Home / Yaşam / Korkunun Pazarlanması

Korkunun Pazarlanması

        Korku kelimesinin sözlük anlamı “Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü, kötülük gelme ihtimali, tehlike”  şeklinde tarif ediliyor.

korkunun-pazarlanması_domuz-gribi

Türk Dil Kurumu ise; “Korku, gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.” diye tarif eder korkuyu. Oysa korkular bilinçaltı zihnimizin, bizi korumak amacıyla bize yaşattığı hayali duygulardır ve  çok azı gerçektir. Neredeyse tamamı, kişinin kendi kendine var ettiği illüzyonlardır. Yani kendi muhayyilemizde kurguladığımız gerçek olmayan endişelerdir. Yani “korku terörü” yaratanların bizi yakaladıkları nokta.

         Gerçek korkular deneyimlediklerinizdir. Ateşe elinizi uzattığınızda canınız yanar ve bir daha yanma korkusuyla ateşe dokunmazsınız. Yılanın ısırdığını, akrebin soktuğunu, aç kurdun saldırabileceğini bilirsiniz ve korkarsınız. Ya modern zamanların ürettiği korkulara ne demeli? Yaşlanma korkusu, güzelliği ve gençliği kaybetme korkusu, kilo alma korkusu, hastalanma ve kaza geçirme korkusu, çocukları iyi yetiştirememe korkusu, sınav korkusu, para ve iş kaybetme korkusu, kıyamet ve küresel ısınma korkusu, terör korkusu, salgın hastalık korkusu, kıtlık korkusu, gelecek korkusu, deprem ve tsunami korkusu, beğenilmeme ve kabul görmeme korkusu, yaşamı kaçırma korkusu,  gibi uzayıp giden korku zinciri içinde esir olur kalır insanoğlu…

         Korku insanın en zayıf ve hükmedilmesi en kolay duygusudur. Her birimizin yüzlerce korkusu var. Ölümlü olan insan için korkulardan kurtulmak imkansızdır ve korkutulmaktan da…

         Dini metinlerde korku betimlemelerine çok sık rastlanır. Cehennem korkusu, davranışlarında ölçüyü kaçıran toplumların felaketlerle nasıl yok edileceğine kadar korku faktörünün insan üzerindeki etkilerine nice örnekler vardır. Sevmekten önce korkmayı öğreniriz, anlamaktan çok uzak durmayı ve okumaktan çok dinlemeyi severiz.

         Toplumları ve bireyleri tüm yaşam unsurlarıyla kontrol altında tutmak, yaşam unsurlarımızı etkileyerek, yaşam biçimimizi dilediği gibi şekillendirmek, insanları sürekli harcayan, denileni istisnasız yapan, düşünmeyen, karşı çıkmayan, sadece kendini düşünen, değerlerini unutan, her anlamda köleleşen ve hatta robotlaşan bireyler haline getirmek için sürekli  yeni korkular üretilmekte ve bu korkuların ticareti yapılmaktadır.

korkular

         Küreselleşen emperyalizm insanın en doğal ve karşı konulması güç duygusunu ‘Korku Pazarlama’ denilen yöntemle sömürmektedir. Modern Tanrıların fabrikada satmak için ürettiği korkular, kitleleri etkisi altına almakta ve insanın her türlü psikolojik zaafı kullanılarak yeni yeni pazarlar oluşturulmaktadır.

         Korkunun olduğu yerde sığınma ihtiyacı doğar ve korkan insan kendini kurtaracak kişi ya da kurumlara bağlanır bir nevi kul köle ilişkisi ortaya çıkar. Hayali korkularından kurtulmak isteyen insanın sığınma ihtiyacı modern tanrılar tarafından parayla yüksek fiyatlara satılır ve tuzağa düşen insan, para karşılığında özgürlüğünü verir. Ne acı!

         Modern dünya bu ürün sana gerekli, buna ihtiyacın var, bunu almazsan yaşamı kaçırırsın gibi sözlerle bilinçaltına inip piyasaya sürdüğü ürün ve markalarla insanları o ürünlerin sürekli tüketimine alıştırarak köleleştirmektedir. Çünkü her alışkanlık, bağımlılıktır ve insanın özgürlüğüne engeldir. Özgürlüğün olmadığı bir ortamda insan ruhu gelişemez, doğruları bulmakta zorlanır, sağlıklı kararlar veremez. Ve işin en garip tarafı da özgürlük sloganlarıyla bağımlı hale getirilen insanın, bunun farkına varamamasıdır.

        korku Senin özel olduğunu ve her ürünün sadece senin için yapıldığı hissi uyandıran reklamlar ve kampanyalar içinde çıldırma noktasına gelen insana yine tedaviyi parayla satacak şeytan güruhu içinde yeterince bilinçli olmamız gerekmez mi?

         Telefonun yoksa yalnız kalırsın, hayatın zorlaşır, sen rahat rahat konuş diye biz dakikaları arttırdık, sen rahat rahat öde diye biz taksitleri çoğalttık, sen sıkıntıda kalma diye bir mesajla kredi verdik, sen rahat rahat uyu diye evini ve eşyalarını sigortaladık, yeter ki arın korkularından ve rahat et, biz korkularını satın aldık, açma gözlerini ve yeter ki uyu…

         Korku, damarlarından ve köklerinden kopmuş ve doğal ortamından sökülmüş zayıf insanın edilgenliğini, sunulan her şeyi kabul edip satın alma özelliğini zirveye taşıyor. Sağlık uzmanı kılıklı şarlatanlar, küresel korkuyu başlı başına bir felaket ölçeğine taşıyan deprem müneccimleri, küresel felaket tellalları, servetlerine servet, ünlerine ün katıyorlar. İnsanlar, daha herhangi bir felaket cereyan etmeden korkudan helak oluyorlar.

         Yapılması gereken yaşamınızı sorgulamaya başlayıp neyi niçin aldığınızı bir kez daha gözden geçirmek. Nelerden korkarak kurtarıcı gibi sunulan ürüne sığınıyorsunuz? Örneğin  dişlerinizin daha beyaz olması için reklamda gösterilen pırlanta gibi dişleri parlatan ürüne yöneliyorsanız gereksiz bir korku içindesiniz. Bunun için sigarayı bırakmak en gerçek ve gidilmesi gerekli yol değil mi? Bir kaç kilo fazlalığınız için yağlarınızı eritecek güzellik merkezlerine mi koşuyorsunuz ? Bekleyin ve bir düşünün, yağlarınızı eritip size başka sağlık problemleri yaşatacak yöntemlerin geçici mutluluğu yerine kendinizle barışık bir hayatı neden denemiyorsunuz? Düzenli olarak yürümek de iyi gelir, tabii eğer yürüyebilecek bir yerler bulabilirseniz…

Onlar bize sundukları ideal ve beğenilmesi gereken insan modeli için şeytan gibi her zaafımızdan içeri girip bizi kandırmanın derdindedir. Bedeninden çok ruhunu ve beynini besleyen insan güçlüdür ve farkındadır oynanan oyunların. Koyun sürüsü benzetmesini sevmesem de yığınlar halinde kontrol edilmekten kurtulmamız için bir an önce düşünmeye başlamamız gerekmez mi?

Fatma KOŞUBAŞI (fatmakosubasi@gmail.com)

Dünyalılar

Korkular konusunda daha önce yayınladığımız ‘Aylık korku harcamanız ne kadar? ‘başlıklı yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

fear-three_korkular_korku

Rastgele Haber

Düşünce bir duruş biçimi, hayat ise bir akıştır

  Çoğu zaman hayat bizden önde gider, onu kaçırır ve yetişmek için olağanüstü çaba harcarız. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir