toplantı düşüncesini aklına getirmemiştir. Böylece ilerleyenin de demokrasi değil, 12 Eylül olduğu bir kez daha görülmüştür.

Artık yürümek değil, durmak bile dikkat çekmekte, tek kişinin yürümesi bile acaba ile karşılanmaktadır. 12 Eylül, kendisini saklamamış, açık ve net hareket etmiş, ben darbeyim demiş ve sokağa çıkma yasağı ilan edip, insanların ne durmasına, ne yürümesine, ne de bunları toplu olarak yapmalarına olanak ve ortam yaratmıştır. Oysa şimdi, bakarsanız ilerleyen demokrasi vardır ve de toplum da, insanlar da her yönüyle serbesttir… Üstelik 12 Eylülden kalan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’nca yasaklanmamasına rağmen, bırakın toplu irade sergilemeyi, sokağa çıkma yasağı bile olmadan, duran adamların durmasına, adım bile atmasına tahammül edemeyen bir irade vardır.
***
Korku iktidara neler neler yaptırmaktadır… Ne olursa olsun, demokrasi mücadelesi, iktidarın tutumuna göre değil, demokrasi inancına göre biçimlenir ve ona ulaşıncaya kadar da sürer. Düşünün duran adamlar ya adım atarsa, ya bir araya gelirse… İşte iktidardaki korku bu! O nedenle bu tepkileri örgütlü bir biçimde sürdürülebilir kılmak, demokrasiyi ve hukuk devletini yaşatmak için zorunludur. Tepkilerin, duran kişilerin bireysel boyuttaki eylemlerine indirgenmesi ve bununla demokrasinin yaşanması ise, darbecilerin ve darbe demokrasisinin bile başaramadığı bir ilerlemelidir! İşte demokrasideki ilerleme!

(Sol Gazetesi – 22.6.2013)

www.dunyalilar.org

Rastgele Haber

Flört şiddeti nedir?

Kadınlar için korkutucu bir deneyim! Korkmayın… Ama flört şiddetinin şiddete açılan kapılarından biri olduğunu da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir